Yeni Üyelik - Şifremi Unuttum
Arama    
İNDİRİLEN DİN'E EVET, ÖTEKİ DİN'LERE HAYIR
* Trump asıl oyuncu değil, sadece satrançtaki bir taş! * Kur'an'da Terhib ve Terğib * Düşman artık Dağın arkasından gelmiyor * Gerçek şu: Siz Fetö’ye değil, bize düşmandınız * FETÖ Kırgızistan'ı rehin almış * İslam dünyasının özeleştiri ihtiyacı * Küresel belirsizlik döneminde Almanya ve ABD'nin Türkiye politikası * Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Ürdün'de 'birlik' çağrısı * Peygamber bile olsa insanları hidayete erdiremez. (Video) * 70 Maddede Tefsir Usulümüz

SON DAKİKA

ANA SAYFA

SİTENİZE EKLEYİN

RADYO DİNLE

Linkler

GENÇ BİRİKİM DERGİSİ

HAKSÖZ DERGİSİ

UMRAN DERGİSİ

VUSLAT DERGİSİ

İKTİBAS

YORUM DERGİSİ

İSLAMİ YORUM

AHMET VAROL

ANALİZ MERKEZİ

ANSAR DE

AYETLER COM

DENİZ FENERİ

DÜNYA BÜLTENİ

Enfal de

FİLİSTİN ENFORMASYON MERKEZİ

HABER VAKTİ

HAYRETTİN KARAMAN

KUDUS YOLU

M.ENGİN NOYAN

MAZLUMDER

MUSTAFA İSLAMOĞLU

Süleymaniye Vakfı

TEFSİR DERSLERİ

TEVHİD HABER

TEVHİDE DOĞRU

TİME TÜRK

İ H H

YARDIMELİ DERNEĞİ

İKRA İSLAM

İLKAV

İSRA HABER

Özçgün Duruş

ÖZGÜR DER

GIDA AMBARI

SAAT KAÇ

T.C. Kimlik Numarası

STAR

YENİ AKİT

YENİ ŞAFAK

ADANA BARIŞ RADYO

ADANA RADYO HAYAT

AKSARAY KENT FM

ANKARA DENGE RADYO

ANKARA HEDEF RADYO

ANKARA RADYO VAKİT

ANTALYA DİLARA FM

BATMAN GENÇLİK FM

BURSA ÇINAR RADYO

BURSA RAHMET FM

ÇORUM ÇAĞRI FM

DİYARBAKIR ÇAĞRI FM

DİYARBAKIR NUR RADYO

ERZİNCAN GÖKSU FM

ISPARTA DİLARA FM

KARAMAN GSRT FM

KAYSERİ ART FM

KAYSERİ ARİFAN RADYO

KAYSERİ FURKAN RADYO

KAYSERİ RADYO AS

KAYSERİ ŞAFAK RADYO

KIRIKKALE ANADOLU FM

KIRŞEHİR GENÇLİĞİN SESİ FM

KOCAELİ ANADOLU RADYO

KOCAELİ MESAJ FM

KONYA GENÇLİK FM

KONYA RADYO EN

KONYA RİBAT FM

KONYA İSRA FM

MALATYA SELAM RADYO

MARDİN CEMRE RADYO

MUŞ RADYO 1071

NİĞDE UMUT FM

SAKARYA HİLAL FM

SİVAS RADYO GÜNEŞ

SİVAS RADYO HİLAL

URFA RADYO MEDYA

URFA RADYO MEGA

İÇEL ÇAĞRI FM

İÇEL İSTİKLAL RADYO

İRİP RADYO

İSTANBUL MARMARA FM

İSTANBUL MORAL FM

İSTANBUL RADYO MEKTUP

İSTANBUL ÖZEL FM

İZMİR RADYO BAŞAK

24 HABER TV

ÇAĞRI TV

HİLAL TV

KANAL A

TGRT HABER

TV NET

ÜLKE TV

Namaz Vakitleri

8 Kasım 2010 dan beri

Bugün 8867
Toplam 381616563
En Fazla 606285
Ortalama 151977
Üye Sayısı 125
Bugün Üye Olan 0

Hayat Senaryomuzun perde arkası

Soru: Kehf suresinin 60. Ayetinden başlayıp 82. Ayetine kadar devam eden bir olay anlatılmaktadır. Bu olay ile bize verilmek istenen masaj nedir? Hüseyin Bülbül Cevap: Öncelikle bahse konu olan ayetleri birlikte okuyarak üzerinde düşünüp anlamaya çalışalım: “Bir vakit Musa genç adamına demişti ki: “Durup dinlenmeyeceğim; iki denizin birleştiği yere kadar varacağım yahut senelerce yürüyeceğim.” “Her ikisi,
2017-08-23 - 16:01

HAYAT SENARYOMUZUN PERDE ARKASI

 

 

Soru: Kehf suresinin 60. Ayetinden başlayıp 82. Ayetine kadar devam eden bir olay anlatılmaktadır. Bu olay ile bize verilmek istenen masaj nedir?

Hüseyin Bülbül Cevap: Öncelikle bahse konu olan ayetleri birlikte okuyarak üzerinde düşünüp anlamaya çalışalım:

“Bir vakit Musa genç adamına demişti ki: “Durup dinlenmeyeceğim;  iki denizin birleştiği yere kadar varacağım yahut senelerce yürüyeceğim.”

“Her ikisi, iki denizin birleştiği yere varınca balıklarını unuttular. Balık, denizde bir yol tutup gitmişti.”

“(Buluşma yerlerini) geçip gittiklerinde Musa genç adamına: Kuşluk yemeğimizi getir. Hakikaten şu yolculuğumuz yüzünden başımıza (epeyce) sıkıntı geldi, dedi.”

(Genç adam:) “Gördün mü dedi? Kayaya sığındığımız sırada balığı unuttum. Onu hatırlamamı bana şeytandan başkası unutturmadı. O, şaşılacak bir şekilde denizde yolunu tutup gitmişti.”

“Musa: İşte aradığımız o idi, dedi. Hemen izlerinin üzerine geri döndüler.” ( Demek ki Musa (as)’a burada buluşacakları ile ilgili daha önce bilgi verilmiş olmalı. Kuşluk yemeği olan balığın canlanması aradıkları kul ile buluşacakları yerin işareti imiş.)

“Derken orada kullarımızdan bir kul buldular ki, ona katımızdan bir rahmet vermiş, yine ona tarafımızdan bir ilim öğretmiştik.” (Bu kulun kimliği ile herhangi bir bilgi verilmemektedir. Melek mi insan mı? Ancak Allah tarafından özel görevlendirilmiş biri olduğu ve olayların arka planını bildiği anlaşılmaktadır. )

“Musa ona: Sana öğretilenden, bana, doğruyu bulmama yardım edecek bir bilgi öğretmen için sana tâbi olayım mı dedi?”

(O kul da ) dedi ki: Doğrusu sen benimle beraberliğe sabredemezsin.”

“(İç yüzünü) kavrayamadığın bir bilgiye nasıl sabredersin?”

“Musa: İnşallah, dedi, sen beni sabreder bulacaksın. Senin emrine de karşı gelmem.”

(O kul:) “Eğer bana tâbi olursan, sana o konuda bilgi verinceye kadar hiçbir şey hakkında bana soru sorma dedi.”

“Bunun üzerine yürüdüler. Nihayet gemiye bindikleri zaman o kul gemiyi deldi. Musa: Halkını boğmak için mi onu deldin? Gerçekten sen (ziyanı) büyük bir iş yaptın dedi.”

“Ben sana, benimle beraberliğe sabredemezsin, demedim mi? dedi.”

“Musa: Unuttuğum şeyden dolayı beni muaheze etme; işimde bana güçlük çıkarma, dedi.”

“Yine yürüdüler. Nihayet bir erkek çocuğa rastladıklarında o kul hemen onu öldürdü. Musa dedi ki: Tertemiz bir canı, bir can karşılığı olmaksızın katlettin ha! Gerçekten sen fena bir şey yaptın!”

“Ben sana, benimle beraber (olacaklara) sabredemezsin, demedim mi? dedi.”

“Musa: Eğer, dedi, bundan sonra sana bir şey sorarsam artık bana arkadaşlık etme. Hakikaten benim tarafımdan (ileri sürebilecek) mazeretin sonuna ulaştın.”

“Yine yürüdüler. Nihayet bir köy halkına varıp onlardan yiyecek istediler. Ancak köy halkı onları misafir etmekten kaçındılar. Derken orada yıkılmak üzere bulunan bir duvarla karşılaştılar. O kul hemen onu doğrulttu. Musa: Dileseydin, elbet buna karşı bir ücret alırdın, dedi.” (Burada Musa (as) normal olarak olayın görünen boyutuyla değerlendirdiği için her yapılana itiraz ediyor. Şimdi işin iç yüzünü anlatacak, o da ikna olacaktır.  )

O kul şöyle dedi: «İşte bu, benimle senin aramızın ayrılmasıdır. Şimdi sana, sabredemediğin şeylerin içyüzünü haber vereceğim.”

“Gemi var ya, o, denizde çalışan yoksul kimselerindi. Onu kusurlu kılmak istedim. (Çünkü) onların arkasında, her (sağlam) gemiyi gasbetmekte olan bir kral vardı.” (Yani onu yaralayarak beğenmeyip sahiplerinin elinden almasın ve sahiplerine kalsın da onunla rızıklarını kazanmaya devam etsinler istedik demektedir.)

“Erkek çocuğa gelince, onun ana-babası, mümin kimselerdi. Bunun için (çocuğun) onları azgınlık ve nankörlüğe boğmasından korktuk.”

“Böylece istedik ki, Rabbi onun yerine kendilerine, ondan daha temiz ve daha merhametlisini versin.”

“Duvara gelince, şehirde iki yetim çocuğun idi; altında da onlara ait bir hazine vardı; babaları ise iyi bir kimse idi. Rabbin istedi ki, o iki çocuk güçlü çağlarına erişsinler ve Rabbinden bir rahmet olarak hazinelerini çıkarsınlar. Ben bunu da kendiliğimden yapmadım. İşte, hakkında sabredemediğin şeylerin iç yüzü budur.” (Kehf 18/60-82)

Görüldüğü gibi anlatılan olaylar ve sebepleri gayet açık ve anlaşılır bir konumdadır. Ancak durup dururken Musa (as) niçin böyle bir yolculuğa çıkmaya ve o kul ile orada buluşmaya ihtiyaç duymuştur? Öncelikle şunu teslim edelim ki, Musa (as) ile Rabbi arasında bir olay olmuş; Rabbi de onu bu olaya yönlendirerek öğrenmek istediği şeye ulaştırmak istemiştir. Bu nedenle olayın baş tarafı anlatılmıyor. Olay belli bir seviyeden başlıyor. Allah Teâlâ günlük yaşanan olayların arka planını; sebep sonuç ilişkisini Musa (as)’a göstermek istemiş. Yerde ve gökte Allah’tan habersiz bir yaprak dahi yerini terk etmediğini müşahhas olarak hem Musa(as)’a hem de tüm insanlığa bu olayların iç yüzünü ortaya koyarak göstermiştir.

“Gaybın anahtarları Allah’ın yanındadır; onları O’ndan başkası bilmez. O, karada ve denizde ne varsa bilir; O’nun ilmi dışında bir yaprak bile düşmez. O yerin karanlıkları içindeki tek bir taneyi dahi bilir. Yaş ve kuru ne varsa hepsi apaçık bir kitaptadır.” (Enam 6/59)

Şimdi düşünelim, insanların malına, canına, evladına ve yakınlarına bir takım musibetler isabet ediyor.  İnsanlar anne, baba, evlat ve akraba olarak ağlıyor, üzülüyorlar. Fakat olayın iç yüzünü bilmiyor. Rabbi kendisini bunlarla nasıl bir imtihan ettiğini veya ‘kıssada’ olduğu gibi kendisini ne tür bir musibetten kurtardığını da bilmiyor. Nitekim Bakara suresinde şöyle buyrulmaktadır:

“Elbette biz sizi biraz korku, biraz açlık, biraz da mallardan, canlardan ve ürünlerden eksiltme ile imtihan edeceğiz. Sabredenleri müjdele!” (Bakara 2/155)

Hayat devam ediyorsa bu tür imtihanların insan için olduğunun bilincinde olmak; sabır ve teslimiyet ile mukabele etmek gerekmektedir.  Gemisi delinen o garibanlar belki de bunu yapana kızmışlardır. Ama o kusur gemilerinin elinde kalmasına sebep olduğunu bilselerdi her halde bunu yapana minnet duyarlardı. Bu güzel sonuç, o insanların Allah indindeki ihlâs ve samimiyetlerinin ardından gelen mutlu bir sonuç olduğunu görmemiz gerekmektedir.

Gelelim çocuğu öldürülen anne babaya. Bu insanlar çocuklarının aniden öldüğüne şahit oluyorlar. Ancak onun ölümünün ardındaki esas sebebi bilmiyorlar. Aynen bu gün bizlerin de şahit olduğumuz olayların arkasındaki esas sebebi bilmediğimiz gibi. Bu olayın perde arkasını bize göstererek Rabbimiz bize şunu söylüyor: “Hiç bir iş bizden habersiz, sebepsiz ve bizim takdirimiz olmadan olmaz. Ey insan sen rabbine teslim ol gerisini merak etme. Bu âlemi sen değil biz idare ediyoruz. Bunun için de her konunun gereğini yaparız. Bunları yaparken kimseden izin almayız. Hiçbir olayın sonucundan da korkmayız. Sen rabbine teslim olan mümin bir kul olursan; Allah, senin yoluna diken olacak olan evladın da olsa, onun şerrinden seni korumaya muktedirdir. Hiçbir ayrıntıyı asla ihmal etmem. Yeter ki sen teslimiyette kusur etme. Biz teslim olanları asla mahrum etmeyiz” buyuruyor.   Çevremizde her gün onlarcasının bir sebeple öldüğünü veya öldürüldüğünü görüyoruz. İşte o anda bu kıssayı hatırlayarak, rabbimizin takdirinin böyle tecelli ettiğini teslim ederek rabbimize yönelip af ve mağfiret dileyip O’na sığınmalıyız. Her düşen yaprağın, her çimlenen tohumun, her açan çiçeğin, her doğan çocuğun, her teslim alınan canın fermanını O’nun verdiğine inanarak…

Yıkılmaktan kurtarılan duvar olayına gelince yine o duvarın altına hazinesini gizleyen baba, Salih bir kul ve geride iki küçük çocuk bırakarak gitmiş. Görünen o ki yavrularını Rabbine emanet etmiş. Rabbi bu emaneti yerine getirmez mi? İşte bunu da bize bu olayla gösteriyor. Onun koruduğuna kimse zarar veremez. Onun isabet ettirmek istediği bir musibete de kimse mani olamaz. O kulunun eliyle o yetimlerin hakkını koruduğu gibi, bizim emanetlerimizi de korumaya muktedir olduğunu gösteriyor. Yine bu olayla da bizlere şunu söylüyor: “Ey benim Mümin kullarım! Sizler Allah yolunda üzerinize düşen işleri yapmakta geri kalmayın. Rızık korkusuyla, geride bırakacağınız çocuklarınızın korunmasıyla ilgili bir endişe duymayın. Sizleri yoktan var edip bu hale getirdiğimiz gibi, onları da görüp gözetmeye biz vekiliz, onların velisi biziz. Yeter ki sizler benden başka veliler edinmeyin.” İbrahim (as)’ın teslimiyeti gibi teslim olup, “Allah bize yeter” diyebilenler için “O ne güzel Mevla ne güzel yardımcıdır.”

Sonuç olarak bizler Allah Teâlâ ya gereği gibi kul olursak; Allah da bizi gereği gibi görüp gözetir. Bildiğimiz, bilmediğimiz düşmanlarımızın şerrinden korur, umduğumuz hayırlara ulaşmamız için yolumuzu açar. Gücümüzün yetmeyeceği elimizin ermeyeceği nice işlerimizi kolaylaştırır. İşte bu kıssada bizlere verilmek istenen mesaj “Allah en doğrusunu bilir kaydıyla” bu olsa gerek!..  Rabbimiz bize sunduğu örnekler ile hayatın perde arkasında olayların nasıl gerçekleştirildiğini, sebep sonuç ilişkilerinin nasıl kurulduğunun resmini göstermektedir. Dileyen rabbine giden bir yol tutsun diye!..

 

Kehf suresinin 60. Ayetinden başlayıp 82. Ayetine kadar devam eden bir olay anlatılmaktadır. Bu olay ile bize verilmek istenen masaj nedir?

            Mahmut Uzunoğlu /Sinop

Soru: Kehf suresinin 60. Ayetinden başlayıp 82. Ayetine kadar devam eden bir olay anlatılmaktadır. Bu olay ile bize verilmek istenen masaj nedir?

Hüseyin Bülbül Cevap: Öncelikle bahse konu olan ayetleri birlikte okuyarak üzerinde düşünüp anlamaya çalışalım:

“Bir vakit Musa genç adamına demişti ki: “Durup dinlenmeyeceğim;  iki denizin birleştiği yere kadar varacağım yahut senelerce yürüyeceğim.”

“Her ikisi, iki denizin birleştiği yere varınca balıklarını unuttular. Balık, denizde bir yol tutup gitmişti.”

“(Buluşma yerlerini) geçip gittiklerinde Musa genç adamına: Kuşluk yemeğimizi getir. Hakikaten şu yolculuğumuz yüzünden başımıza (epeyce) sıkıntı geldi, dedi.”

(Genç adam:) “Gördün mü dedi? Kayaya sığındığımız sırada balığı unuttum. Onu hatırlamamı bana şeytandan başkası unutturmadı. O, şaşılacak bir şekilde denizde yolunu tutup gitmişti.”

“Musa: İşte aradığımız o idi, dedi. Hemen izlerinin üzerine geri döndüler.” ( Demek ki Musa (as)’a burada buluşacakları ile ilgili daha önce bilgi verilmiş olmalı. Kuşluk yemeği olan balığın canlanması aradıkları kul ile buluşacakları yerin işareti imiş.)

“Derken orada kullarımızdan bir kul buldular ki, ona katımızdan bir rahmet vermiş, yine ona tarafımızdan bir ilim öğretmiştik.” (Bu kulun kimliği ile herhangi bir bilgi verilmemektedir. Melek mi insan mı? Ancak Allah tarafından özel görevlendirilmiş biri olduğu ve olayların arka planını bildiği anlaşılmaktadır. )

“Musa ona: Sana öğretilenden, bana, doğruyu bulmama yardım edecek bir bilgi öğretmen için sana tâbi olayım mı dedi?”

(O kul da ) dedi ki: Doğrusu sen benimle beraberliğe sabredemezsin.”

“(İç yüzünü) kavrayamadığın bir bilgiye nasıl sabredersin?”

“Musa: İnşallah, dedi, sen beni sabreder bulacaksın. Senin emrine de karşı gelmem.”

(O kul:) “Eğer bana tâbi olursan, sana o konuda bilgi verinceye kadar hiçbir şey hakkında bana soru sorma dedi.”

“Bunun üzerine yürüdüler. Nihayet gemiye bindikleri zaman o kul gemiyi deldi. Musa: Halkını boğmak için mi onu deldin? Gerçekten sen (ziyanı) büyük bir iş yaptın dedi.”

“Ben sana, benimle beraberliğe sabredemezsin, demedim mi? dedi.”

“Musa: Unuttuğum şeyden dolayı beni muaheze etme; işimde bana güçlük çıkarma, dedi.”

“Yine yürüdüler. Nihayet bir erkek çocuğa rastladıklarında o kul hemen onu öldürdü. Musa dedi ki: Tertemiz bir canı, bir can karşılığı olmaksızın katlettin ha! Gerçekten sen fena bir şey yaptın!”

“Ben sana, benimle beraber (olacaklara) sabredemezsin, demedim mi? dedi.”

“Musa: Eğer, dedi, bundan sonra sana bir şey sorarsam artık bana arkadaşlık etme. Hakikaten benim tarafımdan (ileri sürebilecek) mazeretin sonuna ulaştın.”

“Yine yürüdüler. Nihayet bir köy halkına varıp onlardan yiyecek istediler. Ancak köy halkı onları misafir etmekten kaçındılar. Derken orada yıkılmak üzere bulunan bir duvarla karşılaştılar. O kul hemen onu doğrulttu. Musa: Dileseydin, elbet buna karşı bir ücret alırdın, dedi.” (Burada Musa (as) normal olarak olayın görünen boyutuyla değerlendirdiği için her yapılana itiraz ediyor. Şimdi işin iç yüzünü anlatacak, o da ikna olacaktır.  )

O kul şöyle dedi: «İşte bu, benimle senin aramızın ayrılmasıdır. Şimdi sana, sabredemediğin şeylerin içyüzünü haber vereceğim.”

“Gemi var ya, o, denizde çalışan yoksul kimselerindi. Onu kusurlu kılmak istedim. (Çünkü) onların arkasında, her (sağlam) gemiyi gasbetmekte olan bir kral vardı.” (Yani onu yaralayarak beğenmeyip sahiplerinin elinden almasın ve sahiplerine kalsın da onunla rızıklarını kazanmaya devam etsinler istedik demektedir.)

“Erkek çocuğa gelince, onun ana-babası, mümin kimselerdi. Bunun için (çocuğun) onları azgınlık ve nankörlüğe boğmasından korktuk.”

“Böylece istedik ki, Rabbi onun yerine kendilerine, ondan daha temiz ve daha merhametlisini versin.”

“Duvara gelince, şehirde iki yetim çocuğun idi; altında da onlara ait bir hazine vardı; babaları ise iyi bir kimse idi. Rabbin istedi ki, o iki çocuk güçlü çağlarına erişsinler ve Rabbinden bir rahmet olarak hazinelerini çıkarsınlar. Ben bunu da kendiliğimden yapmadım. İşte, hakkında sabredemediğin şeylerin iç yüzü budur.” (Kehf 18/60-82)

Görüldüğü gibi anlatılan olaylar ve sebepleri gayet açık ve anlaşılır bir konumdadır. Ancak durup dururken Musa (as) niçin böyle bir yolculuğa çıkmaya ve o kul ile orada buluşmaya ihtiyaç duymuştur? Öncelikle şunu teslim edelim ki, Musa (as) ile Rabbi arasında bir olay olmuş; Rabbi de onu bu olaya yönlendirerek öğrenmek istediği şeye ulaştırmak istemiştir. Bu nedenle olayın baş tarafı anlatılmıyor. Olay belli bir seviyeden başlıyor. Allah Teâlâ günlük yaşanan olayların arka planını; sebep sonuç ilişkisini Musa (as)’a göstermek istemiş. Yerde ve gökte Allah’tan habersiz bir yaprak dahi yerini terk etmediğini müşahhas olarak hem Musa(as)’a hem de tüm insanlığa bu olayların iç yüzünü ortaya koyarak göstermiştir.

“Gaybın anahtarları Allah’ın yanındadır; onları O’ndan başkası bilmez. O, karada ve denizde ne varsa bilir; O’nun ilmi dışında bir yaprak bile düşmez. O yerin karanlıkları içindeki tek bir taneyi dahi bilir. Yaş ve kuru ne varsa hepsi apaçık bir kitaptadır.” (Enam 6/59)

Şimdi düşünelim, insanların malına, canına, evladına ve yakınlarına bir takım musibetler isabet ediyor.  İnsanlar anne, baba, evlat ve akraba olarak ağlıyor, üzülüyorlar. Fakat olayın iç yüzünü bilmiyor. Rabbi kendisini bunlarla nasıl bir imtihan ettiğini veya ‘kıssada’ olduğu gibi kendisini ne tür bir musibetten kurtardığını da bilmiyor. Nitekim Bakara suresinde şöyle buyrulmaktadır:

“Elbette biz sizi biraz korku, biraz açlık, biraz da mallardan, canlardan ve ürünlerden eksiltme ile imtihan edeceğiz. Sabredenleri müjdele!” (Bakara 2/155)

Hayat devam ediyorsa bu tür imtihanların insan için olduğunun bilincinde olmak; sabır ve teslimiyet ile mukabele etmek gerekmektedir.  Gemisi delinen o garibanlar belki de bunu yapana kızmışlardır. Ama o kusur gemilerinin elinde kalmasına sebep olduğunu bilselerdi her halde bunu yapana minnet duyarlardı. Bu güzel sonuç, o insanların Allah indindeki ihlâs ve samimiyetlerinin ardından gelen mutlu bir sonuç olduğunu görmemiz gerekmektedir.

Gelelim çocuğu öldürülen anne babaya. Bu insanlar çocuklarının aniden öldüğüne şahit oluyorlar. Ancak onun ölümünün ardındaki esas sebebi bilmiyorlar. Aynen bu gün bizlerin de şahit olduğumuz olayların arkasındaki esas sebebi bilmediğimiz gibi. Bu olayın perde arkasını bize göstererek Rabbimiz bize şunu söylüyor: “Hiç bir iş bizden habersiz, sebepsiz ve bizim takdirimiz olmadan olmaz. Ey insan sen rabbine teslim ol gerisini merak etme. Bu âlemi sen değil biz idare ediyoruz. Bunun için de her konunun gereğini yaparız. Bunları yaparken kimseden izin almayız. Hiçbir olayın sonucundan da korkmayız. Sen rabbine teslim olan mümin bir kul olursan; Allah, senin yoluna diken olacak olan evladın da olsa, onun şerrinden seni korumaya muktedirdir. Hiçbir ayrıntıyı asla ihmal etmem. Yeter ki sen teslimiyette kusur etme. Biz teslim olanları asla mahrum etmeyiz” buyuruyor.   Çevremizde her gün onlarcasının bir sebeple öldüğünü veya öldürüldüğünü görüyoruz. İşte o anda bu kıssayı hatırlayarak, rabbimizin takdirinin böyle tecelli ettiğini teslim ederek rabbimize yönelip af ve mağfiret dileyip O’na sığınmalıyız. Her düşen yaprağın, her çimlenen tohumun, her açan çiçeğin, her doğan çocuğun, her teslim alınan canın fermanını O’nun verdiğine inanarak…

Yıkılmaktan kurtarılan duvar olayına gelince yine o duvarın altına hazinesini gizleyen baba, Salih bir kul ve geride iki küçük çocuk bırakarak gitmiş. Görünen o ki yavrularını Rabbine emanet etmiş. Rabbi bu emaneti yerine getirmez mi? İşte bunu da bize bu olayla gösteriyor. Onun koruduğuna kimse zarar veremez. Onun isabet ettirmek istediği bir musibete de kimse mani olamaz. O kulunun eliyle o yetimlerin hakkını koruduğu gibi, bizim emanetlerimizi de korumaya muktedir olduğunu gösteriyor. Yine bu olayla da bizlere şunu söylüyor: “Ey benim Mümin kullarım! Sizler Allah yolunda üzerinize düşen işleri yapmakta geri kalmayın. Rızık korkusuyla, geride bırakacağınız çocuklarınızın korunmasıyla ilgili bir endişe duymayın. Sizleri yoktan var edip bu hale getirdiğimiz gibi, onları da görüp gözetmeye biz vekiliz, onların velisi biziz. Yeter ki sizler benden başka veliler edinmeyin.” İbrahim (as)’ın teslimiyeti gibi teslim olup, “Allah bize yeter” diyebilenler için “O ne güzel Mevla ne güzel yardımcıdır.”

Sonuç olarak bizler Allah Teâlâ ya gereği gibi kul olursak; Allah da bizi gereği gibi görüp gözetir. Bildiğimiz, bilmediğimiz düşmanlarımızın şerrinden korur, umduğumuz hayırlara ulaşmamız için yolumuzu açar. Gücümüzün yetmeyeceği elimizin ermeyeceği nice işlerimizi kolaylaştırır. İşte bu kıssada bizlere verilmek istenen mesaj “Allah en doğrusunu bilir kaydıyla” bu olsa gerek!..  Rabbimiz bize sunduğu örnekler ile hayatın perde arkasında olayların nasıl gerçekleştirildiğini, sebep sonuç ilişkilerinin nasıl kurulduğunun resmini göstermektedir. Dileyen rabbine giden bir yol tutsun diye!..

 
 
  Mahmut Uzunoğlu /Sinop
 
iktibas

Keyword : radyo vakit - iktibas -
Bookmark and Share
 

DİĞER HABERLER

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Ürdün'de 'birlik' çağrısı
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Değerli kardeşimin bilhassa Filistin konusundaki hassasiyetini gayet iyi biliyorum. Ürdün'ün Kudüs'
İslâmi farkındalığı Terketmek
İslam dünyası toplumlarının, halklarının, yönetimlerinin, kendileri adına düşünen, konuşan, eylemde bulunan, yapacakları tercihleri kendilerine dayata
Magazin Müslümanlığı!
Kendini islama nispet edenlerde gariplik yaşanıyor; teferruatlarda gömülen müslümanlık çıkış arayamıyor, zira içerisinde bulunduğu durumun farkında de
Gâvurdan dost domuzdan post olmuyor
Kur’an ve hadis kaynakları gayr-i Müslümlerle nasıl ve nereye kadar ilişki kurulabileceği konusunda önemli ve sabit kurallar ve uyarılar ihtiva ediyor
Uyuyan din adamı ve zamanın ruh
İslam’da din adamı yoktur, ben de din adamı değilim, İslam Hukuku hocasıyım. En azından altmış yıldır uyanık olarak bu zamanın içinde yaşıyorum ve za
İblisin Mahiyeti Nedir?
Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla. Allah’a hamd, resulüne selam olsun. Bugünkü yazımızda iblis ve şeytan kavramları üzerinde durmaya çalışacak, Kur
Gerçek Büyük Başarı
Birçok mü’minin görece dünyevî başarılar karşısında büyülendiği, bazen savrulduğu bir dönemde neyin gerçek başarı, neyin sahte kazanım olduğunu belirl
Kitap, Mizan, Demir
Kur’ân kişiyi sâdece “entelektüel” yapmayı değil, ölçülü-mîzan-sâhibi bir insan yapmayı hedefler. Zîrâ bu hasletlerle donanan müslüman her konuda ölçü
Allah şeriat ile idare olunmayı emrediyor (2)
Şeriatullah, bütün zamanlarda ve mekânlarda tatbiki mümkün olan ilahi nizamın adıdır. Hakk’ın, Hukuk’un, adaletin ve emniyetin yegâne güvencesidir. Al
Başı örtülü sigara (2)
Perşembe günü çıkan yazımda başını örten bayanların sigara içmelerinin edebe aykırılığını yazmıştım. Bu arada sigara içmenin erkek kadın herkese zarar
1 -


Ahmet Anapalı

İslam Ordularının muhteşem Malazgirt Zaferi (1)

29/08/2016 - 20:23

Ahmet Anapalı
Abdullah Yıldız
Abdurrahman Dilipak
Ahmet Mercan
Ahmed Kalkan
Ahmet Kekeç
Ahmet Varol
Ahmet Taşgetiren
Akif Emre
Ali Kaçar
Ardan Zentürk
Ali Karahasanoğlu
Atasoy Müftüoğlu
Beşir Eryarsoy
Ceren Kenar
Cihan Aktaş
Coşkun Uzun
Ersoy Dede
Hayrettin Karaman
Hamdi Akan
Halime Kökçe
Hamza Er
Hamza Türkmen
Hikmet Ertürk
Hüseyin Bülbül
Hüseyin Alan
Hüseyin Gülerce
Ibrahim Karagül
Ismail Kılıçarslan
Kemal Songür
Kenan Alpay
Kemal Öztürk
Mehtap Yılmaz
Mehmet Durmuş
Merve Şebnem Oruç
Mustafa Çelik
Mustafa Bozacı
Mustafa İslamoğlu
Mustafa Armağan
Nedret Ersanel
Osman Coşkun
Osman Atalay
Ramazan Kayan
Selahaddin E. Çakırgil
Süleyman Seyfi Öğün
Sükrü Hüseyinoğlu
Tülay Demircan Koyuncu
Yakup Döğer
Yavuz Bahadıroğlu
Yıldıray Oğur
Yiğit Bulut
Son Olayları Nasıl Değerlendiriyorsunuz
Oy Kullan Sonuçları Göster

www.radyovakit.com sadece internet üzerinden yayın yapmaktadır.
© 2007 Tüm Hakları Saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Destek :
bilgi@radyovakit.com  |  Yazılım & Sistem Yönetimi : Networkbil.Net

Evden eve nakliyat Gaziosmanpasa Evden eve nakliyat Eyüp Evden eve nakliyat Sultangazi Evden eve nakliyat Bayrampasa Evden eve nakliyat Günesli Evden eve nakliyat Sirinevler Evden eve nakliyat Yenibosna Evden eve nakliyat Küçükçekmece Evden eve nakliyat Basaksehir Evden eve nakliyat