Yeni Üyelik - Şifremi Unuttum
Arama    
"Zina eden kadın ve zina eden erkekten her birine yüz sopa vurun; Allah'a ve ahiret gününe inanıyorsanız, Allah'ın dini(ni tatbik) hususunda sizi sakın acıma duygusu kaplamasın! Müminlerden bir grup da onlara uygulanan cezaya şahit olsun." Nur Suresi - 2
* 'Yaşam tarzları tehlikede değil' * Uzun Lafa Ne Hacet, Herşey Açık ve Net * 'Türkiye, sırtını Batıya dönmüyor' * Obama: Afganistan'da Zor Günler Bizi Bekliyor! * Sivil Yahudiler de Filistin'li Avında ! * 'Ümmet diyeni yok ettiler' * "Bizi bitirecekseniz önce içinizi temizlemelisiniz" * Şifre bu paşadır * Vicdani Ret tartışması * Mescid-i Aksa İçin Tehlike Çanları Çalıyor

SON DAKİKA

ANA SAYFA

SİTENİZE EKLEYİN

RADYO DİNLE

Linkler

AKSİYON

ANADOLU GENÇLİK DERGİSİ

GENÇ BİRİKİM DERGİSİ

HAKSÖZ DERGİSİ

UMRAN DERGİSİ

VUSLAT DERGİSİ

İKTİBAS

YORUM DERGİSİ

İSLAMİ YORUM

AHMET VAROL

Aktif Haber

ANALİZ MERKEZİ

ANSAR DE

AYETLER COM

DENİZ FENERİ

DİNİ 100 NET

DÜNYA BÜLTENİ

Enfal de

FİLİSTİN ENFORMASYON MERKEZİ

HABER VAKTİ

HABER VAKTİ

HARUN YAHYA

HAYRETTİN KARAMAN

KUDUS YOLU

M.ENGİN NOYAN

MAZLUMDER

MUSTAFA İSLAMOĞLU

MÜLÜMAN GENÇ

Süleymaniye Vakfı

TEFSİR DERSLERİ

TEVHİD HABER

TEVHİDE DOĞRU

TİME TÜRK

İ H H

YARDIMELİ DERNEĞİ

İKRA İSLAM

İLKAV

İSRA HABER

Özçgün Duruş

ÖZGÜR DER

SAAT KAÇ

T.C. Kimlik Numarası

BUGÜN

MİLLİ GAZETE

SABAH

STAR

TARAF

YENİ AKİT

YENİ ASYA

YENİ ŞAFAK

ZAMAN

ZAMAN AİLEM

ADANA BARIŞ RADYO

ADANA RADYO HAYAT

AKSARAY KENT FM

ANKARA ARİFAN RADYO

ANKARA DENGE RADYO

ANKARA HEDEF RADYO

ANKARA RADYO VAKİT

ANTALYA DİLARA FM

BATMAN GENÇLİK FM

BOLU ŞAFAK FM

BURSA ÇINAR RADYO

BURSA RAHMET FM

ÇORUM ÇAĞRI FM

DİYARBAKIR ÇAĞRI FM

DİYARBAKIR NUR RADYO

ERZİNCAN GÖKSU FM

ISPARTA DİLARA FM

KARAMAN GSRT FM

KAYSERİ ART FM

KAYSERİ ARİFAN RADYO

KAYSERİ FURKAN RADYO

KAYSERİ RADYO AS

KAYSERİ ŞAFAK RADYO

KIRIKKALE ANADOLU FM

KIRŞEHİR GENÇLİĞİN SESİ FM

KOCAELİ ANADOLU RADYO

KOCAELİ MESAJ FM

KONYA GENÇLİK FM

KONYA GÖZYAŞI FM

KONYA RADYO EN

KONYA RİBAT FM

KONYA İSRA FM

MALATYA SELAM RADYO

MARDİN CEMRE RADYO

MUŞ RADYO 1071

NİĞDE UMUT FM

SAKARYA HİLAL FM

SİVAS RADYO GÜNEŞ

SİVAS RADYO HİLAL

URFA RADYO MEDYA

URFA RADYO MEGA

İÇEL ÇAĞRI FM

İÇEL İSTİKLAL RADYO

YOZGAT UFUK FM

İRİP RADYO

İSTANBUL AKRA FM

İSTANBUL MARMARA FM

İSTANBUL MORAL FM

İSTANBUL RADYO MEKTUP

İSTANBUL ÖZEL FM

İZMİR RADYO BAŞAK

24 HABER TV

BUGÜN TV

HİLAL TV

KANAL 7

KANAL A

SAMANYOLU HABER TV

SAMANYOLU TV

TGRT HABER

TV 5

TV NET

ÜLKE TV

Namaz Vakitleri

8 Kasım 2010 dan beri

Bugün 15856
Toplam 8700622
En Fazla 78330
Ortalama 22309
Üye Sayısı 87
Bugün Üye Olan 0
.: Yazarlar :.

 
Dinlerini Parça Parça Edenler…
08/01/2012 - 07:07

Hamza Türkmen

Dinlerini Parça Parça Edenler…

07 Ocak 2012

Fıtri özelliklerden ve vahyi ölçülerden uzaklaşmaya ve uzaklaşanlara karşı yürütülen tevhid ve ıslah mücadelesi Hz. Adem’den bu yana sürmektedir. Tarihte de günümüzde de ed-din’in muhkem ölçülerini terk etme veya bu ölçüleri bulandırma gayretleri olmuştur. Hatta bu yabancılaşmayı veya sapmayı yaşayanlar kendilerini “ıslah ediciler” olarak (2/11) bile takdim edebilmişlerdir. Kur’an’da dinin asılları ve kavramları üzerinde oynayan aldatıcıların insanları Allah lafzıyla (17/64) bile aldatabilecekleri beyan edilmiştir. Bu tarz yaklaşımlar ed-dini parçalamaya veya ihmal etmeye çalışan tutumlardır. En’am Sûresi’nin 159. ayeti bu konudaki inhirafı beyan eden en önemli Rabbani bildirimlerden birisidir:

“Dinlerini parça parça edip, gruplara ayrılanlar ile senin bir ilgin yoktur. Onların işi Allah’a kalmıştır. İleride onlara ne yaptıklarını bildirecektir.”

İmam Şatibi, bu ayetteki “din” ifadesini önce akaid olarak algılamış, diğer alanlarda da “yakin” olarak  “ilim” anlamında değerlendirmiştir. Ayette belirtildiği gibi dinin parça parça edilmesi ise dinin tahrifi veya zayi edilmesi halidir. Ayrıca ayette dini parçalama hatasını işleyen inananların maruz kalacağı akibetin tehlikesine işaret edilmektedir.

Burada “gruplara ayrılanlar” ifadesi, iki kıraatle de okunmaktadır. İlki  “fe-ra-ka” dır ki “tefrik” köküne dayanır. Tefrik, bütünü oluşturan parçaları birbirinden ayırmaktır. İkinci olarak “fa-ra-kû” kıratı ile okuyanlar vardır ki o da bir şeyi terk etmek, ondan ayrılmak demektir.

Bu ayeti faraka veya farakû; yani ister dini parçalara ayırmak ister dinden uzaklaşmak şeklinde okuyalım, aslında bu ifadeyle ümmetin vahdet ipini bırakmaktan, iman kardeşliğini bulandırmaktan ve birbirlerine hasım haline gelmekten bahsedilmektedir.

Rabbimiz Âl-i İmran süresinde “Kendilerine apaçık deliller geldikten sonra parçalanıp ayrılığa düşenler gibi olmayın. İşte bunlar için büyük azap vardır buyurmaktadır. Müfessirler ve dil bilginleri arasında dini parça parça edenlerin  Ehl-i Kitab ya da bid’atçı İslami fırkalar olabileceği üzerinde durulmuştur. Şatibi ise hitabın özel değil genel olduğunu belirtmektedir.

O zaman bu eksende Bakara Sûresi’ndeki Rabbimizin “Yoksa siz Kitab’ın bir kısmına iman edip bir kısmını inkar mı ediniyorsunuz?” hitabı, delilsiz ve nefsani teviller yoluyla hidayeti terk eden Ehl-i Kitab’a da Müslümanlığını zedeleyen veya örtmeye çalışanlara da yöneliktir.

İlk dönem İslam tarihinden beri ümmeti dini hakkında gruplara ayrılanların dört önemli zaafını şöyle özetleyebiliriz:

1- Şura ve ehliyet umdelerini önemsemeyen iktidar-yönetme tutkusu. (Bu sapkın tutku Emevilerle beraber Saltanatçı yorum ve uygulamaları getirmiştir.)

2- Soy ve nesep taassubu. (Bu taassup Rasûlullah’ın (s) Veda Haccı’nda sakındırmaya çalıştığı kabileciliği, kavmiyetçiliği; ayrıca Emevi yönetiminde de  Arap-Mevali ayrımıyla Arap kavmiyetçiliğini kamçılamıştır. Ve bu müfsid tutum son iki asırdır olumsuz anlamda kavmiyetçilikten ulusçuluğa inkılap etmiştir.)

3- Usulu’d-din konusunda taklid ve mezhepçilik asabiyesi.

4- Allah’ın dini konusunda delilsiz ve keyfi rey kullanma yanlışı. (İlk dönemlerde bâtıni ve işârî kelam tartışmaları, Helen kültüründeki taşkın/sudur felsefesinin tercüme-telif yoluyla İslam Felsefesi olarak takdim edilmesi bu yanlışlığa örnektir.)

Tabii ki Kur’an’daki delaleti açık akaid umdeleri, yaşantımızla ilgili helaller ve haramlar; ayrıca Mütevatir Sünnet’teki örnek ibadet uygulamaları “rey” veya “keyfi rey” kapsamında değildir. Bu konular dışında kalan fikri ve ameli ihtiyaçlarımızla ilgili rey, içtihad veya yorumlar, Kur’an ve Sünnet’teki muhkem ölçülerle çatışmaması ve mutlaklaştırılmaması şartıyla çözümleri veya değişebilir sabiteleri oluşturur.

İşte Kur’an ve Mütevatir Sünnet temelli “sabitelerimiz”e veya “değişebilir çözümlemelerimiz”e (içtihadlarımıza) dikkat etmeksizin dini alanla ilgili rey’de, yorumda bulunmak tamamen nefsaniliktir, delilsizliktir veya Yahudilerin kelimeleri yerlerinden değiştirmesi gibi (4/46) ölçüsüz tevilciliktir.

Bu tür zaafları derinleştirmek için İslam düşmanlarının her zaman kurdukları fikri ve sosyal tuzaklar da oldukça önemlidir. Bu zaaflar delilsiz, Kur’an ve Sünnet’siz olarak nefsani arzuları tahrik etmek veya nass üzerinden yapılan aşırı rey veya yorumlarla da güçlenmek eğilimindedir. İslam düşmanlarının insanları vahiyden uzaklaştırmak veya İslami kavramlar konusunda tefrikaya düşürmek konusunda 19. yüzyıldan itibaren İslam dünyasına telkin ettikleri modernist proje ve tutumların önemli olan bazılarını sıralayabiliriz:

1: 19. yüzyıldan bu yana İslam dünyasında yaygınlaştırılmak istenen Batı kaynaklı en önemli fitne, ulusçuluk olmuştur. Ulusçuluk zaaflı pozisyona düşmüş olan ümmeti seküler kutsallar çerçevesinden daha da parçalamaya ve kavramsal olarak da dinlerini tahrif etmeye dönük bir fitnedir.

2: Bugün Batılı cahiliyyenin bizlere yaşattığı yönetsel, ekonomik ve yaşam tarzıyla ilgili temel sorunları hesaba çekmeliyiz. Ama modernizm bu sorgulamayı yapabilecek bazı Müslüman entelektüelleri usulu’d-din konusundaki yetersizlikleri veya hevaları nedeniyle zihinsel olarak dönüştürmeye, İslam’ı liberal veya sol değerlerle uzlaştırmaya çalışanların da önünü açmaya çalışmaktadır.

3: Değişim-dönüşüm hedefini bir muslihun sorumluluğunda değil de; Batı’da liberal reformları, anarşist yıkıcılığı, marksist mülkiyet tanımazlığı veya faşist darbeciliği ifade eden “revolution” yani “devrim” kavramının çağrıştırdıklarıyla izah eden Müslümanlar olabilmektedir.  Kur’an’daki “sünnetullah” ve “ıslah” kavramları veya rasûllerin metodik örnekliği yeterince idrak edilemediği için vahyi eksenden uzaklaşılmakta; ya da içeriği netleşmemiş heyecanlı bir “devrim” algısı içinde  Kur’an’ın yönlendirdiği dönüşümle ilgili ibadet anlayışımız muhteva yoksunluğuna uğramakta ve parçalanmaktadır. Oysa “devrimcilik”, ancak “ıslah” kavramıyla, yani yeniden fıtrata ve vahye köklü dönüşüm anlamıyla irtibatlandırılarak anlam kazanabilir ve ödünç olarak kullanılabilir.

4: Rasûlullah’ın vahyi bilgi kaynağını şairlerin veya azizlerin ilhamı gibi gösteren ve bu ilhamı da bir beşer olarak kendi dönemindeki Arapça ve Arap kültürü ile ifade ettiğini söyleyen Montgomery Watt, Rudi Paret gibi İslamiyatçı oryantalistlerin çalışmaları biliniyor. Bu tür oryantalistlerin oluşturdukları Kur’an’la ilgili tarihselcilik söylemini, Müslümanların kültür hafzasına taşıyan Türkiyeli bazı ilahiyatçılar veya İranlı Suruş, Şebuşsteri gibi felsefeciler de dini parça parça etmeye vesile olmaktadırlar. Çünkü dinin “hakikat” boyutunu ve vahyin “ilme’l yakîn” ifade eden korunmuş olan kaynağını göreceli, tartışmalı hale getirmeye çalışmaktadırlar…

5. vd.: Türkiye yönetiminde yer alıp da “ekonominin dini-imanı olmaz” diyen musallilerin; Irak’ta Şii-Sünni kutuplaşması içinde birbirini yok etmeye çalışan mezhepçiliğin; Suriye’de Müslüman kardeşlerimizin katledilmesine stratejik hesapları uğruna göz yuman İran’daki Rehberiyet makamının; İslami kavramlarını milli/ulusal kavramlardan ayrıştırmayan hocaların yaptıkları da Kur’an akaidine, Kur’ani kavramlara ve şeri muhkem delillere dayanmayan delilsiz, keyfi ve nefsani yorumlardır. Bu tür şaz yorumlar din konusunda insanların ve gençliğin kafasını bulandırmakta ve dini parçalayan tefrikalar oluşturmaktadırlar.

Rabbimiz dini parçalayan ve “gruplara ayrılanlar”la ilgili ayette, İslam’ın ilahi olan mevsuk değerlerini tartışan, muhkem ölçülere dayanmayan ve nefsani yorumlarını, reylerini piyasaya ilmi bir içtihatmış gibi sunan saptırıcılarla ilişkimizi kesmemizi istiyor. Çünkü bu kişilerin çoğunluğu Kur’an’ın ve İslam’ın muhkem değerlerine rağmen zan ifade eden delilsiz felsefik ve nefsani görüşlerini piyasaya ilim olarak sunmaktadırlar. Veya İslam’ı öncelikle muhkem ölçüleri ile yaşamak yerine,  vehim ve zanna dayanan görüş ve felsefelerini asıl gündem haline getirmeye çalışmakta veya lüzumsuz cedelleşme ortamları oluşturmaktadırlar.  Ayrıca Rabbimiz bu tür batıl veya sanal gündemlerle oyalanmamamızı, selam verip geçmemizi (25/63); yoksa rüzgârımızın kesileceğini (8/46) belirtmektedir.

Rabbimizin vehim, zan ve vesveselerini asıl gündem maddesi yapmaya çalışan bu tür kişilerle ilgili gösterdiği yol, bu kişilerle ilgiyi kesmek doğrultusundadır. Böylece şaz-aykırı ve oyalayıcı söylemlerin yaygınlaşmasına vesile olunmamış olunur. Onlar hakkında nihai hüküm verecek olan bizler değiliz. Onlar için Rabbimiz buyurmaktadır:

“Onların işi ancak Allah’a kalmıştır. Sonra Allah, onlara yaptıklarını haber verecektir.”

Bu delilsiz ve nefsani eğilimler karşısında bize düşen sorumluluk, İslam ve tevhid anlayışımızın itikadi ve ameli sahalarda sabit ölçülerini yaşantımızla tanıklaştırabilmektir. Değişkenlerimizin yani yorumlarımızın içtihadi delilleri de açık ve ulaşılabilir olmalıdır.

Hadis külliyatında dinlerini parçalayanların 72 fırka olduğunu belirten muhtelif rivayetler vardır. Ve bir de Fırkayı Naciye’den bahsedilmektedir.

Bu konuda Kur’an bütünlüğünden ve tüm rasûllerin siretinden çıkarttığımız ders ve örneklik, topluca hakkın şahitliğini yapmamızdır. Ayrıca “emri bil maruf nehyi anil münker” yolunda olabilmemiz ve bu görevi ifa edebilecek bir ümmet nüvesi halinde olmamız (3/104) veya bunu oluşturabilmemiz en temel ibadi görevimizdir.  Taassup ve taklitçilikten korunma bilincinde olan Müslümanların her asır takip etmeleri gereken çizgi de bu istikamettir.

Bu istikameti sürdürebilmemizin yolu, dinin asılları konusunda yeterli ve tutarlı şahitler olabilmemize bağlıdır. Yaşadığımız sorunları Rabbimizin rızasına ve Kitab-ı Kerim’e uygun olarak istişari temelde çözümleyebilmek, hikmet ve basiret işidir. Rabbimizden bu nimetleri niyaz ederiz. Bize düşen Rabbimizin yardımı için çabalamaktır.

 

Haksöz


276

 

Yorum Ekle

Yazdır
 

YORUMLAR

RAST HABER.COM

YAZARIN DİĞER YAZILARI

8 12/03/2012 - 11:57 Suriye’de Stratejik Menfaat mi Kardeşlik ve İnsanlık mı?
8 16/02/2012 - 06:58 Türkiye’de Muhalefetin Yeni Bileşenleri
8 08/01/2012 - 07:07 Dinlerini Parça Parça Edenler…
8 07/12/2011 - 06:42 Yeni Anayasa Tartışmaları ve Müslümanların Gerçekliği
8 19/11/2011 - 06:49 Cahili Kuşatmaya Karşı Cemaleddin Afgani’nin Örnekliği
8 26/09/2011 - 06:40 Arap Baharı ve Kardeşliğin Mahiyeti
8 05/09/2011 - 20:38 Miras ve İstikamet
8 16/08/2011 - 03:09 Arınma ve Tavır
8 18/07/2011 - 07:32 Türklük - Kürtlük - Milli Dindarlık
8 08/07/2011 - 07:29 Sedat Yenigün
8 19/06/2011 - 20:27 Duble Yolların Varlığı, İbrahimlerin Eksikliği!..
8 21/05/2011 - 23:53 Takvimlerdeki iki farklı ‘12’
8 26/04/2011 - 09:12 Mücadele araçları ve duruş
8 02/04/2011 - 08:07 Ulusal Yönetimleri Aşmanın Hayali ve Realitesi
8 28/03/2011 - 00:14 LİBYA Pratiği ve Gerçekliğimiz!..
8 01/03/2011 - 07:34 Kıyam mı İnkılap mı?
8 01/02/2011 - 07:39 Tarihi Yanlışlar ve Örneklik Sorunu
8 15/01/2011 - 13:58 Balyoz’dan hesap sormak!..
8 12/12/2010 - 07:23 2011 Mart’ına Kadar!..
8 22/11/2010 - 07:10 Yeni Tezkere: Füze Kalkanı Projesi
8 15/10/2010 - 09:20 İnşa dili ve üslup
8 12/10/2010 - 09:32 İnşa dili ve üslup
8 03/09/2010 - 10:20 Türk İslamcı`, `Kürt İslamcı` olur mu? (2)
8 02/09/2010 - 09:54 `Türk İslamcı`, `Kürt İslamcı` olur mu? (1)
 
 
 
 
1 - Obama: Afganistan'da Zor Günler Bizi Bekliyor!
2 - 'Türkiye, sırtını Batıya dönmüyor'
3 - Uzun Lafa Ne Hacet, Herşey Açık ve Net
4 - 'Yaşam tarzları tehlikede değil'


Atasoy Müftüoğlu

Şanlıurfa'da Atasoy Müftüoğlu rüzgarı

09/05/2012 - 05:32

Atasoy Müftüoğlu
Abdurrahman Dilipak
Abdulhakim Beyazyüz
Adem Yavuz Arslan
Abdullah Büyük
Ahmet Altan
Ahmet Kekeç
Ahmet Taşgetiren
Ahmet Turan Alkan
Ahmet Varol
Akif Emre
Ali Bulaç
Ali Atıf Bir
Ali Karahasanoğlu
Ardan Zentürk
Alpaslan Kuytul
Aziz Üstel
Asım Yenihaber
Cihan Aktaş
Cihad Kayaduman
Demet Tezcan
Elif Çakır
Emre Aköz
Engin Ardıç
Ersoy Dede
Esra Uçar
Ergun Babahan
Fehmi Koru
Feyza Gümüşlüoğlu
Fatma Tuncer
Faruk Köse
Gülay Pınarbaşı
Gültekin Avcı
Hamza Türkmen
Hakan Albayrak
Hayrettin Karaman
Hasan Karakaya
Hilal Kaplan
Hikmet Genç
İbrahim Karagül
İbrahim Sediyani
İhsan Dağı
İskender Pala
Kazım Sağlam
Kemal Özer
Kenan Alpay
Mehmet Göktaş
Mustafa Armağan
Merve Kavakçı İslam
Mustafa İslamoğlu
Mustafa Karaalioğlu
Mustafa Özcan
Mustafa Ünal
Nasuhi Güngör
Nusret Çiçek
Nurettin Şirin
Ramazan Kayan
Selahaddin E. Çakırgil
Salih Tuna
Serdar Arseven
Serdar Demirel
Süleyman Yaşar
Sibel Eraslan
Şamil Tayyar
Taha Kıvanç
Yıldız Ramazanoğlu
Ümit Aktaş
Yasin Aktay
Yıldıray Oğur
Yavuz Bahadıroğlu
Yener Dönmez
Türkiye'de Boşanma Sebebleri nelerdir?
Oy Kullan Sonuçları Göster

www.radyovakit.com sadece internet üzerinden yayın yapmaktadır.
© 2007 Tüm Hakları Saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Destek :
bilgi@radyovakit.com  |  Yazılım & Sistem Yönetimi : Networkbil.Net

Evden Eve Nakliyat Evden Eve Nakliyat