Yeni Üyelik - Şifremi Unuttum
Arama    
Fussilet - 33. Allah`a davet eden, dürüst ve erdemli davranan ve "Ellbette ben kayıtsız şartsız Allah`a teslim olanlardanım" diyenden daha güzel sözlü kim olabilir?
* Erdoğan: İmanına, inancına, maneviyatına sahip bir gençlik istiyoruz * Uhuvvet ayrı bir şey tabi canım! * Bizi dirilten ayetler: İmtihan (Video) * Bir hadisin Buhari'de geçmesi sahih olduğu anlamına gelmez * Komisyonculuk ve Emlak komisyonculuğu * İsrail’i boykot edene insani yardım yasak! * Rönesans ve Reformun tarihsel gelişimi - 1 * Savaşın Rengi - 4. * Ana Hatlarıyla İslam'a Genel bir Bakış * Erdoğan: Amerika'da böyle değil

SON DAKİKA

ANA SAYFA

SİTENİZE EKLEYİN

RADYO DİNLE

Linkler

GENÇ BİRİKİM DERGİSİ

HAKSÖZ DERGİSİ

UMRAN DERGİSİ

VUSLAT DERGİSİ

İKTİBAS

YORUM DERGİSİ

İSLAMİ YORUM

AHMET VAROL

ANALİZ MERKEZİ

ANSAR DE

AYETLER COM

DENİZ FENERİ

DÜNYA BÜLTENİ

Enfal de

FİLİSTİN ENFORMASYON MERKEZİ

HABER VAKTİ

HAYRETTİN KARAMAN

KUDUS YOLU

M.ENGİN NOYAN

MAZLUMDER

MUSTAFA İSLAMOĞLU

Süleymaniye Vakfı

TEFSİR DERSLERİ

TEVHİD HABER

TEVHİDE DOĞRU

TİME TÜRK

İ H H

YARDIMELİ DERNEĞİ

İKRA İSLAM

İLKAV

İSRA HABER

Özçgün Duruş

ÖZGÜR DER

GIDA AMBARI

SAAT KAÇ

T.C. Kimlik Numarası

STAR

YENİ AKİT

YENİ ŞAFAK

ADANA BARIŞ RADYO

ADANA RADYO HAYAT

AKSARAY KENT FM

ANKARA DENGE RADYO

ANKARA HEDEF RADYO

ANKARA RADYO VAKİT

ANTALYA DİLARA FM

BATMAN GENÇLİK FM

BURSA ÇINAR RADYO

BURSA RAHMET FM

ÇORUM ÇAĞRI FM

DİYARBAKIR ÇAĞRI FM

DİYARBAKIR NUR RADYO

ERZİNCAN GÖKSU FM

ISPARTA DİLARA FM

KARAMAN GSRT FM

KAYSERİ ART FM

KAYSERİ ARİFAN RADYO

KAYSERİ FURKAN RADYO

KAYSERİ RADYO AS

KAYSERİ ŞAFAK RADYO

KIRIKKALE ANADOLU FM

KIRŞEHİR GENÇLİĞİN SESİ FM

KOCAELİ ANADOLU RADYO

KOCAELİ MESAJ FM

KONYA GENÇLİK FM

KONYA RADYO EN

KONYA RİBAT FM

KONYA İSRA FM

MALATYA SELAM RADYO

MARDİN CEMRE RADYO

MUŞ RADYO 1071

NİĞDE UMUT FM

SAKARYA HİLAL FM

SİVAS RADYO GÜNEŞ

SİVAS RADYO HİLAL

URFA RADYO MEDYA

URFA RADYO MEGA

İÇEL ÇAĞRI FM

İÇEL İSTİKLAL RADYO

İRİP RADYO

İSTANBUL MARMARA FM

İSTANBUL MORAL FM

İSTANBUL RADYO MEKTUP

İSTANBUL ÖZEL FM

İZMİR RADYO BAŞAK

24 HABER TV

ÇAĞRI TV

HİLAL TV

KANAL A

TGRT HABER

TV NET

ÜLKE TV

Namaz Vakitleri

8 Kasım 2010 dan beri

Bugün 221179
Toplam 393856505
En Fazla 606285
Ortalama 153191
Üye Sayısı 125
Bugün Üye Olan 0

Arakan’da Kim Yerli, Kim Yabancı?

1948 yılında doğrudan işgallerini sonlandıran İngilizler kendilerinden geriye bölünmüş ve yekdiğerine düşman yeni bir coğrafya bırakmışlardı. Asırlar boyunca ağırlıklı olarak Müslümanların yönetimi altında barış içinde yaşayan başta Müslümanlar ve Hindular olmak üzere birçok kavim ve din mensubu artık birbirine düşmandı.
2017-10-22 - 13:53

Arakan’da Kim Yerli, Kim Yabancı?

 
 

DÜNDEN BUGÜNE ARAKAN MESELESİ - 1

Giriş

Arakan Dramı 25 Ağustos 2017 tarihinden itibaren bir kez daha dünya gündemine oturdu. İslam coğrafyasında başta Suriye olmak üzere birçok bölgede süre gelen acılar zaten uzun zamandır bayramları mündemiç sevinç ve coşkuyu gölgeliyordu. Bu kurban bayramının arifesinde Arakan’dan nükseden acının tazeliği ise bayramın daha bir hüzünlü geçmesine neden oldu.

Arakan’a dair bilgilerimiz birkaç nedenden ötürü sınırlı. Osmanlı hilafetinin sağladığı imkanların da yitirilmesiyle ümmet coğrafyası siyasi planda bir süredir yaşadığı çözülmenin zirvesine ulaşmıştı. Arakan Müslümanlarının da dahil olduğu Hint Alt Kıtası Müslümanları ise bu dağılma trendine daha erken girmişti. Osmanlı etkisinin kırılması sonrasında ümmetimizin diğer birçok parçasıyla olduğu gibi Arakan veya Burma ile olan bağımız da kopmuştu.

Daha sonraki süreçlerde yine tıpkı diğer birçok parçamız gibi Arakan’ın gündemimize girmesi de buradan yükselen dramlar sonucunda oluştu. Bölgeye dair kitlesel farkındalığımızın henüz bir iki yılı bulduğu dikkate alınırsa Arakan dramına ilişkin mevcut bilgisizlik durumu anlaşılabilir. İslam tarihinin yakın dönemi ve özellikle de Hint Alt Kıtası Müslümanları ve İslami hareketlere ilgisi olan sınırlı çaptaki insanın ise Arakan/Burma’nın talihsizliğine dair bir nebze daha genel bilgiye sahip olma avantajı vardı ki bu arka plan içerisinde bugünkü gelişmeleri daha kolay okuyabiliyorlar.

Özellikle de 25 Ağustos 2017 tarihinde meydana gelen gelişmeler kaçınılmaz olarak hem Arakan sorununu uluslararasılaştırdı hem de başta Türkiye olmak üzere halkı Müslüman çoğu ülkede kitlesel bir karşılık bulmasını sağladı. Bugün artık Arakan’a dair daha rafine ve derin bir farkındalığın oluşmaya başladığı söylenebilir. Bu durum sonuç olarak sevindirici olmakla birlikte bir yönüyle de dramatiktir maalesef. Şöyle ki; birçok bölgede Müslümanlar olarak başka kardeşlerimizin durumunu ancak onlar sistematik zulüm ve kıyımlara tabi tutulduktan sonra farkına varmak veya öğrenmek gibi bir kusurumuz var. Keşke çağdaş İslam coğrafyasıyla ilgili bilgilenmemiz salt duyarlılıktan ibaret kalmasa; mesela iyi derecede hazırlanmış dört başı mamur bir müfredat ışığında eğitimden geçerek bilinç raddesine varsa da kardeşlerimizin gündemimize girmesi nice ağır bedellerin ödenmesini gerektirmese! En azından Bangladeş’te Cemaat-i İslami önderlerinin maruz bırakıldığı haksızlık ve bugün kitleselleşen Arakan dramından bu yönde bir ders çıkarsak iyi olmaz mı?

Bu yazı dizisi bu bağlamda bir katkı sağlarsa amacına ulaşmış olacaktır inşallah.

*

Arakan’a dair bilgilenmemiz çok şükür uzak-yakın dönem İslam tarihi ve Hint Alt Kıtası arka planı içerisinde bir zemine oturmakta. Modernleşme döneminden son olaylara kadar ki süreçte Arakan dramına dair bilgilerimiz ise kaçınılmaz olarak sınırlı. Bu konuda başta Arakanlı insanların özellikle de diasporada yaşayanların sosyal medya aracılığıyla paylaştıkları bilgiler; çeşitli uluslararası organizasyonların insani yardım ve hak ihlalleri amacıyla edindikleri gözlem raporları; BM’ye bağlı kuruluşların gündemleştirdiği veriler ve daha çok da insani yardım ağırlıklı faaliyetler içerisinde olan İslami kuruluş ve temsilcilerinin bölgeye dair izlenim yazıları ve tuttukları raporlarla sınırlıdır. Bir de kendisi Arakan yerlisi ve Müslümanların ileri gelenlerinden olan Dr. Muhammed Yunus'un İngilizce kaleme aldığı ve alanında neredeyse ilk olan ve 1995 yılında Türkçeye çevrilen "Dünden Bugüne Arakan" isimli eserinin önemini zikretmek lazım.

Tabi ek olarak mesele gündemde karşılık bulduktan sonra çeşitli ideolojik kulvarlarda gezen insanların konuya dair belirli Saiklerle görüş ve tutumlarını yansıtan değerlendirme yazıları da var. Yazı dizisinin ilerleyen bölümlerinde Arakan meselesinin bu değerlendirme yazılarında nasıl görüldüğü de incelenecektir inşallah.

*

Burma İslam Sultanlığı’ndan (1430-1784) Myanmar’ın Kuruluşuna (1948) Kadar Ana Hatlarıyla Arakan

Son olarak 25 Ağustos 2017’de başlayan ve kısmen sosyal medyaya yansıyan tehcir ve katliam olaylarıyla bir kez daha gündeme gelen Arakan dramı yeni değil aslında. Tarihî olarak Burma diye bilinen ve daha sonra Budistler tarafından adı Myanmar olarak değiştirilen ülkede Arakan veya Rohingya Müslümanlarının karşı karşıya kaldığı dramın kökleri öncelikle Kadim Hindistan’ın öyküsüne, ikinci olarak da ülkenin İngiliz işgalinden bağımsızlaşmasına kadar uzanmakta.

Bir zamanlar Kadim Hindistan’a hükmeden Müslüman Babur İmparatorluğu’na bağlı Burma İslam Sultanlığı çatısı altında yaşayan Arakan Müslümanları, 18. yüzyıl sonlarından itibaren bütün diğer Hint Alt Kıtası halkları gibi İngiliz emperyalizmince işgal edilerek yurtları kolonileştirildi. Bu dönemlerde İngiliz emperyalizmini temel sorun olarak belirleyen Mevlana Ebu’l Kelam Azad ve Gandi’nin Birleşik Hindistan stratejisi diğer bütün kıta halkları gibi Arakan Müslümanlarını da kapsayan bir gelecek tasarımıydı. Ne var ki bölgenin en büyük iki unsuru olan Müslüman ve Hindu iki temsilcinin öngördüğü bu antiemperyalist ve kuşatıcı gelecek tasavvuru bölgede maya tutamadı. Keza İngiliz emperyalizmi sadece bölgeyi işgal etmekle kalmamış; aynı zamanda çok etnili ve çok dinli Kadim Hindistan halkları arasındaki farklılıkları da kaşıyarak onları birbirlerine karşı kışkırtmayı başarmıştı. İngiliz emperyalizminin “böl-parçala-yönet” politikasının en açık şekilde uygulandığı bölgelerden birisiydi Kadim Hindistan. Önce Hindular İngilizlerin kışkırtmasıyla aşırı politize oldu ve sonrasında Kadim Hindistan’ın bugünkü Hindistan, Pakistan ve Bangladeş bölgelerinde Müslüman kitlelere yönelik çok büyük saldırı ve katliamlar gerçekleştirdiler. Süreç içerisinde büyüyen bu baskı ve katliamlar karşısında Hindularla birlikte yaşama ümidini yitiren Muhammed Ali Cinnah gibi şahsiyetler Azad’ın mücadelesini verdiği Birleşik Hindistan stratejisine mugayir olarak ayrılık fikrini örgütlemeye başladı. Pakistan-Bangladeş bölgesinin bağımsızlığını ve burada bir İslam devletinin kurulmasını öngören Muhammed Ali Cinnah’a Muhammed İkbal destek verdi. Akabinde Muhammed Esed bu projenin batıda gönüllü diplomatlığı görevini üstlendi. Emperyalist işgalin temel sorun olarak devam ettiği bölgede kitleler arasında baş gösteren bu bölünme İngilizlerin de işine geldi. İngilizler doğrudan işgal ettikleri ve yaklaşık iki asır boyunca sömürdükleri bölgeyi şimdi de parçalayarak ve halklarını birbirine düşman ederek doğrudan işgale ara veriyor ve dolaylı işgal planları yapıyordu. Hindu fanatiklerin yoğun ve sistematik zulümleri bölünme perspektifinin Müslümanların önemli bir kısmı arasında alıcı bulmasını sağladı ve nihayet Mevdudi gibi ihya önderleri de suların bölünmeye doğru aktığını belirterek Ebu’l Kelam Azad’ı yalnız bıraktı ve Pakistan projesine destek verdiler.

Bu tablonun bir benzeri Arakan bölgesinde de yaşanıyordu. Bölge Müslümanları 1430 yılından itibaren Burma İslam Sultanlığı ismiyle Müslüman Babur İmparatorluğu’na bağlı olarak yaşıyordu. Burma İslam Sultanlığı’nın kurucusu Kral Narameikla da bir Arakan yerlisiydi. Arakan bölgesinin İslam ile tanışması 8. yüzyılda Müslüman tüccarlar ve dervişler yolu ile olmuştu. Tarihî kaynaklar Hicri 1. asırda Vakkas Bin Malik ve bir grup arkadaşının bu ülkeye ilk ayak basan Müslüman tacirler olduğunu naklediyor. Daha sonra Müslümanların bu ülke ile ticaretlerinin arttığı belirtilerek Hicri ikinci asırda Müslüman tacirlere ait bir geminin Bengal Körfezi’nde battığı ve gemideki onlarca Müslümanın karaya çıktıktan sonra Arakan’da yerleşik düzene geçtiği kaydediliyor. Arakan’a yerleşen bu Müslümanlar, İslam’ın bu bölgede yayılmasında büyük emek göstermişlerdir.Arakan’da hüküm süren Kral Narameikla 1404 yılında tahttan indirildiğinde Müslüman Bengal’e (Bengal=bugünkü Bangladeş) sığınmış ve burada Müslüman olmuştu. Müslüman olduktan sonra Süleyman Şah adını alan Narameikla’nın1430’da tekrar tahtına oturması ile Burma İslam Sultanlığı doğmuştu.

Müslüman Babür İmparatorluğu’nun bir eyaleti olan ve merkezi bugünkü Arakan bölgesi olan Burma İslam Sultanlığı 1784 yılındaki İngiliz işgaline kadar ayakta kalabilmişti. Bu tarihten sonra başta Arakan Müslümanları olmak üzere bugünkü Myanmar halkları da diğer Kadim Hindistan halklarının karşılaştığı sorunların aynısına duçar olmuştu. 1926 yılına kadar Burma’yı Hindistan’a bağlı olarak yöneten İngilizler buraya “Hint Birminyası” diyordu. Bu tarihten itibaren ise bölgeyi ayrı bir koloniye dönüştüren emperyalistler Burma’yı Hindistan’dan ayrı bir statüye oturtmuştu.

Kadim Hindistan’ı işgal eden İngiliz emperyalizmi nasıl ki bu halklar arasındaki etnik ve dinsel farklılıkları kışkırttıysa aynı yolu Burma’da da denemiş ve başarılı olmuştu. Hindistan’da birlikte yaşamayı engelleyen Hindu fanatizmi Burma’da da Budizm fanatizmi olarak ortaya çıkmıştı. Bu yıllarda alabildiğine politize olan Burma’daki Budistler, İngiliz emperyalizminin Hıristiyan misyonerler aracılığıyla Kadim Hindistan genelinde ve Burma’da Budistleri Hıristiyanlaştırmaya çalıştığını belirtiyor ve İngilizlere tepki duyuyordu. Hindistan Müslümanlarının bağımsız İslam devleti arayışının gündemleşmesi Burma’daki Budist fanatiklerin öfkesinin Müslümanlara da yansımasında rol oynamıştı. Budist fanatikler Japonya ile işbirliği yaparak İngiliz emperyalizmine karşı mücadele etmiş ve ek olarak 1942 yılından itibaren yine Japonlardan aldıkları destekle bölgedeki Müslümanlara karşı da saldırı ve katliamlara girişmişti. Daha sonra Japonya ile arası bozulan Budist fanatikler bu kez de İngilizlerle işbirliği yaparak Japonları ülkeden çıkarmıştı. Tabi muhtemelen bağımsız Budist Burma devleti sözünü İngilizlerden alan Budist fanatikler bu sefer de İngilizlerin denetiminde ülkede ciddi demografi değişikliğine yol açan icraatlar ortaya koymuştu.

Burma’da Budist fanatiklerin baskılarından bunalan Arakan’daki Müslüman liderler, Mayıs 1946’da Muhammed Ali Cinnah ile görüşerek Rohingyaların yaşadığı Buthudaung ve Maungdaw bölgelerinin Bangladeş tarafına ilhakını teklif ettiler. İki ay sonra da Kuzey Arakan Müslümanlar Birliği şu an Arakan eyaletinin başkenti ve şimdiki adı Sittwe olan Akyab’da kuruldu. Arakan Müslümanları da tıpkı merkezi Hindistan’daki (Hindistan-Pakistan-Bangladeş) Müslümanların Hindu fanatizminden bunalması gibi Burma’daki Budist fanatizminden bunalmış ve birlikte yaşama ümidini yitirmişti. Emperyalistlerin işine gelen Hindular ile Burma’daki Budistlerin tetiklediği bu dinsel milliyetçilik Arakan Müslümanlarını da Mevlana Ebu’l Kelam Azad ile Gandi’nin Birleşik Hindistan stratejisinden uzaklaştırmış, Muhammed Ali Cinnah’ın öncülük ettiği bölünme stratejisine yakınlaştırmıştı. Arakan Müslümanlarının ileri gelenleri bu dönemde ayak sesleri duyulan Budist Burma devletine bağlanmaktansa müstakbel Pakistan’ın Bangladeş eyaletine ilhak olma talebini dillendiriyorlardı.

İşte bu durumu fırsat bilen Budistler, bölgedeki Müslümanlara karşı müdahalelerini arttırmaya başladı. Bazı Müslümanların evleri ve işyerleri yağmalanmış ve ülkeden kaçmaları sağlanmıştı. Ancak Budistler bununla yetinmeyerek Arakan Müslümanlarına karşı katliam emri verecek kadar gözünü karartmıştı. 1942 yılında Arakan Müslümanları sistematik bir katliamla karşı karşıya kalmışlar ve bu katliamla birlikte bölgenin demografik yapısında değişme meydana gelmişti. Katliamdan sonra Müslümanlar ülkenin kuzeyinde yoğunlaşırken Budistler güneyinde yoğunlaşmışlardı…

*

Bir sonraki bölümde Budist Burma devletinin kuruluşu bağlamında Arakan ismi ve kimliğinin tarihî ve etimolojik kökenlerini incelemeye çalışacak ve Arakan sorununun oluşumunu özetleyeceğiz inşallah.

 

 

DÜNDEN BUGÜNE ARAKAN MESELESİ - 2

 

Budist Burma Devletinin Kuruluşu ve Arakan Sorununun Oluşumu

1948 yılında doğrudan işgallerini sonlandıran İngilizler kendilerinden geriye bölünmüş ve yekdiğerine düşman yeni bir coğrafya bırakmışlardı. Asırlar boyunca ağırlıklı olarak Müslümanların yönetimi altında barış içinde yaşayan başta Müslümanlar ve Hindular olmak üzere birçok kavim ve din mensubu artık birbirine düşmandı. Bugünkü Hindistan, Pakistan, Bangladeş, Keşmir ve Arakan bunun olumsuz sonuçlarını doğrudan yaşarken Afganistan, Sri Lanka, Patani ve hatta kısmen Çin esareti altındaki Uygur Müslümanları da dolaylı olarak bu yeni durumdan etkilenmeye devam ediyorlar.

İngilizler 1948 yılında bölünmüş Kadim Hindistan’ın ana merkezini Hindulara, Pakistan’ı Müslümanlara ve Burma’yı (Myanmar) Budistlere bıraktı. Urdu ve Bengal Müslümanların nice umutlarla birlikte kurduğu Pakistan rüyası uzun sürmedi. Ülke 1971 yılında Pakistan ve Bangladeş olarak iki ayrı devlete bölündü. Yeni kurulan Bangladeş devleti burada kuruluş aşamasında bölünmeye karşı çıkıp Pakistan’la birlikte yaşamayı savunanları hain ilan etti ve süreç içerisinde Cemaat-i İslami’nin Bangladeş kolunun birçok liderini ve müntesibini tutuklayarak idam etti. Burma/Myanmar/Arakan Müslümanlarının dramı da biraz Bangladeş’in bu trajedisine benziyor. Bugünkü Myanmar devleti ve bağlı Budist fanatikler de Arakan Müslümanlarını yabancı saymakta ve ihanet ile suçlamaktadırlar.

Eski adı ile Burma yeni adı ile Myanmar’ın Rakhine eyaleti içinde adı unutturulmak istenen Arakan (Rohingya) bölgesi 1948 yılında kurulan çağdaş Burma (daha sonra Myanmar) devletine bağlı eyalet statüsünde değerlendirildi. Ne var ki bu statü bir geçiş süreci durumunu arz edecekti. Çünkü daha sonraki yıllarda bölgenin kadim isimleri olan Arakan ve Rohingya adları yasaklandı ve Arakan veya Rohingya Müslümanları Budist Arakanlıların yaşadığı bugünkü Rakhine eyaleti ile tanımlandı.

Myanmar homojen bir ulus-devlet değil. Birçok etnisiteden ve yedi ana eyaletten oluşuyor. Zaten resmi adı bu yüzden Myanmar Birliği Cumhuriyeti.

Myanmar, sahip olduğu 261.218 km² yüzölçümü ile Güney Asya’da Endonezya’dan sonra en büyük ikinci devlettir. 2016 yılı verileri merkeze alınarak ülke nüfusunun 48.7 milyon civarında olduğu söyleniyor. Ülkenin resmi dili Birmanca (Myanmarca) olup resmi din Budizm’dir. Hindistan ile Çin arasında yer alan ülkede her iki kültürün de izleri görülmektedir. Resmi olarak 135 etnik grup yer almakta olup bu etnik grupların en büyükleri Şan (%8.5), Karen (6.2), Kaçin (%1.4), Rakhine (%4.5), Mon (%2.4), Çin (%2.2) ve Kayah (0.4)’tır. Ülkenin ‘Burma’ olan ismi 1989’da yaşanan darbeden sonra çoğunluk Myanma/Birman kavmi esas alınarak ‘Myanmar’ olarak değiştirilmiştir.

Dr. Muhammed Yunus, İngilizce yazmış olup 1995 yılında İHH tarafından Türkçeye kazandırılan ve sadece Türkiye’de değil uluslararası literatürde Arakan’la ilgili yazılmış ender derli toplu çalışma olan “Dünden Bugüne Arakan” isimli kitabında özetle şunları söylüyor:

Bugün Burma’nın batı eyaletlerinden biri olan Arakan, 1784 yılına kadar otonom bir ülke görünümündeydi. Coğrafi konum, diğer birçok ülkede olduğu gibi Arakan’ın tarihinde de tarihin akışını değiştiren önemli bir etken olmuştur. Arakan, özellikle coğrafi konumunun sağladığı avantajlardan dolayı neredeyse 18. yüzyılın sonuna kadar bağımsız bir otonomi olmuştur.

İngilizler döneminde Arakan’ın toplam yüz ölçümü 51.800 km idi. Arakan toprakları, Bengal Körfezi’nin doğu sahilleri boyunca uzanan dar, dağlık bir alandır. Kuzey-güney doğrultusunda uzanır. Kuzeyde daha geniş iken, güneye doğru gidildikçe daralır. Kuzeybatıda Bangladeş, kuzeyde Hindistan, kuzeydoğuda Çin Tepeleri ile komşudur. Bir şerit hâlinde uzanan geçit vermez Arakan, Yoma dağları ile Burma’dan ayrılır.

Bu dağlar aynı zamanda Arakan’ın doğusundaki doğal sınırları oluşturur. Bangladeş ile 176 mil deniz ve kara sınırı olan Arakan, “Uzakdoğu’ya açılan kapı” unvanına sahiptir. Batısındaki 360 millik sahili ile denizden gelebilecek etkilere açıktır. Bu sebeple Budizm, Burma’ya ulaşmadan önce Arakan’da varlık göstermiştir. İslam’ın Bengal’e gelmeden tam 500 yıl önce Arakan ve bugün Çittagong adı verilen sahil bölgesinde ortaya çıkması, yine bu coğrafi konum ile ilgilidir. Arakan’da Naf, Mayu, Kaladan, Lemro, Ann, Tangup ve Sandovay isimlerinde yedi nehir bulunmaktadır. Bunlardan Naf, Arakan ile Bangladeş arasında doğal bir sınır teşkil eder. Nehirlerden en uzun olanı Kaladan’dır. Arakan tepelik bölgesinin ilerisinden doğar ve aynı zamanda bir liman olan Arakan’ın başkenti Akyab’daki Bengal Körfezi’ne dökülür. Kaladan gibi diğer nehirler de Bengal Körfezi’ne dökülmektedir. Bu nehirlerin her biri gelgit ile yükselmekte ve yıl boyunca gemilerin yüzebileceği derinliğe ulaşmaktadır. Nehir ulaşımı sayesinde Arakan’ın Bengal’le ulaşımı, tarih boyunca Burma’yla ulaşımına nazaran daha kolay olmuştur. Bu nedenle Bengal’de dönem dönem ortaya çıkan dinler -Budizm, Hinduizm ve İslam- aynı dönemlerde Arakan’a ulaşabilmiştir.

Aslında Arakan, Çittagong Ovası’nın devamı niteliğindedir. Arakan’ın kuzeyinin Doğu Bengal ile yakın kara yolu bağlantısı nedeniyle İslam’ın 1203 yılından itibaren Bengal’de yayılmasının ardından buradaki Müslümanlar Arakan üzerinde önemli kültürel ve siyasi etkiler bırakmışlardır.

Arakan 1430 yılında Müslümanlar tarafından fethedilmiş, ancak iki ülke arasındaki geçit vermez dağlar, İslam’ın Arakan’dan Burma’ya ulaşmasını engellemiştir.

Arakan; balta değmemiş ormanların, nehirlerin ülkesidir. Yüz ölçümünün önemli bir kısmı ormanlar ile kaplıdır. Kuzey kısmı geniş alüvyonlu ovalar ile kaplı iken, güney kesimi dar ve kayalıktır. Arakan’da, en büyükleri Ramri ve Çeduba olmak üzere birçok ada bulunmaktadır. Kyaukpyu kasabasının birkaç mil kuzeydoğusunda bulunan Ramri Adası, derin suları ile âdeta doğal bir limandır. Mayu, Kaladan ve Lemro vadilerinin Kuzey Arakan’daki alüvyonlu toprakları o kadar verimlidir ki, bu bölgelere bir zamanlar “tahıl ambarı” anlamına gelen “Dhan Navati” adı verilmiştir. Arakan’da pirinç ekimi o kadar yaygın bir hâle gelmiştir ki, 2. Dünya Savaşı’nın başlarına kadar başta Çittagong, Kalküta, Madaras, Kolombo ve Koçin olmak üzere birçok yere büyük miktarlarda ihracat gerçekleştirilmiştir. 1950’li yıllarda sadece Akyab’da 50 adet değirmen bulunmaktaydı.

Arakan, pirincin yanı sıra kendiliğinden büyüyen tik ağacı ile meşhurdur. Erken dönemlerde Arakan’da küçük ticaret kolonileri kuran Müslüman Arap tacirler, buranın doğal kaynaklarına ve nazik insanlarına hayran kalmışlardır.

Arakan’ın ormanları kendiliğinden büyüyen tik ağacı ile çok iyi kalitede kerestelerin oluşmasına son derece elverişlidir. Araplar, yolculuklarına çıkmadan önce kısa bir süreliğine konakladıkları Arakan’da gemilerini pyinkadov adı verilen sağlam kereste ile onarmışlar ya da yeni gemiler yapmışlardır. Bölgede istenmediği kadar bambu bulunmaktadır.

Arakan çay ve kauçuk yetiştiriciliği için de çok uygun bir yerdir. Uzun sahil şeridi balıkçılığın gelişmesine olanak sağlarken, gelgitlerle yükselen çay ve nehirlerin haliçleri boyunca inşa edilmiş barajlarda yüksek kalitede karides üretilmektedir.

Arakan mineral kaynaklar açısından da son derece zengindir.

Sürekli petrol rezervleri de bulunmaktadır. Ancak şimdiye kadar bunlardan hiç yararlanılmamıştır.

Arakan’da 17 kasaba bulunmaktadır. Kuzey Arakan’daki Kaladan Nehri’nin ağzında kurulmuş olan Akyab, Arakan’ın hem başkenti hem de en önemli liman şehridir. Arakan sınırları içerisinde ulaşım genellikle su yolları aracılığı ile yapılmaktadır. Sahilden uzak olan kara yolları neredeyse hiç gelişmemiştir. Demir yolu da yoktur. Burma ile olan iletişim, hava ve deniz yolu ile sağlanmaktadır. Kara ulaşımı Arakan tepelerindeki üç önemli geçit üzerinden yapılabilmektedir. Önceden yalnızca kurak mevsimde kullanılabilen Ann ve Tongup geçitleri, bugün çok daha iyi durumdadır. Arakan’da iklim ılımandır. Kış, yaz ve yağış mevsimi olmak üzere üç mevsim görülmektedir.

Burma/Myanmar’ın yüzde 89’u Budistlerden oluşuyor, Müslümanlar yüzde 4 civarında. Sekiz ana etnik grubun (Birma, Karen, Karenni, Shan, Mon, Kachin, Chin, Rakhayn) bulunduğu ülkede, anayasa tarafından tanınan yaklaşık 135 etnik grup var. Myanmar hükümeti, silahlı etnik grupların sekiziyle 15 Ekim 2015 günü “Ulusal Ateşkes Anlaşması” imzaladı. Burma veya Birmanya olarak da bilinen eski resmî adıyla Myanmar Birliği Cumhuriyeti’nin adı ülkedeki en büyük etnik grup olan Myanma’dan geliyor. Ve bu isim 1989’da askeri rejim tarafından verildi.

1948 yılında kurulan ülke 1962’den 2011 yılına kadar askeri cunta idaresinde ağır bir sosyalizm ve Budizm baskısı ile yönetilmiştir. 2010 yılı sonundaki seçimden sonra askeri cunta sonuçların askeri yönetimden sivil yönetime geçiş anlamına geldiğini söylemiş ve 2011 yılında sivil ağırlıklı bir hükümet kurulmuştur. Tüm bu gelişmelere rağmen askerler ülkede ağırlığını devam ettirmiştir. 2016 yılı Mart ayında ülkede seçimle gelen ilk devlet başkanı Htin Kyaw göreve başlamıştır.

Arakan Müslümanlarının yaşadığı ve Bangladeş sınırından başlayıp ülkenin neredeyse Bengal Körfezine olan bütün deniz kıyısı boyunca uzanan Rakhine eyaleti 36,778.21 km² yüz ölçümüne sahip olup başkenti Sittwe’dir. 2013 yılı UNİCEF raporlarına göre eyaletin nüfusu 3.222.461 kişidir. Eyalet Myanmar’ın en az gelişmiş eyaletlerinden olup deniz kıyısında bulunması sebebi ile de doğal afetlere açıktır. Rakhine eyaletinin yüzde 44’ü açlık sınırının altında yaşamaktadır.

Dr. Muhammed Yunus, Arakan kelimesinin hem Arapça hem Farsça ile irtibatını kurmakta ve “Her iki dilde de aynı anlama gelmektedir.” demektedir. “Temel direk” anlamına gelen “rükn” kelimesinin çoğul hâli olan “erkan”dan bozularak Arakan hâlini almıştır. Kronikler ve tarihî kaynaklar dikkate alındığında Arakan’da yerleşik hayata geçilmesi MÖ 2666 tarihine kadar götürülebilir.  Ganj deltasının bir uzantısı olan bölgede uzun zamanlar boyunca süren Hinduluğun izleri görülmektedir. Yine kronikler ve tarihî kayıtlar baz alındığında Arakan bölgesinin belirli hanedanlıklar ve yerel krallıklara bağlı olarak Dhannavati, Mrauk-U (Mrohaung), Çandra, Vesali, Magadah (Magh), Roang/Rohang/Roşang, Rahmi/Raham vb. isimlerle anıldığı tespit edilmiştir.

Arakan isminin bugünkü Arakan bölgesi için ne zamandan beri kullanıldığını söylemek ise zordur. Ancak, bu ismin tahminen bölgenin 1430 yılında Müslümanlar tarafından fethedilmesinden sonra kullanılmaya başlandığı söylenebilir.

Farsça, Arakan’ı fetheden bağımsız Bengal sultanlarınca saray dili olarak kullanıldığı için, 1845 yılına kadar Arakan’ın da resmî dili olmuştur. Bu zaman zarfında Arakan kralları ile çok yönlü ilişkiler geliştiren Bengal sultanları bu bölgeye Arakan ismini vermiş olabilirler.

Arakan kelimesi; Ayin-i Ekber, Baharistan-i Gaybi ve Siyerü’l-Mutahharin adlı eserlerde “Arhakan” olarak geçmektedir ve bu kelime ufak değişiklikler ile Alemgirname ve Fatya-i İbriya’da da yer almıştır. Ortaçağ Portekizlileri ve bazı Avrupalı seyyahlar Arakan kelimesini Arracan, Arracoo, Orrakan, Arrakan olarak kaydetmişlerdir.

Bölgede kullanılan Farsça ve Arapça kökenli isimlerin sadece Arakan kelimesi ile sınırlı olmadığını da belirten Dr. Muhammed Yunusr, “Arakan’daki birçok yer, nehir ve dağ da Arapça ve Farsça kelimeler ile adlandırılmıştır. Örneğin Arakan’ın başkenti Akyab şehri, Farsçada ‘tek sulu diyar’ anlamına gelen ek-ab kelimesinden türemiştir. (Pencap’ın -Punjap- ‘beş suyu olan diyar’ anlamına gelmesi gibi.)” demektedir. Ve verdiği birkaç örnek üzerine şu dikkat çekici tahlilde bulunmaktadır: “Bu örnekler, bugün Arakan olarak bilinen bölgenin İslam ile bağlarını göstermesi açısından önemlidir. Bu nedenle Arakan ve Arakanlı kelimeleri, İslam’ı ve Müslümanları çağrıştırmaktadır.”

Dr. Muhammed Yunus Arakan yerlileri olan Budist Rakhineler ve Müslüman Rohingyalar üzerine ki sözlerini şöyle sürdürmektedir:

Bazı tarihçiler yanlış bir şekilde, Arakanlı kelimesini tek başına Magh (Rakhine) kelimesi ile eş anlamlı olarak kullanmaktadırlar. Oysa Arakanlı kelimesi hem Müslümanları hem de Budistleri kapsamaktadır. Maghlar, yani Arakan’ın Budistleri, kendilerini “Rakhineler” olarak adlandırmaktadırlar. Bu kelimeyi Burma diline “Arakanlı” şeklinde tercüme etmek, Müslümanları Arakan kelimesinin kapsamından dışlamaktadır.

Arakan’ın önceki ismine işaret eden roang/rohang/roşang gibi kelimelerin kökeni eski çağlara kadar dayanmaktadır. Bunlar büyük bir olasılıkla Arapça bir kelime olan ve “lütfetme, merhamet etme” anlamına gelen raham kelimesinin değişikliğe uğramış hâlidir. Allah’ın lütuf ve ihsanda bulunduğu topraklara işaret etmektedir. Erken dönemlerde bölgeye gelen Arap ve İranlı Müslüman tüccarlar bu ismi, gitmekte oldukları Çandraların ülkesinden en az bir asır önceki eski Vesali Krallığı’na atfetmişlerdir. Gemileri karaya oturan Arap tüccarlar, Arakan’ın batı sahillerindeki bir adaya sığındıkları için bu bölgeye “Allah’ın lütufta bulunduğu diyar” anlamına gelen Arapça Raham Borri adını vermişlerdir. Araplar tarafından uygun görülen bu kelime birtakım değişikliklere uğramıştır, ancak Burma dilinde Rambre olarak hâlâ kullanılmaktadır.

9. ve 10. yüzyıl Arap coğrafyacıları tarafından Ceziretü’l-Rahmi ya da Rahma olarak sözü edilen toprakların, daha sonraları ismi rohang/roşang/roang olarak değişen Raham Krallığı olduğu söylenebilir. Arap coğrafyacı İbn Kurdadbih’in ifadesine göre Ceziretü’l-Rahmi, Serendip’ten (Sri Lanka) sonra gelir ve burada tuhaf tek boynuzlu hayvanlar ile küçük çıplak insanlar yaşamaktadır. El-Mesudi’nin verdiği bilgilere göre ise bölge, Hint Okyanusu’na dökülen bir nehrin kıyısındadır ve Seylan’dan sonra gelir. Bir diğer coğrafyacı Yakuti’nin ifade ettiğine göre ise burası Malaka Boğazı’na (Bahr Salahit) uzanan en uzak Hint topraklarıdır.

Bölge ile ilgili verilen bu tasvirlerde ortaya çıkan belli belirsiz tabloya göre, Rahmi ya da Rahma denilen bu yerin Bengal Körfezi ile Malaka Boğazı arasında, sahilde bir yer olduğu söylenilebilir. Ancak tam olarak neresi olduğunu söylemek zordur. Tanımlamada kullanılan cezire kelimesinden hareketle buranın sadece bir adaya değil, aynı zamanda nehir kıyısındaki yerlere de işaret ettiği söylenilebilir. 9. yüzyılda yaşamış bir tüccar olan Süleyman, Rahmi Kralı’nın 50.000 fil ve 150.000 askerden oluşan ordusu ile çok güçlü bir hükümdar olduğunu söylemektedir. Filler bugünün Arakan’ın ormanlarında ve Çittangong bölgesinin yüksek tepelerinde fazlaca bulunmaktadır. Bir bütün olarak bakıldığında, Arap coğrafyacıların Ceziretü’l-Rahmi olarak işaret ettikleri bölgenin Rohang (Rohingya) Krallığı olduğu söylenilebilir.

Gerek tarihî gerek aktüel planda bugün Rakhine denilen ama asıl adı Arakan olan bölgenin yerlileri Müslüman Rohingya/ Rakhineler ile asıl adları Mahg olup sonradan Rakhine olarak kendini tanımlamaya başlayan bugünkü Arakan Budistleri dil ve etnik köken itibariyle Burma/Myanmar’dan farklıdır. Bölgenin yerlisi Müslüman Rohingya/ Rakhineler ile halihazırda Rakhine ismi ile anılan Budist Maghlar arasındaki dinsel farklılık ve bundan kaynaklı gerilimler ise köklü bir geçmişe uzanmaktadır. Hint-Avrupa kökenli yani Aryen olan Rohingyalar dinî kimliğini merkeze alarak Budistlerden farklılaşma refleksiyle kendilerini Arap atalara izafe etmekte. Bugün yanlış biçimde Rakhine ismi ile özdeşleşen Arakan’ın bir diğer yerli unsuru Maghlar da Hint-Avrupa yani Aryen kökenden olup eski Magadah Budistlerinin müntesipleri konumundadır. Burma Budistleri köken olarak Tibet-Çin-Moğol iken ve Maghlar (bugünkü Arakanlı Budist Rakhineler) Hint asıllı Budistler olup Budist Magadah Tarikatı’ndan geliyorlar. Budizme ait tarihî kayıtlar Magadah/Maghları adeta lanetli olarak anmıştır. Tarih içinde çeşitli dış güçlerle işbirliği yaparak kadim Hint Alt Kıtası’nda çok büyük katliamlar gerçekleştirdikleri nakledilmektedir. Sekizinci yüzyıldan itibaren yine başka Hindu ve Budist unsurlarca bugünkü Arakan’a püskürtüldükleri söylenmekte. Son olarak Maghların yeniden toparlanmak amacıyla Portekizlerle işbirliği yaptığı ama muvaffak olamadıkları söyleniyor. Dolayısıyla Maghların atalarının toplumsal muhayyilede ihanet ve saldırganlıkla özdeşleşmiş bu imajdan sıyrılmak maksadıyla süreç içerisinde kendilerine Rakhine demeye başladıkları kaydediliyor. Maghların (bugünkü Rakhineler) ihaneti bununla da sınırlı kalmadığını belirten kaynaklar,  Arakan’da özellikle de Müslümanların 1430 yılından itibaren iktidara gelmesiyle birlikte Budist Maghların bu durumu sindiremediklerini ve dindaşları Tibet-Moğol Burmalıları kışkırtarak bölgeye müdahale edilmesini talep ettiklerini söylüyorlar. Nitekim bağımsızlık sonrası Burma/Myanmar’da Maghların (Rakhine) tarihî husumeti sonuç vermiş ve hem İngiliz emperyalistlerinin göz yumması hem de Maghların ihaneti sonucunda Budist Burma/Myanmar tarih boyunca otonom yapısını muhafaza eden Arakan’ı işgal etmiştir. Arakan’ı ve buranın kadim Müslüman Rohingylarını inkar eden ve onları “Bengalli yabancılar” olarak lanse eden ve bu yüzden zulmün her türlüsüne maruz bırakan Burma/Myanmar devleti ve Budist fanatizmi bölgede dindaşları Maghların tekellerini aldığı Rakhine ismini öne çıkarmıştır. Buna göre Arakan=Rakhine, Rakhine=Magh ve bölge=Budist olmuştur ki bu başarılı algı operasyonu resmi devlet politikası olarak hala da caridir. Anlayacağınız Budist iddiaların aksine bölgede eğer bir yabancılıktan bahsedilecekse Arakan’da asıl yerliler Müslüman Rohingya halkı, yabancılar ise köken itibariyle Tibet-Moğol olan Budistlerdir! Maghlar/Rakhineler de tarihî olarak yerli görülebilir ama Arakan’ın ve Arakanlılığın bunlardan ibaret olduğu iddiası ise büyük bir iftiradır!

 

 

HAŞİM AY

haksöz


Keyword : radyo vakit - haşim ay - haksöz - arakan -
Bookmark and Share
 

DİĞER HABERLER

Rönesans ve Reformun tarihsel gelişimi - 1
Tarihsel süreci belirleyen değişimlerin hiçbiri bir geceden ertesi sabaha ortaya çıkmaz. Bunların her biri uzun soluklu oluşumların sonucudur. Sihirli
Bil, Bul, Ol
Bir nefis muhasebesine ihtiyacımız var. İnsan kılığında sırtlanların cirit attığı bir vadide, öze dönmek, kendi kusurlarımızın farkına varmak, ‘az gid
Nedir bu yaygara? Türkiye’yi ‘İran tehdidi’nden Barzani mi koruyordu?
Mesut Barzani’nin akılsızca oyununun kurbanı olmasını, Irak ordusunun Türkiye’nin tezleriyle de örtüşür biçimde Kuzey’e ilerlemesini, Barzani’nin işga
Din de Merkez Kim? Pavlus mu İsa mı?
Pavlus’un İsa anlayışını incelerken mutlaka üzerinde durulması gereken son bir nokta da Pavlus tarafından geliştirilen dinsel gelenekte kimin izlenece
Müsait Zamanlar Müslümanlığı!
Çocukların eğitim-okul giderleri ve taksitlerine yetişebilirsek........ Ev, Arsa, İşyeri, Kooperatif için ödemelerimiz yoksa....... Arabanın tak
Bin yıllık hesaplaşma bu ve biz kazanacağız
Vize skandalı ABD’nin bütün kirli hesaplarını deşifre etti. FET֒nün başarısız olması, ABD ile bağlantılarının açığa çıkması, Fırat Kalkanı’ndan sonra
Türkiye-İran ilişkilerinde yeni dönem
İran Meclis Başkanlığı Hukuk Danışmanı Musa Rıza Serveti, geçtiğimiz günlerde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar'ın
Irka ve kavmiyete dayalı bağımsızlık
İslam ülkelerinde ve diğer ülkelerde, din, inanç ve etnik aidiyet bakımından ülke çoğunluğunu teşkil eden halk gibi vatandaş oldukları, hak ve özgür
Referandum kararının sırrı Erdoğan-Trump görüşmesindeydi...
Ortadoğu’da hiçbir istihbarat servisini uyku tutmadığından emin olabilirsiniz. Mesainin geleneksel yoğunluğundan değil, bin neden bulup yine de ikna o
Utanmak…
ABD’de yaşanan ve onlarca kişinin ölümü ve yüzlercesinin de yaralanmasıyla neticelenen son “terör” eyleminin bireysel bir çılgınlığın meyvası olduğu f
1 - Erdoğan: İmanına, inancına, maneviyatına sahip bir gençlik istiyoruz


Abdullah Yıldız

İmam Hatipler: Geleneğimiz ve Geleceğimiz

17/10/2017 - 13:25

Abdullah Yıldız
Ahmet Anapalı
Abdurrahman Dilipak
Abdülaziz Kıranşal
Ahmet Kekeç
Ahmed Kalkan
Ahmet Mercan
Ahmet Varol
Ahmet Taşgetiren
Akif Emre
Ali Kaçar
Ardan Zentürk
Ali Karahasanoğlu
Atasoy Müftüoğlu
Beşir Eryarsoy
Ceren Kenar
Cihan Aktaş
Coşkun Uzun
Ersoy Dede
Fatma Tuncer
Hamdi Akan
Hayrettin Karaman
Hamza Er
Halime Kökçe
Hamza Türkmen
Hikmet Ertürk
Hüseyin Alan
Hüseyin Bülbül
Hüseyin Gülerce
Ibrahim Karagül
Ismail Kılıçarslan
Kenan Alpay
Kemal Öztürk
Kemal Songür
Mehtap Yılmaz
Mehmet Durmuş
Merve Şebnem Oruç
Mustafa Çelik
Mustafa Armağan
Mustafa İslamoğlu
Mustafa Bozacı
Nedret Ersanel
Osman Atalay
Osman Coşkun
Ramazan Kayan
Selahaddin E. Çakırgil
Sevtap Mendi
Süleyman Seyfi Öğün
Sükrü Hüseyinoğlu
Tülay Demircan Koyuncu
Yavuz Bahadıroğlu
Yakup Döğer
Yıldıray Oğur
Yiğit Bulut
Son Olayları Nasıl Değerlendiriyorsunuz
Oy Kullan Sonuçları Göster

www.radyovakit.com sadece internet üzerinden yayın yapmaktadır.
© 2007 Tüm Hakları Saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Destek :
bilgi@radyovakit.com  |  Yazılım & Sistem Yönetimi : Networkbil.Net

Evden eve nakliyat Gaziosmanpasa Evden eve nakliyat Eyüp Evden eve nakliyat Sultangazi Evden eve nakliyat Bayrampasa Evden eve nakliyat Günesli Evden eve nakliyat Sirinevler Evden eve nakliyat Yenibosna Evden eve nakliyat Küçükçekmece Evden eve nakliyat Basaksehir Evden eve nakliyat