Yeni Üyelik - Şifremi Unuttum
Arama    
"Zina eden kadın ve zina eden erkekten her birine yüz sopa vurun; Allah'a ve ahiret gününe inanıyorsanız, Allah'ın dini(ni tatbik) hususunda sizi sakın acıma duygusu kaplamasın! Müminlerden bir grup da onlara uygulanan cezaya şahit olsun." Nur Suresi - 2
* 'Türkiye, sırtını Batıya dönmüyor' * Obama: Afganistan'da Zor Günler Bizi Bekliyor! * Sivil Yahudiler de Filistin'li Avında ! * 'Ümmet diyeni yok ettiler' * "Bizi bitirecekseniz önce içinizi temizlemelisiniz" * Şifre bu paşadır * Vicdani Ret tartışması * Mescid-i Aksa İçin Tehlike Çanları Çalıyor * Sendikalardaki Yolsuzluklar Kitap Oldu * 19 Mayıs'ta Resmi Geçit Bitti; Pasta ve Festival Verelim!

SON DAKİKA

ANA SAYFA

SİTENİZE EKLEYİN

RADYO DİNLE

Linkler

AKSİYON

ANADOLU GENÇLİK DERGİSİ

GENÇ BİRİKİM DERGİSİ

HAKSÖZ DERGİSİ

UMRAN DERGİSİ

VUSLAT DERGİSİ

İKTİBAS

YORUM DERGİSİ

İSLAMİ YORUM

AHMET VAROL

Aktif Haber

ANALİZ MERKEZİ

ANSAR DE

AYETLER COM

DENİZ FENERİ

DİNİ 100 NET

DÜNYA BÜLTENİ

Enfal de

FİLİSTİN ENFORMASYON MERKEZİ

HABER VAKTİ

HABER VAKTİ

HARUN YAHYA

HAYRETTİN KARAMAN

KUDUS YOLU

M.ENGİN NOYAN

MAZLUMDER

MUSTAFA İSLAMOĞLU

MÜLÜMAN GENÇ

Süleymaniye Vakfı

TEFSİR DERSLERİ

TEVHİD HABER

TEVHİDE DOĞRU

TİME TÜRK

İ H H

YARDIMELİ DERNEĞİ

İKRA İSLAM

İLKAV

İSRA HABER

Özçgün Duruş

ÖZGÜR DER

SAAT KAÇ

T.C. Kimlik Numarası

BUGÜN

MİLLİ GAZETE

SABAH

STAR

TARAF

YENİ AKİT

YENİ ASYA

YENİ ŞAFAK

ZAMAN

ZAMAN AİLEM

ADANA BARIŞ RADYO

ADANA RADYO HAYAT

AKSARAY KENT FM

ANKARA ARİFAN RADYO

ANKARA DENGE RADYO

ANKARA HEDEF RADYO

ANKARA RADYO VAKİT

ANTALYA DİLARA FM

BATMAN GENÇLİK FM

BOLU ŞAFAK FM

BURSA ÇINAR RADYO

BURSA RAHMET FM

ÇORUM ÇAĞRI FM

DİYARBAKIR ÇAĞRI FM

DİYARBAKIR NUR RADYO

ERZİNCAN GÖKSU FM

ISPARTA DİLARA FM

KARAMAN GSRT FM

KAYSERİ ART FM

KAYSERİ ARİFAN RADYO

KAYSERİ FURKAN RADYO

KAYSERİ RADYO AS

KAYSERİ ŞAFAK RADYO

KIRIKKALE ANADOLU FM

KIRŞEHİR GENÇLİĞİN SESİ FM

KOCAELİ ANADOLU RADYO

KOCAELİ MESAJ FM

KONYA GENÇLİK FM

KONYA GÖZYAŞI FM

KONYA RADYO EN

KONYA RİBAT FM

KONYA İSRA FM

MALATYA SELAM RADYO

MARDİN CEMRE RADYO

MUŞ RADYO 1071

NİĞDE UMUT FM

SAKARYA HİLAL FM

SİVAS RADYO GÜNEŞ

SİVAS RADYO HİLAL

URFA RADYO MEDYA

URFA RADYO MEGA

İÇEL ÇAĞRI FM

İÇEL İSTİKLAL RADYO

YOZGAT UFUK FM

İRİP RADYO

İSTANBUL AKRA FM

İSTANBUL MARMARA FM

İSTANBUL MORAL FM

İSTANBUL RADYO MEKTUP

İSTANBUL ÖZEL FM

İZMİR RADYO BAŞAK

24 HABER TV

BUGÜN TV

HİLAL TV

KANAL 7

KANAL A

SAMANYOLU HABER TV

SAMANYOLU TV

TGRT HABER

TV 5

TV NET

ÜLKE TV

Namaz Vakitleri

8 Kasım 2010 dan beri

Bugün 15533
Toplam 8700299
En Fazla 78330
Ortalama 22308
Üye Sayısı 87
Bugün Üye Olan 0

Kemalist Sureler: Andımız ve Gençliğe Hitabe

Yılda ortalama 160 öğrenim günü olduğunu varsayarsak, bir çocuk, ister Kürt, ister Er- meni, ister Rum, ister Laz, ister Çerkes, ister Fransız kökenli olsun çocuk sekiz yıllık temel eğitimi boyunca 1280 kere ‘Türküm, doğruyum, çalışkanım...” demek zorunda. “1933 yılının 23 Nisan Çocuk Bayramı idi. O,
2012-05-22 - 07:54

Kemalist Sureler: Andımız ve Gençliğe Hitabe

 “1933 yılının 23 Nisan Çocuk Bayramı idi. O, heyecanla Çankaya Köşkü’ne geldiği vakit, Atatürk’ün yanında bana bir kâğıt uzattı ve şunları anlatmaya başladı. ‘Sabahleyin ilk bayramlaşmayı kızlarımla yaptım. Onlara bir şeyler söylemek istediğim vakit, bir ant meydana çıktı. İşte Cumhuriyetimizin 23 Nisan çocuklarına armağanı’ dedi. Kâğıtta şöyle yazıyordu: Türküm, doğruyum, çalışkanım. Yasam, küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak; yurdumu, budunumu özümden çok sevmektir. Ülküm, yükselmek, ileri gitmektir. Varlığım Türk varlığına armağan olsun.

Bu sözler, Türk çocukları tarafından o yıldan beri tekrarlanmaktadır. Vatanperver Dr. Reşit Galip, evvelâ bir baba olarak bu hisleri duymuş; sonra da Millî Eğitim Bakanı olarak okul çocuklarına bu andı içirmişti.”

Bu satırlar Mustafa Kemal’in (o yıllarda henüz Atatürk soyadını almamıştı) en yakın çalışma arkadaşlarından Afet (İnan) Hanım’a ait. Sözü edilen ant ise tahmin edeceğiniz gibi, o tarihten beri çocuklarımızın her sabah derse başlamadan önce hep bir ağızdan okudukları ve başta Kürt siyasal hareketi olmak üzere aklı başında tüm kesimlerin kaldırılmasını talep ettiği ünlü “Andımız”.

Reşit Galip kızları için yazmış

Başka kaynaklardan öğrendiğimize göre dönemin Maarif Vekili (Milli Eğitim Bakanı) Reşit Galip’in bu icadı Mustafa Kemal tarafından çok sevilmiş ve Talim Terbiye Kurulu tarafından 10 Mayıs 1933 tarihli bir genelge ile bütün okullarda her gün tekrarlanması zorunlu kılınmıştı. 12 Mart 1971 Muhtırası’nın etkisiyle olsa gerek, 1972 yılında, “Öğrenci Andı”nın bir kelimesi değiştirilmiş, bir de koyu renkle gösterdiğim cümleler eklenmişti:

“Türküm, doğruyum, çalışkanım. Yasam, küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak, yurdumu, milletimi özümden çok sevmektir. Ülküm, yükselmek, ileri gitmektir. Varlığım Türk varlığına armağan olsun.

Ey bu günümüzü sağlayan, Ulu Atatürk; açtığın yolda, kurduğun ülküde, gösterdiğin amaçta hiç durmadan yürüyeceğime ant içerim. Ne mutlu Türküm diyene.

1997’de, büyüklerimiz andı elden geçirme ihtiyacı hissettiler nedense. “Yasam” kelimesi “ilkem” ile değiştirildi, “Varlığım, Türk varlığına armağan olsun” cümlesi sona alındı ve ant şöyle oldu:

“Türküm, doğruyum, çalışkanım. İlkem, küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak, yurdumu, milletimi özümden çok sevmektir. Ülküm, yükselmek, ileri gitmektir.

Ey Büyük Atatürk! Açtığın yolda, gösterdiğin hedefe durmadan yürüyeceğime ant içerim. Varlığım, Türk varlığına armağan olsun. Ne Mutlu Türküm Diyene!”

Sekiz yılda 1280 kere

O günden beri bütün okul çocukları her sabah bu hamasi cümleleri gırtlaklarını yırtarak söylemek zorundalar. Yazılarımdan birinde (“Fitne, CIA, Jakobenlik, bilimsel şüphecilik”, 9.10.2011) “Kemalist rejimin tüm pozitivizmine(!) rağmen, hayatım boyunca tam 101.425 kere ezanla ibadete davet edildiğimi hesapladım. Üstelik son 10 yıldır camili bir sitede oturduğum için bu daveti bilmem kaç desibellik mikrofonlardan haykıran, usulden nasibini almamış müezzinlerden dinledim” demiştim de bazıları bana pek kızmıştı. Şimdi de Kemalistleri kızdıralım: Yılda ortalama 160 öğrenim günü olduğunu varsayarsak, bir çocuk, ister Kürt, ister Ermeni, ister Rum, ister Laz, ister Çerkes, ister Fransız kökenli olsun çocuk sekiz yıllık temel eğitimi boyunca 1280 kere ‘Türküm, doğruyum, çalışkanım...” demek zorunda. Bunun ideolojik bir beyin yıkama olduğunu söylemeye herhalde gerek yok. Yine de matematiksel olarak bakarsak, “Dindar kuşaklar yetiştirmek” isteyenler Kemalist ideologlara göre daha şanslı görünüyor. Yani yakın tarihte andımızı kaldıramazlarsa çok telaş etmesinler.

Gençliğe en büyük armağan

Andımız’dan sonra topun ağzında olan Gençliğe Hitabe ise, daha az tekrarladığımız bir metin olmakla birlikte kapsama alanı Andımız’dan çok daha geniş ve daha derin.

Bilindiği gibi Gençliğe Hitabe, Mustafa Kemal’in 15-20 Ekim 1927’te toplanan CHF Kongresi’nde okuduğu Nutuk’un sonuç bölümü. Hazırlıklara Ankara’da başlayan Mustafa Kemal, çalışmalarını İstanbul’da sürdürmüştü. 16 Mayıs 1919’da Samsun’a gitmek üzere İstanbul’dan ayrılışından tam yedi yıl sonra 1 Temmuz 1927 günü İstanbul’a geldiğinde halk kendisini büyük sevinçle karşılamıştı.

Bu yedi yılda neler olmamıştı ki... “Yedi düvele karşı Kurtuluş Savaşı” kazanılmış (1919-1922), Saltanat kaldırılmış (1922), Ankara başkent olmuş (1923), Cumhuriyet kurulmuş (1923), Hilafet kaldırılmış (1924), Tevhid-i Tedrisat Kanunu (1924), Şapka Kanunu (1925), Medeni Kanun (1926) gibi Kemalist modernleşmenin temel metinleri kabul edilmiş, Takrir-i Sükûn Kanunu (1925), İstiklal Mahkemeleri (1920-1925) ile muhalefet susturulmuş, İzmir Suikastı Davası (1926) ile önemli siyasi rakipler radikal biçimde tasfiye edilmişti. Sıra muzaffer bir komutan olarak eski payitahta, İstanbul’a dönmeye gelmişti. Mustafa Kemal, Dolmabahçe Sarayı’nda kaldığı üç ay boyunca Nutuk üzerinde çalışacaktı.

Uykusuz geceler

Falih Rıfkı’ya (Atay) göre “Uzun saatler süren diktelerden sonra yazanlar sekiz on saatlik bir uykuya gittikleri zaman Atatürk bir banyo alır, giyinir, akşam davetlilerine o gün yazdıklarını okutmak üzere sofraya inerdi. Okuma ve o günkü yazılar üzerine konuşmalar da saatlerce sürerdi. Bu defa dinleme ve konuşmalardan yorulanlar uzun bir rahatlama için evlerine dönerler, Atatürk çok defa kısa bir uykudan sonra bir gün önceki çalışmalarına koyulurdu. Bu kadar sıkı çalışma haftalarca sürmüştür. Cümleler, kelimeler ve noktalar üzerinde titizce durduğunu unutmayınız.”

Yakup Kadri (Karaosmanoğlu) de şöyle der: “Atatürk, fikrî alanda da cephedeki kadar destanî bir adamdı. Biz bunu, ilk defa Büyük Nutuk’unu hazırlayıp yazarken gördük. Bunun üstünde bütün bir gün gece yarılarına, bazen şafak sökünceye kadar emek sarfettiği olurdu. Ertesi aksam hepimizi toplar, yazdıklarını ve sıraya koyduğu vesikaları hep birarada okumamızı isterdi. Bazı akşamlar kendisi okur, biz dinlerdik. Fakat bu boşuna bir dinleme değildi. Daha doğrusu; yalnız dinlemek zevkiyle kalmazdık. Her beş veya on dakikada durup okudukları hakkında fikir ve görüşlerimizi söylemeğe mecbur tutulurduk. Atatürk, mülâhaza ve mütalâalarımızı derin bir dikkatle karşılar ve bazen bu mütalâa ve mülâhazalar neticesinde, kimbilir kaç saatlik emek sarfederek yazıp çizdiklerini baştan aşağıya değiştirirdi.”

İki damla gözyaşı

Nutuk’un yazılış sürecini neredeyse aynı cümlelerle anlatan Afet İnan, muhtemelen o günlerde (1926) bazı dedikodulara cevap vermek için, Gençliğe Hitabe’nin bizzat Mustafa Kemal tarafından yazıldığını ısrarla söyler: “Yaz aylarının sıcak bir gününün gecesi, Atatürk’ün etrafında daha kalabalık bir aydınlar topluluğu vardı. O, arkadaşlarına adeta bir sürpriz hazırlamanın sevinci içinde, ‘Oturunuz ve dinleyiniz’ dedi. Sonra da Nutuk’un sonuna koyacağı satırları yüksek sesle okumaya başladı. Dinleyicilerin nefes dahi almadıklarını sanıyorum. Çünkü ben kendimi öyle hissediyor ve ulusal bir heyecanın etkisi içinde yaşıyordum. Bütün Milli Mücadele’nin tarihi olan Nutuk bu satırlarla son bulacaktı. Atatürk bu metni okuyup bitirdiği zaman derin bir nefes almış, fakat iki damla gözyaşını da bizlerden saklamamıştı.”

Gençliğe Hitabe’deki tashihler

Afet İnan şöyle devam eder: “505-506 sayfa numarasını taşıyan bu son yapraklarda görüldüğü gibi hemen hiçbir düzeltme yoktur. Yazı Atatürk’ündür. Üç yerdeki düzeltme ise yazarken yapılmıştır. Evvela ‘Ey Türk Genci’ demiş, fakat hemen ‘Genci’ kelimesini silerek ‘Gençliği’ olarak düzeltmiştir.

İkinci düzeltme şudur: ‘Galipler cebren ve hile ile’ diye başlayan cümlenin başındaki ‘Galipler’ kelimesini silmiştir.

Sonuncu düzeltme ise ‘İşte bu ahval ve şerait içinde dahi Türk istiklal ve cumhuriyetini kurtarmaktır’ cümlesinde yapılmıştır. [Araya “vazifen” kelimesi konmuştur.]

Devam ettiği en son cümle de yarım kalmış ve onu tamamen silmiştir. O da aynen şöyledir: ‘Efendiler, son kuvvetini kendi mefkûresinde (ideallerine) ve damarlarında bulan Türk evladının elinde İstiklal ve Cumhuriyetin ilânihaye (sonsuza dek) mahfuz ve masun (korunacağına ve dokunulmaz) olacağına, Cumhuriyet sancağının itibarı[nın] daima yüksek bulunacağına’...”

Nihayet Nutuk okunuyor

Afet İnan’ın şahitliğini burada kesip, CHF Kongresi’ne dönelim. 15 Ekim 1927 Cumartesi günü saat tam 10:00’da Mustafa Kemal TBMM salonuna girmişti. Üzerinde şık bir lacivert jaketatay (Fransızca “jacquet a taille” yani “kuyruklu ceket” denen resmî giysi) vardı. Sürekli alkışlar arasında kürsüye yürüdü ve başıyla salondakileri selamladı. İlk cümlesi “Halk Fırkası Kongresi açıldı” olmuştu. Daha sonra cebinden çıkardığı kırmızı kaplı küçük defterin sayfalarını karıştırıp nutkuna başlamıştı. O günün basınından öğrendiğimize göre, nutkunu atarken, önünde duran notlara bakarak konuşmuş, kelimeleri tane tane, üzerine basa basa telaffuz etmişti. Yine basının belirttiğine göre, ilk başlarda sesi zayıf çıkmasına rağmen, giderek güçlenmiş ve “müzikal bir ahenk” almıştı. Nutuk’u okurken, zaman zaman dinleyicilerden sesi için özür dilemişti. Hatta bir keresinde bir yudum su içtikten sonra “Efendiler, biraz nezle oldum. Sizi rahatsız etmiyor muyum?” demişti.

“Ey Türk Gençliği!..”

Nutuk’un okunması tam altı gün, 36 saat 33 dakika sürmüştü. Nutuk’un tarihsel ve metinsel analizini bir başka yazıya bırakıp uzun maratonun sonuna gelirsek; Kongre’nin son günü olan 20 Ekim 1927’de Mustafa Kemal sözlerini şöyle bağlamıştı: “Bugün ulaştığımız sonuç, yüzyıllardan beri çekilen ulusal yıkımların yarattığı uyanıklığın ve bu sevgili yurdun her köşesini sulayan kanların karşılığıdır. Bu sonucu, Türk gençliğine kutsal bir armağan olarak bırakıyorum.” Bu cümleyi okurken sesi daha kısılmış, titremiş, gözlerinden yaşlar akmaya başlamıştı. Gözyaşları içinde “Ey Türk Gençliği! Birinci vazifen Türk istiklalini, Türk cumhuriyetini, ebediyen muhafaza ve müdafaa etmektir!” diye başlayan ve “Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur!” diye biten Gençliğe Hitabe’yi okuduktan sonra cebinden çıkardığı mendil ile gözlerinin yaşını silmiş ve alkış tufanı arasında kürsüden inmişti. Bu sırada neredeyse tüm salon onunla birlikte ağlamaktaydı.

Resul mü, yaradan mı?

Ertesi gün gazeteler bu duygulu anları okuyucularına aktarmakta yarış içindeydiler. Hakimiyet-i Milliye yazarı Avni Yavuz, “Gazi’nin kitabını okuyan ve onun eserlerini tetkik eden en mutet (sayılı) imansızlar bile artık onun bir millî resul (peygamber) olduğuna şüpheleri kalmayacağından emin olmak isterler” derken, aynı gazeteden Akçuraoğlu Yusuf Bey “O, yalnız Türk düşmanlarına galebe çalarak, Türk yurdunu kurtarmadı: O, yalnız Türk’lerin önüne düşerek, Türk’lere doğru yolu göstererek, Türk’lere hakikati göstererek Türk’leri necata erdirmedi. O, Ademoğullarının büyük bir kısmına, yalnız büyük kısmına değil, belki hepsine yeni bir hayat yaratıyor. ...Yeni bir hayat yaradana bilmem ne derler?” diyerek Mustafa Kemal’i tanrı katına çıkarıyordu.

Mustafa Kemal Paşa’nın Gençliğe Hitabe’yi okurken gözlerinin yaşarması yabancı gazeteleri de etkilemişti. Örneğin İngiliz gazeteleri Daily Telegraph “Gözleri Yaşlı Mustafa Kemal”, Westminster Gazette “Gözü Yaşlı Türk Diktatörü” Daily Herald ise “Mustafa Kemal’in Göz Yaşları” başlıklı haberler vermişti.

“Gençliğin Gazi’ye Cevabı”

Ertesi gün sıra “Türk Gençliği”nin Gazi’ye cevap vermesine geldi. Ankara Hukuk Fakültesi öğrencileri, 21 Ekim 1927 günü biraraya geldiler ve Gençliğe Hitabe’yi yüksek sesle tekrarladıktan sonra duygularını kâğıda döktüler, ardından bu metni basına dağıttılar. Metinde şöyle diyordu:

“Ey Türklüğün büyük teşahhusu (şahsiyeti), ey bizim aziz babamız!

Ruhlarına heyecan, dimağlarına nur saldığın gençlik sana diyor ki: Senin sevgini gönlünde, irşadlarını (doğru yolu göstermeni) şuurlu (bilinçli) adımlarının istikametinde bulan gençlik, şüphesiz ki senin dehan ve azminle Türklüğe hediye edilen Cumhuriyeti hayatından daha aziz ve mukaddes (kutsal) tanımıştır. Onun müdafaası için hiç bir fedakârlıktan çekinmeyecek, onu gözlerken çok kıskanç davranacaktır. Bugün de seni görmekle bahtiyar olan gençlik, tarihte masum ve asil kalmış olan milletimize köşe köşe dahilî ve haricî tuzaklar hazırlayan bu tarihi nasıl değiştirdiğinden ve bunların acı neticelerinden habersiz ve hissiz kalamaz ve kalmayacaktır. Dedelerinin gafletiyle yuvarlandıkları çukurlara bir daha düşmemek için bugünün dersini pek kara ve karanlık olan dünden halâs (kurtuluş) ve intibahının (uyanışının) hassasiyetini ise senin mevcudiyetinden ve iradenin ateşinden alacaktır. Milletinin hissiyatı ve sevgisini ondan aldığı saf ve mert kanla damarlarında dolaştıran gençlik –Türk istikbalinin evlatları– milletin varlığına ve onun kalbi olan aziz Cumhuriyetine en ufak yan bakışların bile tahayyül ve tasavvuruna uyuşuk ve hareketsiz kalamaz. Adı Türk, kanı Türk, bütün mevcudiyeti Türk olan millet ve onun gençleri kendisini yokluktan varlığa, ölümden hayata, karanlıktan ışığa is’âl edenlerin (ulaştıranların) açtıkları kurtarış çığırında her vakit istiklal ve istikbalinin koruyucusu, kan ve candan çizilmiş hudutların bekçisi olacak ve ebediyete kadar da öyle kalacaktır.”

Benzer bir töreni, 22 Ekim 1927 Cumartesi günü İstanbul’da Darülfünun öğrencileri yaptı. Ertesi gün bütün fakülte ve üniversitelerin temsilcilerinin katıldığı toplantıda Milli Türk Talebe Birliği Cemiyeti Reisi Tahsin Bekir (Balt) Bey, önce Gençliğe Hitabe’yi okudu, ardından Gazi’ye çekilecek telgraf metni hazırlandı. Bu da en az Ankara Hukuk Fakültesi öğrencilerinin metni gibi hamasiydi. Ardından Maarif Vekâleti, hem Gençliğe Hitabe’nin hem Gençliğin Gazi’ye Hitabesi’nin okul duvarlarına asılması talimatını verdi. O tarihten sonra da metin Mustafa Kemal’in üstün hitabet gücünün, belagatinin mümtaz bir örneği olarak kutsandı.

Gençliğe Hitabe’yi İnönü mü yazdı?

Yıllar sonra, Oral Çalışlar Liderler Hapishanesi, 12 Eylül Günlükleri (Güncel Yayınları, 2007) adlı kitabında Gençliğe Hitabe’nin asıl yazarının İsmet İnönü olduğunu iddia etti. Çalışlar’a bu bilgiyi 12 Eylül darbesinden sonra hapishane arkadaşlığı yaptığı Bülent Ecevit vermişti. Bülent Ecevit’e de İsmet Paşa anlatmıştı. İddiaya göre, Mustafa Kemal hazırladığı nutku okuması için İnönü’ye vermiş ve fikrini söylemesini istemişti. İnönü uzun konuşmayı okuyup bitirdikten sonra Atatürk’e iade etmişti. Atatürk’ün “Nasıl buldun” sorusuna, “Paşam çok güzel, ancak, sonunu gençliğe hitap ederek bitirmek sanırım faydalı olur” cevabını vermişti. Atatürk de bunun üzerine “O zaman sen yaz böyle bir bölüm; bakalım, iyi olursa dediğin gibi yaparız” demişti. Bunu üzerine İnönü Nutuk’un sonundaki ünlü Gençliğe Hitabe bölümünü kaleme almıştı. Ecevit bu hikâyeyi 1978-1979 yıllarında Milli Eğitim Bakanı olan Necdet Uğur’a da anlatmıştı.

İddia o günlerde epey ses çıkardı ama yeminli Atatürk uzmanları “Gençliğe Hitabe’nin Atatürk’e ait olmaması ihtimali milyonda birdir” demekten öteye gidemediler, çünkü Afet İnan’ın gördüğünü söylediği müsveddeler ortada yoktu. (Bir rivayete göre dönemin Cumhurbaşkanlığı Sekreteri Tevfik Bıyıklıoğlu’nun ailesi tarafından muhafaza ediliyor.) Bülent Ecevit de yaşamadığı için, bu iddiayı doğrulamak da yalanlamak da mümkün değil. Ancak metin, Nutuk’la büyük uyum içinde. Türk, kan, ırk, dâhili ve harici düşmanlar, gaflet, delalet, hıyanet, istilacılar gibi kavramlar Nutuk’un da temel kavramları.

Kutsala dokunan yanar!

Sonuç olarak kim yazarsa yazsın, Gençliğe Hitabe, okunduğu günden beri Kemalist düşünce setinin kutsal metinlerinden biri oldu. Rejimin kendini tehlikede hissettiği dönemlerde, (mezarlıktan geçerken ıslık çalmak gibi) Gençliğe Hitabe yüksek sesle okunarak korkular savuşturuldu. Saflar sıklaştırıldı, iman tazelendi. Hükümet sözcüsü Hüseyin Çelik’in “Gençliğe Hitabe ve Andımız ayet mi” diye sorması aslında tersten durum tesbiti sayılabilir. Yani Gençliğe Hitabe’ye yönelik eleştirilerin Kemalist müminlerin tepesini neden attırdığını tahmin etmek zor değil. Bunu hükümetin de anlaması gerekir, çünkü onların da kutsalları bol.

Sözü bağlarken hükümete naçizane bir tavsiyede bulunayım: İşe, Milli Eğitim Bakanlığı’nın internet sitesinde, 19 Mayıs-Vecizeler bölümünde yer alan “Gençliğin Atatürk’e Cevabı” başlıklı garip metni kaldırarak başlayabilirler. Ardından Reşit Galip’in kızları için yazdığı ama sonra tüm çocuklarımızın başına bela olan Öğrenci Andı’na gelirler. Ancak Gençliğe Hitabe konusunda epey zorlanacaklarını söyleyeyim...

Özet Kaynakça: Afet İnan, Atatürk Hakkında Hatıralar ve Belgeler (Baskıya Hazırlayan: Arı İnan), Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 2007, s.280-287 ve 440-451; a.g.y., “Büyük Nutuk’ta Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi”, Belleten, C. XXX, S. 120, 1966; Falih Rıfkı Atay, Çankaya, Doğan Kardeş Matbaacılık, 1969, s. 551; “Yakup Kadri Karaosmanoğlu, “Hatıralar: Yorulmak Bilmez Atatürk”, Ulus, 13 Temmuz 1961; Ruşen Eşref Ünaydın, “Mustafa Kemal’le Mülakat”, Türk Dili, C.V, S. 56, 1956, s. 475.

Ayşe Hür

hurayse@hotmail.com

TARAF


Keyword : -
Bookmark and Share
 

DİĞER HABERLER

'Türkiye, sırtını Batıya dönmüyor'
90’larda Türkiye’de otoriter bir rejim vardı. Tabularla kısıtlanmıştı. Rejim değişince her şey değişti. Fakat şimdi de Türkler “Sistem değişmedi ama y
Vicdani Ret tartışması

İlk İslami gerekçeli vicdani retçi Enver Aydemir, "En büyük tepkiyi İslami camiadan gördüm" dedi. Panele Türkiye ’nin ilk İslami vicdani retçisi ol
Atatürk 19 Mayıs’ta Samsun’a Çıkmasaydı…
"O olmasaydı" derdi Başöğretmenim, "hepimiz İngiltere'nin kölesi olacaktık!" "O olmasaydı" derdi Başöğretmenim, "İngilizler ezanı kaldıracak, Kur'a
Uludere Katliamı Derin Ankara ve Derin PKK’nın İşi mi?
Emre Uslu Uludere olayının, derin Ankara ile derin PKK'nın planladığı bir operasyon olduğunu iddia etti. Uslu, Uludere olayının başarıyla devam eden P
Hakk'a Teslim Olmayan, Tağut'a Tutsak Olur!

Rahmetli Necip Fazıl'ın çok anlamlı bir sözü var: "Hakiki hürriyet; Hakk'a esarettir" der. Gerçek özgürlük; "Gerçek" olana teslim olmaktır. H
Hep O Daire
Sivas olaylarında; slogan atan sanıkların idamla yargılanmaları için davayı esastan bozan dönemin Yargıtay 9. Ceza Dairesi'nin birçok hukuksuz kararla
Türkiye'nin esas sorunu 'Rejim'dir
Yeni bir anayasa niye yapılır? Eğer ciddi bir sorun varsa ve bu sorun ancak "anayasal ölçek"te çözülebilecekse, yeni bir anayasa yapmaya gerek var dem
Filistinli Esirlerin Açlık Grevi  Zaferle Sona Erdi
Siyonist işgal rejimi zindanlarında Filistinli esirlerin başlattığı açlık grevi eylemini idare eden komite, esirlerin taleplerinin karşılanması ve öze
Adem ve Hamit Kardeşlerimiz Coşkuyla Karşılandılar (Video)
Adem Özköse ve Hamit Coşkun kardeşlerimiz belgesel çekimi için gittikleri Suriye’de alıkonuldukları için tam 63 gün sonra Türkiye’ye dönebildiler. Baş
CHP vekilinden İBDA-C çıkışı
CHP Tunceli Milletvekili Hüseyin Aygün, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla Bolu F Tipi Cezaevi'nde bulunan ve kamuoyunda ''Salih Mirzabeyoğlu'' o
1 - Obama: Afganistan'da Zor Günler Bizi Bekliyor!
2 - 'Türkiye, sırtını Batıya dönmüyor'


Atasoy Müftüoğlu

Şanlıurfa'da Atasoy Müftüoğlu rüzgarı

09/05/2012 - 05:32

Atasoy Müftüoğlu
Abdurrahman Dilipak
Abdulhakim Beyazyüz
Adem Yavuz Arslan
Abdullah Büyük
Ahmet Altan
Ahmet Kekeç
Ahmet Taşgetiren
Ahmet Turan Alkan
Ahmet Varol
Akif Emre
Ali Bulaç
Ali Atıf Bir
Ali Karahasanoğlu
Ardan Zentürk
Alpaslan Kuytul
Aziz Üstel
Asım Yenihaber
Cihan Aktaş
Cihad Kayaduman
Demet Tezcan
Elif Çakır
Emre Aköz
Engin Ardıç
Ersoy Dede
Esra Uçar
Ergun Babahan
Fehmi Koru
Feyza Gümüşlüoğlu
Fatma Tuncer
Faruk Köse
Gülay Pınarbaşı
Gültekin Avcı
Hamza Türkmen
Hakan Albayrak
Hayrettin Karaman
Hasan Karakaya
Hilal Kaplan
Hikmet Genç
İbrahim Karagül
İbrahim Sediyani
İhsan Dağı
İskender Pala
Kazım Sağlam
Kemal Özer
Kenan Alpay
Mehmet Göktaş
Mustafa Armağan
Merve Kavakçı İslam
Mustafa İslamoğlu
Mustafa Karaalioğlu
Mustafa Özcan
Mustafa Ünal
Nasuhi Güngör
Nusret Çiçek
Nurettin Şirin
Ramazan Kayan
Selahaddin E. Çakırgil
Salih Tuna
Serdar Arseven
Serdar Demirel
Süleyman Yaşar
Sibel Eraslan
Şamil Tayyar
Taha Kıvanç
Yıldız Ramazanoğlu
Ümit Aktaş
Yasin Aktay
Yıldıray Oğur
Yavuz Bahadıroğlu
Yener Dönmez
Türkiye'de Boşanma Sebebleri nelerdir?
Oy Kullan Sonuçları Göster

www.radyovakit.com sadece internet üzerinden yayın yapmaktadır.
© 2007 Tüm Hakları Saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Destek :
bilgi@radyovakit.com  |  Yazılım & Sistem Yönetimi : Networkbil.Net

Evden Eve Nakliyat Evden Eve Nakliyat