MUHAMMED SURESİ 30 – 38 AYETLER
30. Biz dileseydik onları sana gösterirdik de, sen onları yüzlerinden tanırdın. Andolsun ki sen onları konuşma tarzlarından tanırsın. Allah işlediklerinizi bilir.
31.Andolsun ki içinizden cihad edenlerle sabredenleri belirleyin- ceye ve durumlarınızı açıklayıncaya kadar sizi imtihan edeceğiz.
münafıklar, Müslümanlar tarafından tanınmamalarına güveniyorlardı. Ancak Kur'an onların bu münafıklıkları sürekli gizli kalacak şeklindeki zanlarını, alaya almakta ve onların, durumlarını ortaya çıkarmakla ve Müslümanlara duydukları kinleri ve nefretleri meydana çıkarmakla tehdit etmektedir. Ve Peygamberine "Biz isteseydik onları sana gösterirdik de sen onları yüzlerinden tanırdın" demektedir. "Andolsun ki sen onları konuşma üslubundan tanırsın." Ve yaptıkları ameller ve o amellere yol açan nedenleri "Allah bütün yaptıklarınızı bilir." Onun için gizli kapaklı hiçbir şey yoktur. Sonra yüce Allah'ın, İslâm toplumunun tümüne yönelik bir imtihan vaadi yer almaktadır:
"Andolsun ki içinizden cihad edenlerle sabredenleri belirleyinceye kadar ve söylediğiniz sözlerin doğru olup olmadığını açıklayıncaya kadar sizi imtihan edeceğiz."
Allah, insanoğlunu gücü dahilindeki şeylerle, yükümlü kılar. İnsanlar O'nun bildiğini bilmezler. O halde gerçeklerin ortaya çıkarılması gerekir ki insanlar da onları öğrensinler, bilsinler ve sonra da onlardan yararlansınlar... Sıkıntı ile bolluk, rahatlık ile, nimet, sefalet ile, rahatlık, darlık ile, zorluk ve ferahlık ile imtihan edilmek...
32- İnkâr edenler, Allah'ın yolundan alıkoyanlar ve kendilerine hidayet açıkça belli olduktan sonra 'peygambere karşı gelenler', Allah'a hiçbir şekilde zarar veremezler. Allah, Onların amellerini boşa çıkaracaktır.(39)
39. Bu ayetten iki anlam çıkarılabilir: Birincisi, kendilerince iyi bilip yaptıkları işlerin hepsini Allah geçersiz kılacak, ahirette amellerinin en küçük bir karşılığını göremeyeceklerdir. İkincisi, Allah ve Peygamberi'nin dinini engellemek için aldıkları bütün tedbirler boşa gidecek ve işe yaramayacaktır. Mevdudi böyle diyor ama maalesef günümüzde batının ve Ülkemizdeki Batı Yalakalarının çalışmaları sonucu Müslümanlar asımıle oldular, Hatta bir çoğuda Beynamaz oldu
33- Ey iman edenler, Allah'a itaat edin, peygambere itaat edin, amellerinizi geçersiz kılmayın.(40)
40. Müminlerin, amellerinin faydalı olması, Allah ve Rasulü'ne itaate bağlıdır. İtaatten yoksun olan kişinin ecir kazanması mümkün değildir.
Mübarek oğlu Abdullah, Ma'ruf oğlu Bekr, Hayyan oğlu Mukatil, Nafi kanadından gelen bir habere göre Hz. Ömer'in oğlu şöyle der: "Bizler Resulullah'ın sahabeleri olarak, iyi amellerden ne yapılmışsa hepsi kabul olunur diye düşünüyorduk. Nihayet şu ayet indi: "Allah'a ve Resulüne itaat edin, Amellerinizi boşa çıkarmayın." Bu ayet inince bizler, amellerimizi boşa çıkaran nedir ki? demeye başladık. Sonra herhalde bunlar büyük günahlar ve yüz kızartıcı sözler ve işlerdir diye yorum yapmaya başladık. Nihayet "Allah kendisine ortak koşma suçunu bağışlamaz. Bunun dışındaki suçları dilediğine bağışlar." (Nisa suresi, 116) ayeti indi. Bu ayet inince bu konuda konuşmaktan vazgeçtik. Büyük günah işleyenlerle yüz kızartıcı işler yapıp ve sözler söyleyenlerin akibetlerinden korkmaya ve o günahları işlemeyenlerin akibetlerinin iyi olacağını ummaya başladık.
34- İnkâr edenler, Allah'ın yolundan alıkoyanlar, ve kâfir iken ölenler; işte Allah, onları kesinlikle bağışlamayacaktır.
"Nankörlük edip Allah yoluna engel olan, sonra kafir olarak ölenleri Allah affetmeyecektir." Bağışlanma için fırsat yalnız bu dünyada vardır. Tövbe kapısı kafirler ve isyankarlar için bu dünyada can boğaza gelip dayanıncaya kadar açık kalacaktır. Can boğaza gelip dayanınca ne tövbe geçerli olacaktır ne bağışlanma olacaktır. Artık fırsat bir daha geri gelmemek üzere geçip gidecektir. Bu ayet kafirlere seslendiği gibi müminlere de seslenmektedir. müminler için kendilerini bu tehlikeli yola yaklaştıracak tüm araçlardan ve vesilelerden kaçındırma ve uyarı anlamı taşır.
35- Öyleyse, üstün bir durumda iken, barışa çağırmayın (41 gevşekliğe düşmeyin. Allah, sizinle beraberdir; O, sizin amellerinizi asla eksiltmez. ) 41. Bu ilahi emir, Medine gibi küçücük bir şehirde birkaç yüz Muhacir ve Ensardan oluşmuş bir avuç topluluğun İslam'ın bayraktarlığını yaptığı ve yalnız güçlü Kureyş kabilesi ile değil, bütün Arabistan'ın müşrik ve münafıklarıyla mücadele ettikleri sırada nazil olmuştur. Müslümanlara, "Cesaretinizi kırarak düşmanlarla barış yapmayı istemeyin, tersine, canınızı dişinize takarak savaşacak şekilde hazır olun", buyurulmaktadır.
Bu emrin maksadı, müslümanların hiçbir zaman barış sözü etmemeleri demek değildir. Bilakis burada anlatılmak istenen, müslümanların zayıf, düşmanlarının kuvvetli olduğu anlamını veren bir barışa taraftar olmanın doğru olmadığı düşüncesidir. Müslümanlar her şeyden önce güçlerini ispat etmelidirler. Ancak ondan sonra barış görüşmeleri yapmalarında bir sakınca yoktur.
Sizler üstün ve galipsiniz. O halde gevşeyip de kafirleri barışa çağırmayın. Siz inanç sistemi ve hayat görüşü bakımından daha üstünsünüz. Sizler en üstünsünüz çünkü yücelerin yücesi ile bağınız ve bağlantınız var. Sizler, sistem bakımından, hedef bakımından ve gaye bakımından daha üstünsünüz. Sizler duyguca, ahlakça ve hareketçe daha üstünsünüz. Ve sizler güç, konum ve destek bakımından en üstünsünüz. Çünkü en üstün kuvvet sizinle birliktedir. "Allah sizinle beraberdir."
36- Dünya hayatı, ancak bir oyun ve eğlencedir bir oyalanmadır.(42) Eğer iman eder Allah’a karşı gelmekten sakınırsanız, O, size ecirlerinizi verir ve mallarınızı da istemez.
42. Yani, ahiret karşısında bu dünyanın değeri birkaç günlük gönül eğlendirmeden başka birşey değildir. Bu dünyanın başarı veya başarısızlığı, önemli değildir. Asıl hayat ahiret hayatıdır ve insanoğlu onu kazanmaya çalışmalıdır.
Dünya hayatı, eğer bu hayatın gerisinde daha şerefli ve kalıcı bir hedef olmazsa, yüce Allah'ın sisteminden uzak bir hayat sürdürülürse. bu, ancak bir oyun ve eğlenceden ibarettir. Bu öyle bir sistemdir ki, bu dünya hayatını ahiretin tarlası ve halifelik nimetini ebedi ahiret yurdunu elde etmenin aracı olarak kılar. İşte ayetin ikinci paragrafında işaret edilen nokta budur. "Eğer iman eder sakınırsanız, Allah size mükafatınızı verir."
Dünya hayatını bir oyun ve eğlence olmaktan çıkaran ona ciddiyet damgasını vuran, onu hayvansal seviyeden çıkarıp yücelerin yücesine bağlı olan doğru yoldaki halifelik seviyesine yükselten ancak ve ancak iman ve takvadır... İşte o gün, Allah'tan korkan müminin can-ı gönülden feda ettiği dünya hayatındaki Amelleri boşa gitmez, yok olmaz. İşte ebedi olan ahiret yurdunda bol mükafat ancak bununla elde edilir.
37- Eğer sizden onların tümünü isteyip sizi zorlasaydı, cimrilik ederdiniz, O'da kinlerinizi ortaya çıkarırdı(43)
43. Yani O, zengindir, kendisi için sizden bir şey almaya muhtaç değildir. Eğer O sizden kendi yolunda mal harcamanızı istiyorsa, bu kendisi için değil, bilakis sizin iyiliğiniz içindir. ve sizin kinlerinizi de ortaya çıkarmış olur. Âyet, malların tümünün istenmesi halinde belirecek cimrilik duygusunun, İslâm’a ve Hz. Peygamber’e kin besleme ölçüsüne kadar varacağına temas ederek, insanın mal karşısındaki psikolojik durumunu tahlil etmektedir.
Bu din, insanî ve kutsal bir nizam kurmak için getirilmiş bir inanç sistemidir. Bu din kutsal bir sistemdir, çünkü bu dinin sistemini ve kurallarını belirleyen Allah'tır. İnsanî bir sistemdir dedik, çünkü yüce Allah insanlara yükümlülükler koyarken insanın gücünü ve ihtiyaçlarını gözetmiştir. Çünkü insanoğlunu yaratan O' dur. O halde yarattıklarını en iyi bilen de O' dur ve O herşeyi bilen lütuf sahibidir.
38- "İşte sizler, Allah yolunda harcamaya çağrılıyorsunuz; fakat içinizden kiminiz cimrilik ediyor. Kim cimrilik ederse ancak kendisine cimrilik eder. Allah zengindir, sizler ise fakirsiniz. Eğer yüz çevirecek olursanız, yerinize başka bir toplum gelir de onlar sizin gibi olmazlar."
Bu ayet, o günkü Müslüman toplumun gerçek durumunu yansıtan ve her toplumda insanların mallarını Allah yolunda harcama çağrısı karşısındaki ruhsal durumlarını gösteren bir tablo çizmektedir. Ayet onların arasında cimrilik edecekler çıkabileceğini ifade etmektedir. Bunun anlamı cimrilik etmeyenlerinde çıkabileceğidir. Bunu doğrulayan birçok rivayetler Kur'an-ı Kerim'in birçok yerinde belirtilir. İslam dini bu alanda, hoşnutlukla can-ı gönülden verme ve fedakarlık etmenin ve verip harcayarak ferahlık duymanın olağanüstü sayılabilecek örneklerini gerçekleştirmiş ve insanlığa sunmuştur. Ancak bu söylediklerimiz ortada mala karşı düşkün kimselerin olabileceğine engel değildir.
Kur'an-ı Kerim, bu ayette cimriliği ele almakta ve tedavi etmektedir: "Kim cimrilik ederse o ancak kendisine cimrilik eder."
İnsanların gönülden Allah yolunda harcadıkları ancak ve ancak kendileri için biriktirilmiş bir sermayedir, Mahşerde bu sermayeyi önlerinde hazır bulacaklardır. Eğer Allah yolunda harcamakta cimri davranırlarsa, ancak ve ancak kendilerine cimri davranmış olurlar. kendi sermayelerini azaltmış olurlar, kendilerini kendi elleri ile gelecekte mahrumiyete düşürmüş olurlar.
Yüce Allah onlardan mal harcamayı ancak kendileri adına hayır dilediği için, nasiplerini çoğaltmak için, kendi nasiplerini saklamak ve biriktirmek için istemektedir. Harcayıp sarfettikleri şeylerden hiçbirisi yüce Allah'a erişmediği gibi, Allah onların harcadıkları şeylere muhtaç da değildir.
"Allah zengindir sizler ise fakirlersiniz."
O halde bu cimrilik, Bu ihtiras niye? Ellerinizde ne varsa, harcadıklarınıza karşılık elde edeceğiniz ne varsa hepsi yüce Allah'ın katından gelmektedir ve O'nun ihsanıdır. Yüce Allah'ın kendi davasını savunmanız için sizleri seçmesi, sizlere verilmiş bir şeref, bir ihsan ve bir bağıştır. Eğer sizler bu ihsana layık olmaya çalışmazsanız, sizler bu makamın yükümlülüklerini yerine getirmezseniz ve sizler kendinize verilen şeyin değerini kavramazsanız, yüce Allah bahşetmiş olduğu Nimetleri geri alır ve ihsanı bahşetmek için sizin dışınızda, bunun değerini bilecekleri seçer. '
"Eğer ondan yüz çevirirseniz yerinize sizden başka bir toplum getirir de onlar sizin gibi olmazlar."
Gerçekten iman büyük bir Nimettir. Buna kainatta hiçbir şey denk değildir. İman, terazinin bir kefesine, imanın dışında ne varsa kefenin öbürüne konulup karşılaştırılınca, hayat değersiz mi değersiz, dünya malı önemsiz mi önemsizdir.
İşte bunun için bu uyarı bir müminin karşılaşabileceği en korkunç uyarıdır. Çünkü bu uyarıyı yüce Allah yapmaktadır.
Hazırlayan
Fehmi Yılmaz