Mâlum dayatmacı kesimlerin, ‘susturma özgürlüğü’ tartışılamaz!
Hani, onlar, insanların düşüncelerini açıklamalarından korkmazdı ve tam özgürlükten yanaydılar. Ama, görülüyor ki, ‘kendileri gibi düşünmeyenleri susturma özgürlüğü’, baş özgürlük onlar için. Her insan için böyledir ya, hele de devamlı konuşan ya da konuşmak ya da yazmak zorunda olan ve
08/08/2017


Mâlum dayatmacı kesimlerin, ‘susturma özgürlüğü’ tartışılamaz!



 



 



Her insan için böyledir ya, hele de devamlı konuşan ya da konuşmak  ya da yazmak zorunda olan ve kalan ve de kitlelerin kendisinden bir şeyler bekledikleri düşünülen siyasetçi ve yazar-çizerlerin -ne kadar dikkatli olurlarsa olsunlar, nihayet insandırlar- insan olarak hata yapmaları ya da sürç-ü lisan etmeleri kaçınılmazdır.



2500 yıl öncelerde,  antik Roma’da hukuka giriş konusunda temel kabul edilen cümlelerinden birisi de böyleydi:  ‘Errarehumanumest!/ Hata insanlar içindir!



***



Hayreddin Karaman Hoca 3 Ağustos günü, Yeni Şafak’taki yazısının bir yerinde -bence de keşke daha özenli bir cümle kursaydı, ama, öyle yapamamış ve- sigara içen tesettürlü hanımların öteki cenahlara,  Siz benim başımı örttüğüme bakmayın. Benden ümidinizi kesmeyin. Sizinle paylaşacak çok şeyim var.’ der gibi bir mesaj verdiği hissine kapıldığını yazmış.



Hoca, o cümleyi, tedaîsi, çağrışımı çok geniş ve ucu açık şekilde öyle kurmasaydı, keşke. Ama, nihayet bir düşünce tarzıdır.



Fakir de, hele de câmiden, namazdan çıkıp hemen sigara yakan, ya da Ramazan’da iftarını sigara ile açanlar başta olmak üzere, kendilerini inançlarının mes’elelerini anlamaya veya yorumlamaya daha bir fazla hasrettiklerini hissettiren erkekleri gördüğümde de rahatsız oluyorum.



Bu durumu,  bir de, inançlarının ölçülerine bağlı kalmak dikkatini örtüleriyle de dışarıya daha bir yansıtmak durumunda olan hanımlara, hele de, toplu mekânlarda umûmun ortasında, sigara çeker vaziyette görünce hiç yakıştıramıyor ve yadırgıyorum. Ama, işte o kadar.



Bu yaklaşım, ‘kadın-erkek ayırımı yapıldığı’ şeklinde görülmemelidir herhalde. Çünkü, o pis nesne, gerçekten de hiç kimseye yakışmıyor, hele de Müslümanım diyen insana, hiç. Ve de hanımlara, asla.



Konuya şöyle bakılması, daha doğru olsa gerek:



Bütün renkler kirlenmeye başlamıştı, birinciliği beyaz renkaldı.



Kadınlar, ‘beyaz’ durumundadırlar;  o halde, bu özelliklerini şerefle kabullenmeli ve korumalıdırlar.



Bu konuda, bundan öteye, hele de sigara mevzuunda çok fazla bir şey söylense bile, nafiledir.



***



Nitekim, Kâtib Çelebi, 300 sene kadar öncelerde, -Amerika’nın keşfinden sonra bütün dünyaya hızla yayılan ‘sigara’yı,  -‘Mizân-ul’Haqq, fî ihtiyar-ul’ehaqq.’  isimli eserinde-,etraflıca ele alıp tartışmış; sigaranın haram olduğuna dair açık bir şer’î bir hüküm olmadığına göre,  ‘insan sağlığına zararlı olduğu’ vs. gibi gerekçelerle, kıyas yoluyla haram denilemeyeceğini; bunun yerine, ‘tahrimen mekruh /harama yakın mekruh’ olarak ölçüsünden istifade edilebileceğini belirterek, -özetle- şöyle demiş:



‘Ey oğul, sigaranın kötülüklerini, anlat; ama, haram deyip, kesin yasaklar koymaya kalkışma! Çünkü, bu durum, hem onu içecek olanları caydırmayacaktır, hem de ‘haram’ denilenlerin alenen sergilenmesine daha bir yol açacaktır.’



***



Son günlerin bir diğer tartışması da, AK Parti’nin eski MYK üyesi Ayhan Ogan’ın CNNTürk ekranlarında, ‘devletin yeniden kurulmakta olduğu’na dair sözleri.



Hemen,şeytan taşlama seansları başladı.



Gerçi, 1923’de kurulan da yeni bir devlet değildi, devletin bir temel organı olan rejimin, yönetim mekanizmasının saltanattan cumhuriyet’e; gerçekte ise, bir mutlak diktatörlüğedönüştürülmesiydi. Ama, Ogan’ın bu sözleri de bir görüş açıklamadır, ama, tahammül gösterilemedi.



Öyle ya, tepeden inmeci, jakoben, kemalist-laiklerden icazet almadan bu konularda konuşmak olur mu hiç?



Hani, onlar,  insanların düşüncelerini açıklamalarından korkmazdı ve tam özgürlükten yanaydılar.



Ama, görülüyor ki, ‘kendileri gibi düşünmeyenleri susturma özgürlüğü’, baş özgürlük onlar için.



***



Aynı şekilde, evlilikle ilgili resmî işlemlerin sadece Belediye Başkanları veya temsilcilerince değil, Müftülüklerce de yapılabilmesini öngören bir kanun değişikliği teklifi de fırtınalar koparıyor.



Laiklik elden gidiyormuş.



Bu ülkede, hahamlar, papazlar  kendi dindaşlarına, kendi şeriatlerine göre nikâh kıyabilirler, ama Müslümanlar, asla..



Yaşasın, ‘kemalist-laik özgürlük’ dayatması!



 



selahaddin e çakırgil



star