'İslam'da Sabiteler ve Değişkenler'
İktibas Kayseri şubesi tarafından düzenlenen Pazar sohbetlerinin bu haftaki konuğu ilahiyatçı Abdulhamid Bayırbaşı oldu. Bayırbaşı “İslam'da Sabiteler ve Değişkenler” başlığı altında sunumunu gerçekleştirdi.
Konuşmasına sabitenin ne olduğuna dikkat çekerek başlayan Abdülhamid Bayırbaşı özetle şunları anlattı:
"Sabite nedir? İnsanlıkla yaşıt olan bu kelime, Allah'ın ilk vahyini gerçekleştirdiği Adem (as) ile son vahyin sahibi olan Muhammed (a.s) arasında gelmiş geçmiş bütün Paygamberlere bildirilen değişmeyen tevhid ilkelerinin tamamıdır. Yani ilk insan olan Adem ile son Peygamber arasında gelmiş geçmiş tüm elçiler, aynı sabiteler, aynı ilkeler, aynı değerler için gönderilmiştir. Sabiteler konusunda ulemanın üç şey üzerinde ittifak ettiklerini görüyoruz. Bunlar, tevhid, ibadet ve ahlaktır.
Tavhid ilkesinin gereği olarak, Allah’ın uluhiyyet ve rububiyyet sıfatlarını sadece kendisine tahsis ettiği ve bu sıfatların kendisine ait olduğunu beyan eder. Uluhiyyet sıfatı ilahlık vasfı iken, rububiyyet sıfatı terbiye eden/rab olarak vasıflandırılmıştır. İlah kavramının aynı zamanda siyasi otoriteyide belirlediğini ona yön verdiğini belirlediğini ifade etmeliyim.

Rab ilkesi, bu kavram, ilah kavramından sonra Allah’ın kendisi için Kuranda, dokuzyüz’ün üzerinde kullandığını görüyoruz. Aşama aşama hikmetle terbiye eden, şekil ve düzen veren anlamında kullanılan rab kelimesi, yine Kuranın ilk nazil olan ve son nazil olan sure içerisinde olması/bulunması bakımından da anlaşılıyorki Allah her şeyi kendi kontrolü altına almış, hiçbir şeyi başıboş bırakmamıştır. Buradanda anlaşılıyorki Allah rablik sıfatını kendisine tahsis etmiş ve bunu değişmez bir sabite olarak bizlere bildirmiştir.
Ahlak ilkesi de değişmeyen sabitelerden biri olarak karşımıza çıkmaktadır. Bir çok tarifinin yapıldığı bu kelime en doyurucu ve en basit tarifi ile ”kendisinden başka bütün varlıklara karşı sorumluluk bilinci ile haraket etmektir” Batının kısaca vicdani yaklaşım olarak tarifi ise elbette kabul edilecek şey değildir. Çünkü batıda herkesin vicdan anlayışı farklı farklıdır yani değişkendir. Vahyi, insan fıtratına uygun davranış olarakaldığımızda Musa’nın, İsa’nın ve Muhammed’in getirdikleri değerler bizim ahlakımızdır ve değişmeyen sabitelerdir.
Değişkenler nelerdir? Değişkenlik meselesini öncelikle dil’in değişmesi olarak görüyoruz. Kuranı kerim her kavme kendi dilinden, anlaşılır, açık bir lisan ile konuşan peygamberler göndermiştir. Bütün Paygamberler gayet fasih konuşan, konuşkan konuşmasını bilen ve kavminin anlayacakları bir lisan ile konuşmuşlardır.

Ebu Hanife, ”vahyin manasında tahrif yapmayacak şekildebir kişi ibadetlerini farsça yaparsa ibadeti sabit olur” diyerek değişkenliğe örnek bir ifade kullanmıştır. Burada Kur'an'ın herhangi bir ilkesini ketmetmeden ve sabiteyi tahrif etmeden bir hüküm çıkarmıştır. Bugün bir takım anlayışlar, kuran hükümlerinin değişebileceğini ortaya koymaya çalışmaktadırlar. Mesela, kadının şahitliği, hırsıza verilecek ceza, zina cezası vb gibi cezaların artık günümüzde uygulanamaz olduğu kanaatini ileri sürmektedirler. Bu ve buna benzer örnekler değişim değil olsa olsa bunun adı insanların arzusuna göre vahyi yeniden yorumlamaktır. Buna mukabil Kur'an geçmiş uygulamalardan bazılarının bazıları ile değiştiğini haber vermektedir. Cumartesi yasağı, içyağları yeme yasağı gibi. Vahiy ile bütün peygamberler olduğu gibi vahye muhatap olan bütün insanlık da değişmektedir. Bu değişim, nefislerdekini Kur'an'la yer değiştirmek gibi bir değişimdir. Bu pencereden baktığımızda vahiy, peygamberleri değiştiriyor, insanları değiştiriyor, insanlar biribirlerini uyararak değiştiriyor, hatta sahabenin Peygamberi uyararak bazı meseleler üzerinde fikrini değiştirmesine sebep olabiliyor. Kur'an'ın Peygambere olan bağzı eleştirileri, yine değişkenliğe birer örnektir. Esirler konusu, evlatlıklarının hanımı ile evlenebilek, seferden geri kalanları izin konusunda dinlemesi, münafıklara olan yaklaşımı ve onların cenaze merasimlerine katılmaması, hanımları ile ilgili kendisine bir yasak koyması vb. gibi konularda Allah, Paygamberini uyararak doğru bildiği yanlışları vahiyle değiştirmesini istiyor.

İşte buradan hareketle insanlar Kur'an ilkelerine ne kadar riayet ediyorsa o kadar hem sabit olan değerleri koruyor hem de o sabit olan değerleri koruyabilmek için kendi anlayışından bir çok şeyleri kuranla/vahiyle değiştirerek değişkenliği ortaya koyabiliyor. Bizler de bu konuda neler yaptığımızı sabitelerimizin ve değişkenliklerimizin neler olduğunu gözden geçirmemiz gerkmektedir."
Abdülhamid Bayırbaşı, sunumunun ardından kendisine sorulan soruları yanıtlaması ile sohbet sona erdi.
İktibas