Hutbe Ve Ayet-i Celile
…يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ إِنَّمَا الْمُشْرِكُونَ نَجَسٌ
Azîz ve Muhterem din kardeşlerim! Bugünkü hutbemizin mevzuu “MÜŞRİK” KAVRAMI hakkında olacaktır. Ancak sizlerde takdir edersiniz ki konunun önemine binaen ve vaktimizin de kısa olması hasebiyle konumuzun ikinci bölümünü başka bir haftada sunmaya çalışacağım inşallah.
İslam inancında Müşrik kişi; Ortak koşan anlamına gelmektedir. Ortaklık ise en az iki varlık arasında olduğuna göre Müşrik kişi için bunların birincisi daima Allah(cc)’tır. İkincisi ise bir peygamber, bir melek, bir insan, bir hayvan veya cansız bir madde olabilir. Kısacası müşrik kimse bir put, bir türbe, bir heykel, ölü veya diri bir varlık karşısında bilinçli ya da bilinçsizce, tazimle, namaz kılar gibi dikilerek Allah (cc)’a ortak koşma sefaletine düşen “insan” adındaki yaratık manasındadır.
Aziz Mü’minler, Allah (cc)’ın emir ve yasaklarını hafife almak, nazar boncuğu, çevşen, muska, tesbih, türbe, mezar, ırk ve ırkçılıktan kurtarıcılık dilenmek, üfürükçülük, müneccimlik, kâhinlik, uğursuzluk düşüncesi, cincilik, muskacılık, heykelcilik, büyücülük, falcılık ve türleri, Allah (cc)’a ulaşmak için ölü veya diri bir kimseyi tevessül yani vesile kılarak ona rabıta yapmak, Allah (cc)’tan başkası adına kurban kesmek ve daha nicelerine sevgi ve ilgi beslemek insanı müşrik yapar.
Ayrıca günümüzde en yaygın ve en korkunç olan müşriklik örneği, beşeri ideolojilerin savunucusu siyasilerden, liderlerden, kutup, gavs, seyit, şeyh, pir, dede, abdal, hocaefendi, üstad, efendi gibi, kendilerini din adamı sayan önderlerden, dünyada ve ahirette yardım ve şefaat beklemek ve bunların her türlü söylemlerini düşünmeden ilahi bir sözmüş, bir kanun ya da bir yasaymış gibi doğru kabul etmek, Allah (cc)’a dinde ortak koşmak demektir ki, insan müşrik olarak anılmaktan kurtulamaz.
Esasında Müşrik kimse, Allah (cc)’a inanmakla birlikte, kudret ve kuvvette ona denk başka varlık ya da varlıklarında olduğunu kabul eder. Allah (cc)’ın birtakım ermiş kullar, mürşidler, seyyidler, gavslar, kutublar, üstadlar, efendiler gibi yardımcılara ihtiyacı olduğunu, kâinatı onların desteği ile idare ettiğini düşünür. Dolayısıyla Allah’a yakın saydıkları bu tip varlıklara, kendisi ile Allah (cc) arasında aracı olması görevini yükler ki Ahirette kendisi için şefaatçi olup cennete girmesine vesile olsun. Müşriklerin diğer bir özellikleri ise akletmeden, tefekkür etmeden, bu varlıkları Allah (cc)’ın yardımcıları saydıkları ve bu varlıklara ortaklık yetkisi verdikleri halde, onları ikaz ettiğinizde hiçbir şeyi Allah (cc)’ın ortağı saymadıklarını üstüne basarak size söylerler.
Ülkemizde yalan yanlış israiliyyat’a, menakıba, batıl inançlara veya her çeşit hurafelere iman etmiş ve bunlara bağlı olarak anlatılanları kutsallaştırmış, ve bunlar ile yoğrulmuş insanlarımızın nasıl iman etmeleri gerektiği konusunu, kendilerine nasıl tebliğ yapacağımızı, ve nereden başlayacağımızı gerçekten bilemiyoruz. Çünkü çoğu insanlarımızın kafasında iman etmek şu şekillerde anlaşılmaktadır:
1-Tarikatlarda tövbe alınarak Allah (cc)’a iman etmek.
2-Nefislerine kolay gelecek şekilde kendilerine külfet getirmeyen, anlayamadıkları bir dine iman etmek.
3- Devlet otoriterlerinin emirleri ve eğitim kurumlarının önderliğinde sınırları çizilmiş bir dine iman etmek.
4-Sadece vicdana hapsedilmiş, gelenek ve göreneklerle elde edilmiş bir inanca iman etmek
5-Bazı ibadetler manzumesi davranışlar haline getirilen atalar dini dediğimiz bir dine iman etmek olarak anlaşılmıştır.
İşte günümüzde cahiliyye imanı olan bu tip imanlar artarak tezahür etmiş, İnsanlar Allah (cc)’ın kitabı Kur’an-ı Kerim-i arkalarına atarak kâfirlerden, münafıklardan, müşriklerden, din cahili hokkabazlardan, beşeri ideolojilerin savunucusu siyaset adamlarından, ve bir takım cemaat ve tarikat önderlerinden din adına nasihatler istemişlerdir. Bu adamlarda Kur’an-i değerleri gönüllerde etkisiz kılmak için, bu değerlere kendisini veya kendi düşüncelerini yüklemiş, Kuran-i hükümlerin dünyaya ve yaşadıkları hayata müdahale etmesine “asla izin verilmez” esasına, insanları inandırmışlardır.
Bakınız; Allah (cc)’u Teala Zuhruf suresi 44. Ayet-i celile’de biz kullarını nasıl uyarıyor. “Ve muhakkak ki o (Kur’an), elbette senin için ve kavmin için pek büyük bir şereftir ve ileride ondan sual olunacaksınız.” Demek ki başka bir şey değil, yalınızca KUR’AN, Benim şeyhim de Kur’an, Mürşidim de Kur’an, Hidayetçim de Kur’an, şeriatım da Kur’an, herşeyim Kur’an! Çünkü ben, ondan sorguya çekileceğim .
Rasulullah (s.a.v) “Allah’tan başkası adına amel işleyecekleri şirk koşanlar” dolayısıyla da Müşrikler olarak tarif etmiştir. Yani; vahyin ameli esaslarından birini veya bir kaçını zorunlu görmeyerek askıda bırakan, zedeleyen, “ekmek parası”, “buna mecburum”, “Gâvurun ekmeğini yiyen, gâvurun kılıcını çeker”, “Ne yapalım, viran olası hanede evlad-ü iyal var” diyerek, müşriklerin emri altında acziyet ifadesi sergileyenler müşrik olarak anılırlar. Onların sistemlerinde, kurulu düzenlerinde hiçbir rahatsızlık duymadan onlara uyumda bir beis görmeyen veya bunların devamından, muhafazasından yana bir tavır içinde kalanlar, “laf olsun torba dolsun” kabilinden onların kuru kalabalıklarına iştirak edenler bile “amelde şirk” ten uzak kalamadıkları gibi yerine getirmeye çalıştıkları bütün amelleri boşa gider. Allah (cc)’u Teala En’am suresi 121. ayet-i celilede şöyle buyuruyor “Eğer onlara itaat ederseniz muhakkak müşrik olursunuz”
Muhterem Din kardeşlerim! İslâm dini her bakımdan diğer dinlerden farklı ve kendine has özellikleri olan bir din olduğu için; Bağlılarının kararlı ve aynı zamanda birer şahsiyet sahibi kimseler olarak yaşamalarını ister. İnsanların peygamberi metod dışında başka metod, sistem, kurtarıcılık, şefaatçilik peşindeki yaratıkları taklid etmelerini, onların uydusu olmalarını kesinlikle yasaklar.
İslâm'ın hareket metodu ve temel kaidesi yalnız inanç bağı çerçevesi içinde Tevhid’de birlik olma temeline dayanır Bunun içindir ki Allah (cc)’u Teala Tevbe suresi 28. ayet-i celilede “Müşrikler, ancak ve ancak bir pislikten ibarettirler” buyuruyor. Bu ayetten de anlaşıldığı üzere şirk içinde olan insanı, Kur’an-ı Kerim “Müşrik” diye nitelemiş ve onu aşağılamıştır. Evet, İslam dinine göre de bütün müşrikler cehennemliktirler Hatta müşrik kişi, değil Hacı hoca çocuğu, değil şeyh çocuğu, değil seyyit çocuğu, inanınki peygamber çocuğu bile olsa bu hüküm asla ve kat’a değişmez.
Şahin Özdaş