Yeni Üyelik - Şifremi Unuttum
Arama    
İNDİRİLEN DİN'E EVET, ÖTEKİ DİN'LERE HAYIR
* Kıymetimiz kametimizden gelir * Barzanî’ye ‘Açık Mektubum’dur * Heniyye: Hamas doğru ve cesur bir karar almıştır * 200 fanatik Yahudi'den Mescid-i Aksa'ya baskın * Barzani vazgeçse de vazgeçmese de... * Erdoğan: IKYB'yi referandum kararından vazgeçmeye çağırıyorum * Hasenattan Salihata Pasif İyiden Aktif İyiye * Nasıl bir Eş... * Çokluk, Çoğunluk, Çoğulculuk * Dünyayı Kim Kurtarabilir?

SON DAKİKA

ANA SAYFA

SİTENİZE EKLEYİN

RADYO DİNLE

Linkler

GENÇ BİRİKİM DERGİSİ

HAKSÖZ DERGİSİ

UMRAN DERGİSİ

VUSLAT DERGİSİ

İKTİBAS

YORUM DERGİSİ

İSLAMİ YORUM

AHMET VAROL

ANALİZ MERKEZİ

ANSAR DE

AYETLER COM

DENİZ FENERİ

DÜNYA BÜLTENİ

Enfal de

FİLİSTİN ENFORMASYON MERKEZİ

HABER VAKTİ

HAYRETTİN KARAMAN

KUDUS YOLU

M.ENGİN NOYAN

MAZLUMDER

MUSTAFA İSLAMOĞLU

Süleymaniye Vakfı

TEFSİR DERSLERİ

TEVHİD HABER

TEVHİDE DOĞRU

TİME TÜRK

İ H H

YARDIMELİ DERNEĞİ

İKRA İSLAM

İLKAV

İSRA HABER

Özçgün Duruş

ÖZGÜR DER

GIDA AMBARI

SAAT KAÇ

T.C. Kimlik Numarası

STAR

YENİ AKİT

YENİ ŞAFAK

ADANA BARIŞ RADYO

ADANA RADYO HAYAT

AKSARAY KENT FM

ANKARA DENGE RADYO

ANKARA HEDEF RADYO

ANKARA RADYO VAKİT

ANTALYA DİLARA FM

BATMAN GENÇLİK FM

BURSA ÇINAR RADYO

BURSA RAHMET FM

ÇORUM ÇAĞRI FM

DİYARBAKIR ÇAĞRI FM

DİYARBAKIR NUR RADYO

ERZİNCAN GÖKSU FM

ISPARTA DİLARA FM

KARAMAN GSRT FM

KAYSERİ ART FM

KAYSERİ ARİFAN RADYO

KAYSERİ FURKAN RADYO

KAYSERİ RADYO AS

KAYSERİ ŞAFAK RADYO

KIRIKKALE ANADOLU FM

KIRŞEHİR GENÇLİĞİN SESİ FM

KOCAELİ ANADOLU RADYO

KOCAELİ MESAJ FM

KONYA GENÇLİK FM

KONYA RADYO EN

KONYA RİBAT FM

KONYA İSRA FM

MALATYA SELAM RADYO

MARDİN CEMRE RADYO

MUŞ RADYO 1071

NİĞDE UMUT FM

SAKARYA HİLAL FM

SİVAS RADYO GÜNEŞ

SİVAS RADYO HİLAL

URFA RADYO MEDYA

URFA RADYO MEGA

İÇEL ÇAĞRI FM

İÇEL İSTİKLAL RADYO

İRİP RADYO

İSTANBUL MARMARA FM

İSTANBUL MORAL FM

İSTANBUL RADYO MEKTUP

İSTANBUL ÖZEL FM

İZMİR RADYO BAŞAK

24 HABER TV

ÇAĞRI TV

HİLAL TV

KANAL A

TGRT HABER

TV NET

ÜLKE TV

Namaz Vakitleri

8 Kasım 2010 dan beri

Bugün 140156
Toplam 386153680
En Fazla 606285
Ortalama 152088
Üye Sayısı 125
Bugün Üye Olan 0

Kalem, Kılıç ve Türkler

Kalem ve kılıç birlikteliği bâzı başarılara imzâ atsa da yanında mutlakâ zulmü de getirir. Batı’nın zulmü bunun en büyük örneğidir… sâdece kalem ve kılıç değil; “kitap, mîzan (ölçü, adâlet) ve demir”. Bunlar, İslâm’ın vahiy/sünnet-merkezli bir devlet-medeniyet kurarak Dünyâ’ya hâkim olması ve müslümanların
2017-09-20 - 12:36

KALEM, KILIÇ VE TÜRKLER

 

 

“Andolsun, Biz elçilerimizi apaçık belgelerle gönderdik ve insanlar adâleti ayakta tutsunlar diye, onlarla birlikte kitabı ve mizânı indirdik. Ve kendisinde çetin bir sertlik ve insanlar için (çeşitli) yararlar bulunan demiri de indirdik; öyle ki Allah, kendisine ve elçilerine gayb ile (görmedikleri hâlde) kimlerin yardım edeceğini bilsin (ortaya çıkarsın). Şüphesiz Allah, büyük kuvvet sâhibidir, üstün olandır” (Hadîd 25).

Târihleri boyunca Türklerin “kalemleri” (ilim) zayıf olmuştur. Bu açığı da, çok iyi kullandıkları kılıç ile kapatmışlardır. Kılıç ile çok geniş alanlara hâkim olmuşlar ve hükmetmişlerdir. Fakat kalemin-ilmin zayıf olması, onları genelde sürekli “göçebe” kılmış ve bu nedenle de uygarlık ve medeniyetten (ikisi aynı şey değil) hem mahrûm kalmışlar hem de uzak durmuşlardır. Fakat böyle olunca da bi-ince, “barbar-bedevî” denebilecek bir durumda olmuşlardır. Böyle olunca da tek dertleri, geçim yada “iyi geçim” olmuştur. Bu bağlamda; bir zaman-önce savaştıkları bir toplumla, bir zaman-sonra birlik olup diğer bir topluma karşı savaşmışlar, gâlip gelerek “yağma” yapabilmişlerdir. Göçebe olunca tarım ile çok sınırlı ilgilenip, genelde hayvancılıkla geçinmişlerdir ama bu yeterli gelmeyince de savaş ve yağmacılık ilgi alanlarına girmiştir. Tabi bu durum sâdece Türklere has değildi o zamanlar.

Türklerin İslâm ile tanışıp müslüman olana kadar bu şekilde devâm eden hayatları İslâm ile çok büyük oranda değişmiş ve medeniyete adım atmışlardır. Zâten büyük ve kalıcı devletlerini de İslâm ile birlikte kurmaya başlamışlardır. Bu devletler kalıcı olmuştur, zîrâ medeniyete uygun işler yapmaya başlamışlardır. Fakat Türkler İslâm’ı, kitap ve sünnet-merkezli değil de, önceki gök-tanrı ve şamanizm dinlerine uygun olarak yada eski dinleriyle sentez edecek şekilde Îran’dan (Sâmânîler) öğrendikleri için, dînin “sürekli gelişmeye açık ilim” yönüne değil de, “taklidî ve tekrârî” yönüne (tasavvuf-muhâfazakârlık) yönelmişlerdir. Yâni İslâm’ı aslında gerçek ve olması gereken anlamıyla öğren(e)memişler yada bu yönde bir İslâm üzre olmayı istememişlerdir. Çünkü henüz tam anlamıyla medenî olamamışlardır. Tam anlamıyla medenî olmak için mutlakâ olması gereken şey, “ilim-merkezli olmak”tır. Ferid Aydın: 

“Zerdüşizm’in derin etkisini -İslâmî dönemde de- yaşayan Îranlılar, -Araplar dışındaki- Ortadoğulu halkları 1.500 yıldır köklü bir etki altında tutmaktadır; Orta Asya’dan koparak Îran üzerinden Anadolu’ya akarken Türkler, -asırlarca kaldıkları- bu ülkede yerli halktan aldıkları Zerdüşist-Pers kültürünü eski dinsel kültürleriyle sentezlediler ve yönettikleri müslüman-etnik azınlıkları da bu karma kültürle yönlendirmeye başladılar.

Hatırlamak zorunda olduğumuz çok önemli bir târihi gerçek daha vardır ki o da şudur: Hem -hâkim zümre olarak- Türkler, hem de yönettikleri Kürt, Arap ve diğer azınlıklar, yüzyıllar boyunca okuma-yazmaya önem vermedikleri için; üstelik -sırf arap dil gramerini ezberletmeye dayalı ilkel medrese eğitim tarzının baskısı altında- Arapça’yı bir bilim ve iletişim dili olarak kullanamadıkları için İslâm’ın temel kaynakları olan Kur’ân ve Sünnetle -târihin hiçbir döneminde- doğrudan yüzleşememişlerdir” der.

Medeniyet insana hastır ve insanı hayvandan ayıran şey, ilim, kültür ve sanattan kaynaklanan medeniyettir. Türkler İslâm ile birlikte kültür ve sanatta ileri derece eserler vermişler fakat, birilerinin içtihad kapısını kapatması ve bunu resmîleştirmeleriyle birlikte, Türkler de bu resmîyeti kabûl ederek o doğrultuda düşünmeleri ve edip-eylemeleri onları vahiy/sünnet-merkezli ilimden yoksun ve mahrûm bırakmıştır. Böylece İslâm’ın cihangir devletlerini kuran Türkler, ilmi geriye atmış ve kılıca yönelmişlerdir.

Medeniyetin önündeki en önemli engel taklitçilik ve tekrarcılıktır. Tekrar ve taklit, ilmi zamanla yozlaştırır ve güncelleyemez. Böylece her zamâna ve duruma hazır edemez toplumları. Taklitçi toplumlar dışarıdan bakınca en yeni araç-gereçlere sâhip olsalar da yine de medeniyetten uzak kalırlar. Bu nedenle de Türkler, meselâ Osmanlılar zamânında en medenî hâle gelseler de ilimden uzak oldukları için medeniyeti taçlandıramamışlar ve kılıçlar artık işe yaramadığında da bunun olumsuz karşılığını biraz da acı bir şekilde görmüşlerdir ve üstelik bu durum Cumhuriyet Türkiye’sinde hâlâ geçerlidir. Bunun delîli, Türkiye’nin, diğer devletler tarafından çeşitli kuşatmalara mâruz kalmasıdır.

Türkler bir-çok din değiştirmişlerdir. Hattâ nerdeyse girip-çıkmadıkları bir din kalmamıştır. Bunun nedeni, Türklerin “kalem”lerinin zayıf olması ve bu nedenle de din-merkezli ilimlerini üretip geliştirememiş olmalarındandır. Din-değişikliği yaparlarken bir-önceki dinlerinden yeni dîne bir-çok unsurlar taşımışlardır. Eski dinlerinden yeni dîne girerken eski dinlerinin artıklarını da yanlarında taşımaya alışkın olan Türkler, İslâm’a da girerken eski dinlerinin artıklarını da yanlarında getirmişlerdir. İşte Türklerde, ilme ve akla düşman olan “tasavvuf” denen zırvalık bu şekilde yaygınlaşmıştır. Türklerin kalemlerinin zayıf olması, dinlerinin de zayıf olmasına neden olmuştur. Taklîdî ve tekrârî bir din anlayışları onları muhâfazakâr yapmıştır. Fakat bu muhâfazakârlık, “ilkelerini koruyan bir muhâfazakârlık” değil, “yozlaşan dinlerini koruyan bir muhâfazakârlık” olarak tezâhür etmiştir. Modern zamanlarda da kitap-merkezli bir dînî anlayışı kalemlerinin zayıf olması nedeniyle kuramadıkları için, bu sefer de; “modern İslâm”, “ılımlı İslâm”, “demokratik İslâm, “protestan İslâm” şeklinde, yozlaşmış ve aslını kaybetmeye yüz tutmuş din-anlayışlarına yönelmişlerdir. Bu tutum onları, gâlip devletlerin güdümüne sokmuştur-sokmaktadır.

Kalemlerinin zayıf olması nedeniyle Türkler, Osmanlı’lar zamânında -güçlü bir devlet kursalar da-, Endülüs-vâri bir “İslâm medeniyeti” kuramadıkları gibi; günümüzde de bir “Türk İslâm medeniyeti” kuracak kapasiteden yoksundurlar. İslâm medeniyeti sâdece; câmi, köprü, kervansaray, yol, tünel yaptırmakla kurulamaz çünkü. Kevâkibi, bu konuda Osmanlı’ları eleştirirken şu soruyu sorar:

“Güzel câmiler yaptı, iyi devlet-adamları ve iyi komutanlar yetiştirdi, iyi şiirler yazdılar, iyi şâirler yetiştirdiler. Fakat ilmî noktada Osmanlı ne yapmıştır ki?”.

Türkler; gök-tanrı (sâdece “göğün” tanrısı); şamanizm-toyonizm; budizm; mûsevilik; hristiyanlık; maniheizm; zerdüştizm; ve en nihâyet İslâm dînini seçerek târih boyunca çeşitli dinlere girip çıkmışlardır. İslâm’a girince ise; şiilik, mistisizm-tasavvuf ve sünnilik düşüncelerine daha sıcak bakmışlardır ve bir türlü Kur’ân ve Sünnet-merkezli bir düşünce ve yaşayışa yönel(e)memişlerdir. Bu nedenle de vahiy-merkezli ilmi yükseltip, onu devletle bütünleştirerek bir medeniyet kuramamışlar ve belli bir zamâna kadar sâdece askerî alanda “güçlü bir devlet” olarak kalmışlardır. Din değiştirmede zorlanmamaları lâikliği ve “demokrasi dîni”ni de kolayca benimsemelerine neden olmuştur. Zîrâ Türkler vahiy-merkezli din konusundab “gevşek”tir. “Rivâyet dîni”ne bağlıdırlar daha çok. Bu durumun farkına varan batı şimdi de; “Türk Müslümanlığı Modeli” teorisi üzerinden İslâm’ı ılımlılaştırarak yozlaştırmak istemektedir. Üstelik Türkler de bu çeşit bir İslâm’a râzı gibidirler. (belki de “gibi”si fazla).

İslâm demek “Kur’ân” demektir. Osmanlı’nın Kur’ân-merkezli, -yarım kalmış bir-kaç tefsir çalışması hâricinde- bir çalışması bile yoktur. Türkler bu yönden kısırdır zâten. Daha yeni-yeni bir çıkış var. O da vahiy/sünnet-merkezli değil, daha çok modernizm-merkezlidir. Zîrâ Türkler, İslâm’ı ana-kaynakları olan Kur’ân ve sünnetten değil, yukarıda söylendiği gibi, kadim dinleri olan şamanizmi, Îran-Horasan tasavvufuyla sentezleyerek ve yanına da genelde sözde İslâmî uydurma sözleri ve hurâfeleri ekleyerek edindikleri taklîdi bir anlayışla kazanmışlardır. Her zaman taklîdî bir din-anlayışları olmuştur yâni. Onları ilimden-medeniyetten uzak tutan şey budur. Tabi bu durum, Türklerle berâber tüm İslâm âleminin hâl-i pür melâlinin sebebidir. Son zamanlardaki anlayışları ise, din-merkezli değil, ırk/kavim/millet-merkezli bir anlayıştır ki ilâhi olmaktan çok sekülerdir. Batı’da Fransız Devrimiyle başlayan bu oluşum, Osmanlı’da tanzimat ile birlikte düşünülmeye başlamıştır ve sonunda da ulus-devlet ile birlikte seküler bir din anlayışı kuşatmıştır Türkleri. Gelinen noktada eskisi gibi yine ilim-medeniyet düşüncesi blôke olmakta ve ilâhi olana karşı olan “modern tarzda bir ilerleme” düşüncesi hâkim olmaktadır. Tabî ki bu bir “medeniyet” değildir. Türkler bu sefer de “batı uygarlığı taklitçisi” olmuşlardır. Üstelik içtihad kapısını da kapatmışlar yada kapatmak üzeredirler.

Târih boyunca -toplumsal seferberlik anlamında- Türklerde ilme yönelik bir girişim ve gelişim olmuş mudur? sorusuna hiç zorlanmadan “hayır!” cevâbı verilebilir. Eğer olmuş olsaydı, bu, yeniden olabilirdi. Fakat târih boyunca olmamışsa, şimdi neden ve nasıl olsun ki?. Türklerin târih boyunca yükselişleri, kalem ile değil, kılıç ile olmuştur. Fakat artık kılıcın bir hükmü kalmamıştır. Turan Taktiği artık işe yaramamaktadır. Artık “devlet-medeniyet hedefli” ve “vahiy-merkezli” bir “ilmî kalkınma”ya yönelmeleri kaçınılmaz bir zorunluluktur. Fakat Türklerin toplumsal olarak ilme yönelmeleri, yapısına -şimdilik- uygun değildir. Zîrâ “devlet-medeniyet hedefli” ve “vahiy-merkezli” bir “ilmî kalkınma”ya tâlip değillerdir ve böyle bir istekleri zinhar olmadığı gibi, bu isteği dile getirenlere ve seslendirip yükseltenlere de karşı çıkmaktadırlar. Bu nedenle Türkiye’de toplumsal anlamda ilmî bir kalkınmanın olması çok zordur.

Türkler kılıçları “mecbûren” bıraktıklarında ve onun yerine, kalemleri de zayıf olduğu için yeterli oranda “modern kılıçlar” kullanamadıkları için zayıflamışlar ve târihteki etkilerini kaybetmişlerdir. Kalemlerinin zayıflığı kılıcın da zayıflamasına neden olduğu gibi, zihinlerinin de zayıflamasına neden olduğundan dolayı târihe bir etkileri olmuyor artık.

Burada şunu söylemezsek biz de bir yanlışa düşmüş oluruz. Kalem ve kılıç birlikteliği bâzı başarılara imzâ atsa da yanında mutlakâ zulmü de getirir. Batı’nın zulmü bunun en büyük örneğidir. Eğer biz de sâdece kalem ve kılıçla hareket edersek zâlim ve bâtıl “batı” gibi olur ve Dünyâ bu sefer de “haçlı zulmü” ile değil, “hilâl zulmü” ile yanıp-yıkılır. İşte bunun önüne geçmek için İslâm bir “fark” ortaya koyar. Bu fark, kalem ve kılıcın yanına bir de “mîzân”ı koymasıdır. Yâni ölçülü bir anlayış ve eylem ortaya koymasıdır. Bu ölçülülük, kişide ve devlette ahlâk, vicdan, merhâmet ve adâleti oluşturur. Böylece kitap (kalem-akıl), mîzân (ahlak-vicdan-merhâmet-adâlet) ve demir (kılıç) birlikteliği adâleti sağlar ve zulmü ortadan kaldırıp Dünyâ’yı cennetin bir şûbesi yaparak cennete bir köprü uzatır.

Evet; sâdece kalem ve kılıç değil; “kitap, mîzan (ölçü, adâlet) ve demir”. Bunlar, İslâm’ın vahiy/sünnet-merkezli bir devlet-medeniyet kurarak Dünyâ’ya hâkim olması ve müslümanların ve mazlumların zulümden kurtulup mutlu-huzurlu olması için gerekli olan üç etkendir.

En doğrusunu sâdece Allah bilir.

 

harun görmüş

iktibas


Keyword : radyo vakit - iktibas - harun görmüş -
Bookmark and Share
 

DİĞER HABERLER

Arakan’da Kim Yerli, Kim Yabancı?
1948 yılında doğrudan işgallerini sonlandıran İngilizler kendilerinden geriye bölünmüş ve yekdiğerine düşman yeni bir coğrafya bırakmışlardı. Asırlar
Oyun bitmedi ama kazanıyoruz!
O hibrit, yanıt-soru şudur; “Türkiye bu kadar sessizken, İsrail niye bu kadar çok konuşuyor?” İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu; “PKK’yı terörist ö
Hayırdır, bizi kim susturdu böyle? Büyük proje Türkiye’dir, unutmayın..
Kürtlerin hiç olmadığı yerler niye o haritada? Her ne kadar Kürt etnik kimliği üzerinden uygulansa da, Kürtlerin ulusal heyecanları ile süslense de,
Irak Kürdistanı'ndaki Bağımsızlık Refarandumu ve Güçlü Türkiye
16 Kasım 2013 günü Diyarbakır’da Erdoğan, Barzani, Şivan Perwer ve İbrahim Tatlıses’in birlikte sahneye çıktığı tarihi buluşma ertesi günkü gazeteleri
12 Eylül’ün Kışkırtıcı ve Şakşakçıları!.. Kaynak: 12 Eylül’ün Kışkırtıcı ve Şakşakçıları!..
Kendilerine Milli Güvenlik Konseyi adını veren şebekenin, ‘Yüce Türk Milleti’ hitabıyla başlayan bildiri ile gerçekleştirdiği darbe üzerinden 37 yıl g
İçerideki PYD kriptoları, Barzani’nin istihbarat ağı ve bir gizli ajanda..
Aylardır bir büyük tehlikeden söz ediyorum. Her geçen gün Türkiye’ye daha da yaklaşan bir tehdit, ülkemizin geleceğini mahvedecek bir gelişme hakkında
28 Şubat Darbesi’nin Görüldüğü Dava Hikaye mi Oldu?
Dün ve önceki gün Ankara’da şahit olduğum iki ayrı manzarayı sizlerle paylaşmak istiyorum. 6 Şubat Çarşamba günü, 28 Şubat davasının 90’ıncı duruşması
Siz hasmınızın güçlenmesini ister misiniz?
Dün, Tayyib Bey’in partisinin İl Başkanları’na hitaben yaptığı konuşmayı dinlerken, bilhassa şu cümleler dikkatimi çekti: ‘Ülkemize yönelik saldırıla
Kuzey Kore nereyi vurmaya çalışıyor?
Neden Pyonyang iktidarını devirmeye çalışmıyorlar? Neden K. Kore’yi vurmuyorlar? Neden ABD ve bölge ülkelerinin savunma sistemleri çalışmıyor? Hidr
Kürtler için kıyamet senaryosu
İşler iyi gitmiyor, Ortadoğu, Türkiye’nin hiç beklemediği, ne kadar da hazırlıklı olduğunu tam olarak kestiremediğim, yeni bir hesaplaşmanın rotasında
1 - Heniyye: Hamas doğru ve cesur bir karar almıştır
2 - Kıymetimiz kametimizden gelir
3 - Barzani vazgeçse de vazgeçmese de...
4 - 200 fanatik Yahudi'den Mescid-i Aksa'ya baskın
5 - Barzanî’ye ‘Açık Mektubum’dur


Abdullah Yıldız

Okullar Açıldı… Şeytanî Tuzaklara Dikkat!

19/09/2017 - 14:39

Abdullah Yıldız
Ahmet Anapalı
Abdurrahman Dilipak
Abdülaziz Kıranşal
Ahmet Kekeç
Ahmed Kalkan
Ahmet Mercan
Ahmet Varol
Ahmet Taşgetiren
Akif Emre
Ali Kaçar
Ardan Zentürk
Ali Karahasanoğlu
Atasoy Müftüoğlu
Beşir Eryarsoy
Ceren Kenar
Cihan Aktaş
Coşkun Uzun
Ersoy Dede
Fatma Tuncer
Hamdi Akan
Hayrettin Karaman
Hamza Er
Halime Kökçe
Hamza Türkmen
Hikmet Ertürk
Hüseyin Alan
Hüseyin Bülbül
Hüseyin Gülerce
Ibrahim Karagül
Ismail Kılıçarslan
Kenan Alpay
Kemal Öztürk
Kemal Songür
Mehtap Yılmaz
Mehmet Durmuş
Merve Şebnem Oruç
Mustafa Çelik
Mustafa Armağan
Mustafa İslamoğlu
Mustafa Bozacı
Nedret Ersanel
Osman Atalay
Osman Coşkun
Ramazan Kayan
Selahaddin E. Çakırgil
Sevtap Mendi
Süleyman Seyfi Öğün
Sükrü Hüseyinoğlu
Tülay Demircan Koyuncu
Yavuz Bahadıroğlu
Yakup Döğer
Yıldıray Oğur
Yiğit Bulut
Son Olayları Nasıl Değerlendiriyorsunuz
Oy Kullan Sonuçları Göster

www.radyovakit.com sadece internet üzerinden yayın yapmaktadır.
© 2007 Tüm Hakları Saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Destek :
bilgi@radyovakit.com  |  Yazılım & Sistem Yönetimi : Networkbil.Net

Evden eve nakliyat Gaziosmanpasa Evden eve nakliyat Eyüp Evden eve nakliyat Sultangazi Evden eve nakliyat Bayrampasa Evden eve nakliyat Günesli Evden eve nakliyat Sirinevler Evden eve nakliyat Yenibosna Evden eve nakliyat Küçükçekmece Evden eve nakliyat Basaksehir Evden eve nakliyat