Yeni Üyelik - Şifremi Unuttum
Arama    
Gerçek mü`minler şu kimselerdir ki; Allah hatırlatıldığı zaman kalpleri ürperir; kendilerine O`nun ayetleri okunduğu zaman imanları güçlenir ve daima Rablerine güvenirler. Onlar namazı hakkını vererek kılarlar ve kendilerine verdiğimiz rızıklardan cömertçe sarf ederler. Enfal 2-3
* Ahlaki çürüme * Kredi kartı - 2: Kredi kartının Hükmü * Çağının Fetö'sü Celaledddin Rumî'den Sadece Bir Not * Dönüşmek ve Dönüştürmek * Trump’ın Kudüs’le imtihanı * Arakan'da 16 cami yıkıldı * Kudüs için ne yapmalıyız? * Filistinlileri açık bir çatışmaya çağırıyorum * ABD'nin PYD'ye verdiği silahlar Türkiye'ye yöneliyor * 'Kudüs kararıyla ABD savaşı barışa tercih etti'

SON DAKİKA

ANA SAYFA

SİTENİZE EKLEYİN

RADYO DİNLE

Linkler

GENÇ BİRİKİM DERGİSİ

HAKSÖZ DERGİSİ

UMRAN DERGİSİ

VUSLAT DERGİSİ

İKTİBAS

YORUM DERGİSİ

İSLAMİ YORUM

AHMET VAROL

ANALİZ MERKEZİ

ANSAR DE

AYETLER COM

DENİZ FENERİ

DÜNYA BÜLTENİ

Enfal de

FİLİSTİN ENFORMASYON MERKEZİ

HABER VAKTİ

HAYRETTİN KARAMAN

KUDUS YOLU

M.ENGİN NOYAN

MAZLUMDER

MUSTAFA İSLAMOĞLU

Süleymaniye Vakfı

TEFSİR DERSLERİ

TEVHİD HABER

TEVHİDE DOĞRU

TİME TÜRK

İ H H

YARDIMELİ DERNEĞİ

İKRA İSLAM

İLKAV

İSRA HABER

Özçgün Duruş

ÖZGÜR DER

GIDA AMBARI

SAAT KAÇ

T.C. Kimlik Numarası

STAR

YENİ AKİT

YENİ ŞAFAK

ADANA BARIŞ RADYO

ADANA RADYO HAYAT

AKSARAY KENT FM

ANKARA DENGE RADYO

ANKARA HEDEF RADYO

ANKARA RADYO VAKİT

ANTALYA DİLARA FM

BATMAN GENÇLİK FM

BURSA ÇINAR RADYO

BURSA RAHMET FM

ÇORUM ÇAĞRI FM

DİYARBAKIR ÇAĞRI FM

DİYARBAKIR NUR RADYO

ERZİNCAN GÖKSU FM

ISPARTA DİLARA FM

KARAMAN GSRT FM

KAYSERİ ART FM

KAYSERİ ARİFAN RADYO

KAYSERİ FURKAN RADYO

KAYSERİ RADYO AS

KAYSERİ ŞAFAK RADYO

KIRIKKALE ANADOLU FM

KIRŞEHİR GENÇLİĞİN SESİ FM

KOCAELİ ANADOLU RADYO

KOCAELİ MESAJ FM

KONYA GENÇLİK FM

KONYA RADYO EN

KONYA RİBAT FM

KONYA İSRA FM

MALATYA SELAM RADYO

MARDİN CEMRE RADYO

MUŞ RADYO 1071

NİĞDE UMUT FM

SAKARYA HİLAL FM

SİVAS RADYO GÜNEŞ

SİVAS RADYO HİLAL

URFA RADYO MEDYA

URFA RADYO MEGA

İÇEL ÇAĞRI FM

İÇEL İSTİKLAL RADYO

İRİP RADYO

İSTANBUL MARMARA FM

İSTANBUL MORAL FM

İSTANBUL RADYO MEKTUP

İSTANBUL ÖZEL FM

İZMİR RADYO BAŞAK

24 HABER TV

ÇAĞRI TV

HİLAL TV

KANAL A

TGRT HABER

TV NET

ÜLKE TV

Namaz Vakitleri

8 Kasım 2010 dan beri

Bugün 174220
Toplam 404278443
En Fazla 606285
Ortalama 154187
Üye Sayısı 127
Bugün Üye Olan 0

İslam'da Sünnet olmak (Hitan) Var mı?

Bu yol Hz. İbrâhim’den çok önce başlamış olmasına rağmen, müslümanlar olarak biz, Hz. İbrâhim’i ve onun oğlu Hz. İsmâil’in soyundan gelen Peygamberimiz Hz. Muhammed’i örnek alarak bu uygulamayı devâm ettiriyoruz. Sünnet olmayanlar dîni
2017-12-12 - 17:45

İSLAM’DA SÜNNET OLMAK (HİTAN) VAR MI?

 

Hârûn Görmüş

Bir şeyin dinde bulunup-bulunmadığı, o dînin ana-kaynağında o şeyin bulunup-bulunmadığı ile ilgilidir. İslâm’da bir şeyin olup-olmadığını sorgulamak, -İslâm demek Kur’ân demek olacağı için- Kur’ân’da olup-olmadığı sorgulanmalıdır ilk başta. İslâm’da sünnet olmanın olup-olmadığı, Kur’ân’da sünnet olmanın olup-olmadığı ile alâkalı bir sorudur. Fakat bu soruda bir farklılık var. Sorulan şey, farz olan bir konunun olup-olmadığı sorusu değildir. Adı üstünde; “sünnetin (hitan) vâr olup-olmadığı” sorusudur buradaki soru.

İslâm bir istibdat dîni değildir. Bir şeyin İslâm’da olması, ilk başta o şeyin Kur’ân’da olup-olmadığı konusuyla ilgili olsa da, İslâm’da sünnet de vardır ve sünnet, uygulamanın kaynağıdır. Bu uygulamalardan bir tânesi de sünnet (hitan) olmaktır. Bu nedenle düğünlerle-törenlerle kutlayarak yaptığımız sünnet olma etkinliği, İslâm’da farz olarak değil, fakat sünnet olarak vardır. Çünkü İslâm’da sünnet vardır.

Kur’ân’da sünnet olmayı emreden bir âyet yoktur. Fakat vahye uyan ve bize tâkip etmemiz tavsiye ve emredilen peygamberlerden Hz. İbrâhim’in bir tavrı-uygulaması olarak yahudiler, müslümanlar ve bâzı hristiyanlar bunu devâm ettirmişlerdir ve hâlen de ettiriyorlar. Kutsal Kitap, Tekvin (17:9) bölümüne baktığımızda: “Ve Allah İbrâhim’e dedi: Ve sen ise, sen ve senden sonra zürriyetin, nesillerince ahdimi tutacaksınız. Sizinle ve senden sonra zürriyetinle benim aramda tutacağınız ahdim şudur: Aranızda her erkek sünnet olunacaktır”.

Sünnet kelimesi, “âdet, yol, davranış” anlamlarına gelen arapça kökenli bir sözcüktür. Bu yol Hz. İbrâhim’den çok önce başlamış olmasına rağmen, müslümanlar olarak biz, Hz. İbrâhim’i ve onun oğlu Hz. İsmâil’in soyundan gelen Peygamberimiz Hz. Muhammed’i örnek alarak bu uygulamayı devâm ettiriyoruz. Sünnet olmayanlar dîni açıdan sorumlu tutulmayacaklardır. Çünkü bu, adı üstünde “sünnet”tir. Tabi gelenek ve coğrafya sünnet olma baskısı yapabilir. O ayrı bir konu.

Peki sünnet olmak tıbbi olarak yararlı mı zararlı mı?. Bir-kaç örnek vererek konuyu anlamaya çalışalım..

Yararları

“Aslında tıbben her-hangi bir zorunluluğu yoktur” dense de, yapılan araştırmalar, sünnetin başta idrar-yolları enfeksiyonunun azaltılması olmak üzere bir-çok yarârının bulunduğunu ortaya koyuyor.

Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Alper Soysal, sünnetin 1 yaşındaki bir çocukta meydana gelebilecek idrar-yolları enfeksiyonunu 10 kat azalttığını söyleyerek şu bilgileri verir:

“Genitâl hijyen de sünnet sâyesinde daha kolay sağlanıyor. Sünnet işleminin faydaları çeşitli araştırmalarda belirtilmiştir. Bu faydalardan en önemlisi ise penis kanseri ve cinsel yolla hastalık bulaşma riskini azaltmasıdır.

 Sünnetsizlerde sünnet derisi ile kamış-başı arasında “smegna” ismi verilen bir salgı birikir. Bu birikim mikropların da işe karışmasıyla çok acı veren iltihaplara yol açabilmektedir. Ayrıca, sünnet olmuş erkeklerin hemen hiç-birinin penis kanserine yakalanmadıkları kanıtlanmıştır. Bâzen de sünnet derilerinde darlık olur. Bu durum, ameliyatla giderilmediği, yâni bildiğimiz “sünnet” ameliyesi gerçekleşmediği takdirde, peniste “fimosiz” dediğimiz bir rahatsızlık ortaya çıkarır. Bu da penis sertleşmesi veya idrar boşalımı esnâsında acı duyulmasına sebep olur.

 Diğer taraftan, sünnetli erkeklerde penisin kıyâfetlere sürtünmesi sonucunda hassâsiyetinin giderek azaldığı, böylece sünnetin erkeklerin korkulu rüyâsı olan erken boşalma gibi bir problemin de ortadan kalkmasını sağladığı bilinmektedir. Amerikan tıp dergisi New England Journal of Medicine’ın Nîsan ayında açıkladığı, yirmiye yakın doktorun iştirâkiyle hazırlanmış araştırma raporuna göre, kişiye bir-çok fayda verdiği zâten bilinen sünnet, sünnetli erkeğin hanımı için de bir-çok kritik hastalıklara karşı korunum sağlıyor.

 Dergide yer alan araştırma raporuna göre, rahim kanseri vak’alarının yüzde 99’undan sorumlu tutulan popilmavirus (hpv) sünnetli erkeklerde daha az görülüyor. Çünkü, sünnetsizlerin sünnet derisinin iç kısmına virüs daha kolay yerleşiyor ve smegna’ya bulaşarak bu kısmı zedeliyor.

 Ayrıca idrar yapmayı engelleyen ve bu yüzden ağrı ve çeşitli sıkıntılar oluşturan “bitik” denilen yapışıklık, sünnetlilerde doğal olarak görülmez”.

Zararları

Sünnet olmanın zarârından da bahsedenler vardır fakat savundukları tezlerin hayatta bir karşılığı olmadığı için “tez” olarak kalmaya mahkûmdur. Şöyle derler:

“4-6 yaş arasındaki erkek çocukları, “psiko-dinamik” olarak özel bir döneme girer. Babalarının kendilerine zarar vereceği, pipilerini keseceği türünde kaygıları vardır. Tam da bu süreçteyken sünnet edilmeleri, ileri yaşlarda cinsel hayatlarını olumsuz etkiler.

 Kesilen deri miktârına bağlı olarak, sünnet, erkeği penis derisinin %80 kadar veya daha fazlasından(?) mahrum bırakır. Sünnet derisinin uzunluğuna bağlı olarak, onu kesmek, penisi %25 veya daha fazla kısa yapar. Özenli anatomik araştırmalar göstermiştir ki, sünnet bir metreden fazla damar, arter ve kılcal damarları, 80 metreye yakın sinir uzunluğunu ve 20,000’den fazla sinir-ucunu yok eder. Üst-derinin kasları, bezleri, mukoz tabakası ve epitelyal dokusu da bunların yanında tabî ki yok olmuştur.

 Sünnet, penis derisindeki ve penis başındaki normâl kan dolaşımını bozar. Ana penis arterlerine akmak isteyen kan, yarma noktasındaki yara dokusu ile engellenir, bu da kanın daha ilerdeki diğer kılcal damarları beslemek yerine geri doğru akmasına neden olur. Kandan yoksun olan meatus büzülüp yara oluşturabilir, bu da idrar akışını engeller. Meatal Stenosis denen bu durum, genellikle düzeltici cerrâhi müdâhale gerektirir. Bu hastalık neredeyse tamâmen sünnetli çocuklara özeldir.

 Sünnet hakkında en yaygın olan efsânelerden biri, sünnetin penisi daha temiz ve bakımı daha kolay yaptığıdır. Bu doğru değildir. Gözkapakları olmadan gözler daha temiz olmaz, penis de üst-deri olmadan daha temiz olmaz. (Tabi hiç kimse penisi açık olarak dolaşmıyor. H.G.) Yapay olarak dış organ hâline getirilen glans (penis başı) ve meatus, kire ve aşınmaya sürekli açık hâldedir, bu da sünnetli penisi daha kirli yapar. Koruyucu üstderinin kaybolması, üriner yolu bakteri ve virâl patojenlere karşı korumasız bırakır”.

 Açıkçası sünnetli olmayı savunan biri olarak sünnetin zararları konusunda söylenenleri çok iknâ edici bulmuyorum. Çok-çok nâdir vâkâları “yaygın vâkâlar” gibi sunuyorlar. Bâzı psikolojik etkileri olabilir, fakat sünnet olmamanın da psikolojik-toplumsal kötü etkileri-sonuçları vardır ve bu etkiler daha büyük oluyor. Aslında sünnetin geçerli olduğu bir toplumda sünnet olmamak psikolojik bozukluk yapar. Sünnet olan bir toplumda olumsuz psikolojik etkiler ise uzun zaman sürmez.

Peki Hz. Îsâ sünnet olduğu hâlde, hristiyanların büyük çoğunluğu neden sünnet olmamaktadırlar?. Hz. Îsâ sünnetli olmasına rağmen (çünkü yahudi olarak doğmuştu ve sekiz günlükken sünnet olmuştu) hristiyanların çoğu olmuyor, çünkü onlar Hz. Îsâ’yı değil, eski pagan yeni hristiyan Pavlus’u izliyorlar ve Pavlus, sünnetin olmadığı pagan bir toplumda doğduğu, yetiştiği ve yaşadığı için bunu gereksiz bulmuş ve sünnetsizlik sürüp gitmiş.

Aslında sünnet hristiyanlıkta yasak değil ve Coptic hristiyanlarda bu gelenek var ve uygulanıyordu. Îsâ’nın doğumundan sonraki yıllarda sünnet konusunda bir karışıklık çıkmış. MS. 50 yılında yahudi hristiyanları için sünnetin zorunlu olmadığı karârı verilmiş. Saint Paul bu fikrin önde gelen savunucularından biri olmuş. Daha sonra bu hristiyanlık âleminin geri kalanında da yaygın bir olay hâline gelmiş ve sünnet olmamış hristiyanlar.

Pavlus ağırlıklı olarak, sünnet geleneğinin olmadığı bir coğrafyada ve kültürde faaliyette bulunmuş, insanlara kendi sunduğu öğretinin önünde sünnetin engel teşkil ettiğini görünce, sünneti tamâmen reddetmemekle birlikte, “kâlbî sünnetin” üzerinde durup, sünnet olmanın şart olmadığı görüşünü dile getirmiştir. Şimdi aşağıda vereceğimiz İncil âyetlerinde, Pavlus’un bu görüşlerini okuyalım:

“Romalılara Mektup 2: 25-Kutsal Yasa’yı yerine getirirsen, sünnetin elbet yararı vardır. Ama Yasa’ya karşı gelirsen, sünnetli olmanın hiç-bir anlamı kalmaz. 26-Bu nedenle, sünnetsizler Yasa’nın buyruklarına uyarsa, sünnetli sayılmayacak mı?. 27-Sen Kutsal Yazılar’a ve sünnete sâhip olduğun hâlde Yasa’yı çiğnersen, bedence sünnetli olmayan ama Yasa’ya uyan kişi seni yargılamayacak mı?. 28-Çünkü ne dıştan Yahudi olan gerçek Yahudi’dir, ne de görünüşte, bedensel olan sünnet gerçek sünnettir. 30-Çünkü sünnetlileri îmanları sâyesinde, sünnetsizleri de aynı îmanla aklayacak olan Tanrı tektir.

Romalılara Mektup 4: 9-Bu mutluluk yalnız sünnetliler için mi, yoksa aynı zamanda sünnetsizler için midir?. Diyoruz ki, “İbrâhim, îmânı sâyesinde aklanmış sayıldı”. 10-Hangi durumda aklanmış sayıldı?. Sünnet olduktan sonra mı, sünnetsizken mi?. Sünnetliyken değil, sünnetsizken… 11-İbrâhim daha sünnetsizken îmanla aklandığının kanıtı olarak sünnet işâretini aldı. Öyle ki, sünnetsiz oldukları hâlde îman edenlerin hepsinin babası olsun, böylece onlar da aklanmış sayılsın. 12-Böylelikle atamız İbrâhim, yalnız sünnetli olmakla kalmayan, ama kendisi sünnetsizken sâhip olduğu îmânın izinden yürüyen sünnetlilerin de babası oldu.

Korintoslulara Mektup 7: 18-Biri sünnetliyken mi çağrıldı, sünnetsiz olmasın. Bir başkası sünnetsizken mi çağrıldı, sünnet olmasın.

Galatyalılara Mektup 5: 2-Bakın, ben Pavlus size diyorum ki, sünnet olursanız Mesih’in size hiç yararı olmaz. 6-Mesih Îsa’da ne sünnetliliğin ne de sünnetsizliğin yararı vardır; yararlı olan, sevgiyle etkisini gösteren îmandır.

Galatyalılara Mektup 5: 11-Bana gelince, kardeşler, eğer hâlâ sünneti savunuyor olsaydım, bu-güne dek baskı görür müydüm?. Öyle olsaydı, çarmıh engeli ortadan kalkardı. 12-Bedende gösterişe önem verenler, yalnız Mesih’in çarmıhı uğruna zulüm görmemek için sizi sünnet olmaya zorluyorlar.

Filipililere Mektup 3: 2-Kötülük yapan o adamlardan, o köpeklerden sakının; o sünnet bağnazlarından sakının!”.

Sizlerin de okuduğu gibi, Pavlus Kutsal Yasada yer alan ve devamlı bir yasa olarak ortaya konan sünnetin yalnızca kâlbî boyutu üzerinde durmuş, fizîki sünnetin olmayabileceği karârına varmıştır”.

Paulus, Helenleri uydurduğu dîne sokmak için “sünnet olmaya gerek olmadığını” söylemiştir. Zîrâ Yunanistan’lılar sünnet olmak istemiyorlardı. Hristiyanlıktaki sünnetsizliğin sebeplerinden biri de budur. Sünnetsizlik, Paulus’un Helenlere verdiği bir tâviz idi.

Şimdi; tüm bunlar tartışılabilir ama konu hiç-bir zaman bir nihâyete bağlanamaz. Biz konuyu farklı bir açıdan ele almak istiyoruz…

İslâm’a göre yapılan işler 3 maslahat nedeniyle yapılır-istenir. Şâtıbi, dînin amaçlarını, zarûriyyat, haciyyat ve tahsiniyat olarak önem sırasına göre sıralamıştır.

1-Zarûriyyat: Mecbûri işler. İster-istemez olan işler. Kaçınılması imkânsız durum. Bunlar, têmin edilmediği takdirde toplumda bozulma ve dağılmalar başlayabilir. Dînin, canın, aklın, neslin ve malın korunması, bunların zâyi olmasına yol açacak şeylerin giderilmesi zarûridir. Sosyâl adâlet, düşünce ve düşünceyi ifâde hakkı, seçme ve seçilme hakkı, haber alma hakkı, barınma ve çalışma hakkı, seyahat etme hakkı gibi haklar zarûriyyata âittir.

2-Haciyyat: Zorunluluk derecesi zarûriyyat seviyesinde olmayıp, normâl ihtiyaç seviyesinde korunması hedeflenen maslahatları ifâde eder. Tedbirli olmak haciyyattandır. Haciyyattan kavram olarak ilk defâ bahseden Cüveyni ise haciyyatı, zarûret derecesine ulaşmamış genel ihtiyaçlar diye târif eder. Hâciyyât, dînin, canın, aklın, neslin ve malın korunması için tedbir alınması, zorluğun giderilmesi ve genişliğin têmin edilmesi ile ilgili insanların muhtâç olduğu maslahatlardır. Bu maslahatlar gözetilmediğinde sıkıntıya düşülür veya zarûri maslahatların korunması tehlikeye düşer. Öğrenim, sağlık, trafik gibi gereksinimler de haciyyata dâhil edilebilir.

3-Tahsiniyyat: Güzel elbiselerin giyilmesi, nâfile ibâdetlerle, gönüllü yapılan sadaka ve benzeri şeylerle AIIah’a yaklaşılmaya çalışılması gibi şeyler tahsîniyyât türündendir. Beşeri davranışlarda (âdât) yeme ve içme kuralları, pis ve iğrenç şeyleri yeme ve içmeden uzak durma, israf ve pintilikten kaçınma gibi şeyler örnek olarak zikredilebilir. Müzik, tiyatro, resim, sinema gibi plastik ve görsel sanatlar ve tüm estetik değerler de tahsiniyyata dâhil edilebilir.

Şimdi; sünnet zarûri bir ihtiyaç mıdır?. Yâni zarûriyattan mıdır?. Kimilerine ve kimi durumlara göre zarûri olsa da genel olarak illâ ki zarûridir diyemeyiz. Peki haciyyattan mıdır?. Sünnet olmak haciyyata daha yakın dursa da haciyyatın kapsamına girdiğini de net olarak söyleyemeyiz. Peki tahsiniyyattan mıdır?. Yâni hasen=güzellik için midir?. İşte bizim konuyu çekmek ve sünnet olunması gerektiği yönündeki inancımızı dayandırdığımız nokta burasıdır: Tahsiniyyat. Yâni güzellik.

Basit, sağduyulu, normâl ve tarafsız bir bakışla baktığımızda, sünnetli olan erkek cinsel organının, sünnetsiz olan erkek cinsel organına göre; hem küçük abdesti yapmada daha pratik, hem de cinsellik ve görünüş açısından daha normâl, tahrik edici ve şehvetli durduğu çok nettir. İşte sâdece bu nedenden dolayı bile sünnet savunulabilir ve sünnet olmak tavsiye edilebilir. Çünkü şehvet de bizim hayâtımızın bir parçasıdır ve insanlığın devâm etmesini sağlayan cinsel ilişkinin daha kaliteli olması için (tahsiniyyat), sünnetli erkeklik organı daha uygundur. Hiç şüphe yoktur ki cinsel ilişkide görüntü en önemli etkendir. İşte biraz da bu nedenden dolayı sünnetli olmayı daha iyi ve doğru buluyoruz.

Sünnet, cinsel organın şeklini bozmak değil, tam aksine ona şekil vermektir. Özellikle kadınlar olmak üzere insanların estetik ameliyatlarla genellikle gereksiz yere vücutlarının çeşitli yerlerini kestirip biçmesine sesini çıkarmayanlar, iş “dînî dayanağı olan sünnet” olmaya gelince başlıyorlar îtirâza. Îtirazlarının ana-nedeni tıbbi kaygılar değil, dîne olan gıcıklıklarıdır. Dînî nedenlerden dolayı burun estetiği yaptırılsa ona da karşı çıkarlardı büyük ihtimâlle. Kadınlar için ise sünnet olmak zarûri hâller dışında gereksizdir. Zâten İslâm’da da buna gerek görülmemiş ve -uygulamayı âdet edinmiş bâzı yöreler hâriç- yapılmamıştır.

Bir de derler ki: “Sünnetsiz bir şekilde doğduk, doğal olan bir şeyi niçin keserek şeklini değiştiriyoruz?”. O zaman biz de: “Doğduğumuzda göbek-kordonuyla birlikte doğduk, doğal olan budur. Doğal olan göbek-kordonunu niçin hemen keserek değiştiriyoruz?” diye sorarız. Göbek-kordonunun hemen kesilmesi şart değildir ve kordon, sıkıştırılıp kan akışı kesildiği için kısa zamanda kuruyup düşer. Zâten göbek-kordonun hemen kesilmemesini tavsiye edenler de vardır: “Kordonun geç kesilmesi anemiyi engeller, kanlanmayı arttırdığı için demiri arttırır ve böylece bir-çok hastalığı önler” denir. “Lotus Doğum” (doğumdan sonra bebeğin göbek-bağını kesmemek ve bir süre plâsentaya bağlı kalmasını sağlamak) denilen doğum şeklinde göbek-kordonu belli bir süre plasentaya bağlı olarak kalabiliyor. Böylece kordonun belli bir süre sonra doğal yollarla kuruyup düşmesi beklenir. Bu süreç doğumdan sonra 3 ilâ 10 gün arasında değişir. Evet; göbek-kordonu kendisinin belli bir süreliğine bulunması gerekli olup, zamânı gelince kesilmesi gereken bir parçadır. Zâten kesildiğinde estetik bir görünüme kavuşur. Aynen erkeklik organının ucundaki deri parçasının da, zamânı geldiğinde kesilip estetik bir görünüme kavuşturulmasında olduğu gibi.

“Bizim kâlplerimiz kılıflıdır” dediler. Öyle değil! Allah onları kâfirlikleri sebebiyle lânetledi; onun için çok az îmâna gelirler” (Bakara 88). Âyet “kılıflı (sünnetsiz) kâlp”ten söz ediyor. Kâlp kılıflı olunca fıtratına uygun davranamıyor. Bir şey kılıfının içindeyken fıtratına/doğasına tam olarak uygun davranamaz çünkü. Kılıç, kılıfındayken (kın) ne işe yarasın ki?. Kılıfı ile de karşı tarafa bir “darbe” vurulabilir belki ama, etkili ve doğasına uygun kullanmak için onun kılıfından çıkarılması gerekir ki, görevini tam olarak yerine getirsin.

Son söz: Sünnet olmak farz değildir, adı üstünde sünnettir. Zarûriyyattan olmasa da tahsiniyyattandır ve yapılması bir-çok açıdan iyidir.

En doğrusunu sâdece Allah bilir.

 

 

iktibas


Keyword : radyo vakit - sünnet olmak - iktibas -
Bookmark and Share
 

DİĞER HABERLER

Ahlaki çürüme
Toplum mühendislerinin zihniyetine göre, ahlakı verecek "çağdaşlık" alacaktık. Dini verecek, "uygarlık" alacaktık. Ahlak çağdaşlaşmanın önündeki en bü
Akıl ve Vahiy
“Kendisiyle Allah’ın konuşması, bir beşer için olacak (şey) değildir; ancak bir vahy ile yada perde arkasından veyâ bir elçi gönderip kendi izniyle di
Allah’ın Hesabı Engel Tanımaz
İnsanı yaratan, bunca özellik ve yeteneklerle donatan, eşyaya verdiği özellikler ile yeteneklerini ortaya çıkarmasına imkân sağlayan Allah, insanın sa
Müslüman Olmak
İslâm denildiğinde Rabbine teslim olma anlaşılır. Rabb’ine teslim olanda ise güvenirlik en başta gelen sıfat olarak çıkar karşımıza… Allah’ın kulların
İnsan Hakları - İnsan Sorumlulukları
Allah hakkı, ancak iki şekilde kulun boynun- dan düşer: ya kulluk borcunu eda ederek, ya da hak sahibi olan allah’ın mağfiretine nail olarak. Burhan
Haccı Anlamak
Hacı, hayatın bir yol, insanın müebbed bir yolcu, ibadetin yol azığı olduğunu fark eden kişidir. Yol yolcu için, yolcu hem yolun hem yolcunun sahibi o
Kur'an'ı Mehcur Bırakmak
Şikayetimiz sadece, kafirlerin, mücrimlerin, fasıkların, zalimlerin vahyi terk etmeleri, O’na sırt dönmeleri (ondan yüz çevirmeleri) değil, sözde Müsl
Şapkayı Halka Nasl Giydrdiler?
Ülkeler sadece askeri/fiili olarak işgal edilmezler. Bundan daha kötüsü ve yıkıcısı siyasi-kültürel işgallerdir. Zira askeri/fiili işgaller kalıcı ola
İndirilen Dine Karşı Uydurulan Paralel Din!
Daha önce bu minberden “asıl tehdidi ben paralel devletten değil paralel dinden görüyorum” demiştim. Ondan evvel de Vahyin Penceresinden programında a
Muska takmak haramdır
Hz. Muhammed, şifanın sadece Yüce Allah'tan beklenilmesini ve O'nunla irtibatın hiçbir zaman koparılmamasını tavsiye etmiştir. Câhiliye döneminde oldu
1 - 'Kudüs kararıyla ABD savaşı barışa tercih etti'
2 - Arakan'da 16 cami yıkıldı
3 - Filistinlileri açık bir çatışmaya çağırıyorum
4 - Kudüs için ne yapmalıyız?
5 - Trump’ın Kudüs’le imtihanı
6 - ABD'nin PYD'ye verdiği silahlar Türkiye'ye yöneliyor


Abdullah Yıldız

“Dostlarıyla Uğraşanlar Düşmanlarıyla Savaşamazlar”

12/12/2017 - 12:12

Abdullah Yıldız
Abdurrahman Dilipak
Abdülaziz Kıranşal
Ahmed Kalkan
Ahmet Kekeç
Ahmet Varol
Ahmet Taşgetiren
Akif Emre
Ali Kaçar
Ardan Zentürk
Ali Karahasanoğlu
Atasoy Müftüoğlu
Cihan Aktaş
Coşkun Uzun
Fatma Tuncer
Hamza Er
Hayrettin Karaman
Halime Kökçe
Hamza Türkmen
Hamdi Akan
Hikmet Ertürk
Hüseyin Gülerce
Hüseyin Bülbül
Hüseyin Alan
Ibrahim Karagül
Ismail Kılıçarslan
Kemal Öztürk
Kenan Alpay
Kemal Songür
Mehtap Yılmaz
Mehmet Durmuş
Merve Şebnem Oruç
Mustafa Çelik
Mustafa İslamoğlu
Mustafa Armağan
Mustafa Bozacı
Nedret Ersanel
Osman Atalay
Ramazan Kayan
Sevtap Mendi
Selahaddin E. Çakırgil
Süleyman Seyfi Öğün
Sükrü Hüseyinoğlu
Tülay Demircan Koyuncu
Yakup Döğer
Yavuz Bahadıroğlu
Yıldıray Oğur
Yiğit Bulut
Son Olayları Nasıl Değerlendiriyorsunuz
Oy Kullan Sonuçları Göster

www.radyovakit.com sadece internet üzerinden yayın yapmaktadır.
© 2007 Tüm Hakları Saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Destek :
bilgi@radyovakit.com  |  Yazılım & Sistem Yönetimi : Networkbil.Net

Evden eve nakliyat Gaziosmanpasa Evden eve nakliyat Eyüp Evden eve nakliyat Sultangazi Evden eve nakliyat Bayrampasa Evden eve nakliyat Günesli Evden eve nakliyat Sirinevler Evden eve nakliyat Yenibosna Evden eve nakliyat Küçükçekmece Evden eve nakliyat Basaksehir Evden eve nakliyat