"Zina eden kadın ve zina eden erkekten her birine yüz sopa vurun; Allah'a ve ahiret gününe inanıyorsanız, Allah'ın dini(ni tatbik) hususunda sizi sakın acıma duygusu kaplamasın! Müminlerden bir grup da onlara uygulanan cezaya şahit olsun." Nur Suresi - 2
Suriye’den gelen katliam haberlerinin ardı arkası kesilmiyor. Suriye’de kan aktıkça birileri buralarda slogan atıyor, birileri slogan attıkça kan akmaya devam ediyor. Bazı durumlarda slogan atmak hiçbir şeye çare olmaz…
Suriye’deki iç dengeleri, tarafları, bu tarafların kimler olduğunu ve nerelerden yönetildiğini bilip ona göre çözüm yolları aramak başka bir şeydir, ‘Kahrolsun Esad’ kofluğunda sloganlar atarak ABD’yi, NATO’yu müdahaleye çağırmak bambaşka bir şey.
Aylardır Suriye’de tarafları bilmek gerektiğinden, oynanan oyunları görmekten ve buna göre çözüm bulmaktan bahsediyoruz çünkü derdimiz ve sıkıntımız mazlum halkın daha fazla katledilmesini engellemek… Ama işbirliği yapmış içimizdeki bazı kesimler bunları konuşmaya tenezzül dahi etmiyor, senelerdir içlerinde tuttukları ve hatta yapmakla görevlendirildikleri propagandaları yapma derdine düşüyorlar.
Ümmetin başındaki belaların arkasında Batılıların olduğunu söyleyenlere ve bununla mücadele edenlere karşı bir kampanya yürütüyorlar. Dertleri Suriye’de, Libya’da ölen masum insanlar kesinlikle değil ve olmadı. Suriye’de insanların ölmesini isteyen ve sağlayanlarla bu propaganları yapmaları için içimizdeki misyonerleri görevlendirenler aynı koltukta oturuyorlar.
Suriye’deki durumun çözümü ne? Bu sorunun cevabını arayalım hadi !
Bu sorunun çözümü BM oylamaları, NATO’ya verilecek talimatlar, ABD, İngiltere, Fransa gibi ülkelerin destek verdiği bir sefere çıkmak mı? Yoksa Suriye’deki çözümün yolu ABD’nin emir eri haline gelmiş, senelerdir Müslümanlara zulmeden, Müslümanların serveti üzerinde sefa süren Suud rejimi veya ABD’nin yeni gözdesi Katar’ın kirli oyunları mı?
Bunları neden kimse konuşmuyor? Çünkü Suriye’de çözüm istemiyorlar, çünkü kanın durmasını istemiyorlar. Kan akacak ve onlar iktidarlarına daha fazla yaklaşacaklar.
Daha önce defalarca söylediğimiz gibi bütün bu güçler çözümün parçası olamazlar çünkü sorunun mimarlarıdırlar.
Suriye’de olayların başladığı ilk günlerden itibaren Türkiye-İran ortaklığı ile Suriye’de hem muhalefetin hem de rejimin kabul edeceği çözüm yolları bulunabileceğinden bahsetmiştik. Türkiye bu fırsatı Esad’la ipleri kopararak büyük oranda kaybetti ama geldiğimiz şu günde dahi başka bir çözüm yolu gözükmüyor.
Türkiye ve İran önce bir araya gelip çözüm konusunda anlaşmalı ve daha sonra Suriye’de görüşmelere başlamalılar… Türkiye-İran ittifakı ve belki ileriki günlerde Mısır’ın da bu ittifaka katılması Ortadoğu’da senelerdir hüküm süren batılıların hâkimiyetine son verecek bir birleşme olabilir. Mezhep çatışmalarını da bitirecek potansiyelde olan bu birleşmeyi umud ediyoruz.
Suriye konusunda Türkiye-İran ittifakı sağlanırsa çözüm istemeyenler de deşifre olacaktır. Hükümet Ortadoğu’da özgün ve adil bir politika izlemek istiyorsa içerisinde bulunan Suud lobisi ve benzeri lobi yapılanmalarını ortaya çıkarmalı, operasyonlarını deşifre etmeyi başarmalıdır. Suriye halkının kanının akmasını engellemenin en hızlı ve tek yolu budur. Ama Suriye halkı en doğru çözümü istiyorsa çocuklarını şimdiden birer Tevhid savaşçısı olarak yetiştirmek durumunda.
Kur’an ve Sünnet’le inşa edilmeyen toplumlar gücü elinde bulunduran zalim sultalar tarafından tekrar tekrar ve tekrar ezilecek, yok edilecek, sömürülecektir.
‘…Gerçek şu ki, insanlar kendi iç dünyalarını değiştirmeden Allah onların durumunu değiştirmez…’ Ra’d / 11