Yeni Üyelik - Şifremi Unuttum
Arama    
Fussilet - 33. Allah`a davet eden, dürüst ve erdemli davranan ve "Ellbette ben kayıtsız şartsız Allah`a teslim olanlardanım" diyenden daha güzel sözlü kim olabilir?
* Vahdet * Haberin var mı? * Mehmet Akif Ersoy / Küfe * Cümle Haramlar Partisi (1) * New York HAHAM'I engelli çocukların parasını çalmış * Olay yorgunu Türkiye * Masa fazla kalabalık! * Erdoğan: Daha büyük senaryo devrede * 2. kapıyı ABD engelledi * ‘Beşerî kanun adına değil, Allah adına’ nikâh

SON DAKİKA

ANA SAYFA

SİTENİZE EKLEYİN

RADYO DİNLE

Linkler

GENÇ BİRİKİM DERGİSİ

HAKSÖZ DERGİSİ

UMRAN DERGİSİ

VUSLAT DERGİSİ

İKTİBAS

YORUM DERGİSİ

İSLAMİ YORUM

AHMET VAROL

ANALİZ MERKEZİ

ANSAR DE

AYETLER COM

DENİZ FENERİ

DÜNYA BÜLTENİ

Enfal de

FİLİSTİN ENFORMASYON MERKEZİ

HABER VAKTİ

HAYRETTİN KARAMAN

KUDUS YOLU

M.ENGİN NOYAN

MAZLUMDER

MUSTAFA İSLAMOĞLU

Süleymaniye Vakfı

TEFSİR DERSLERİ

TEVHİD HABER

TEVHİDE DOĞRU

TİME TÜRK

İ H H

YARDIMELİ DERNEĞİ

İKRA İSLAM

İLKAV

İSRA HABER

Özçgün Duruş

ÖZGÜR DER

GIDA AMBARI

SAAT KAÇ

T.C. Kimlik Numarası

STAR

YENİ AKİT

YENİ ŞAFAK

ADANA BARIŞ RADYO

ADANA RADYO HAYAT

AKSARAY KENT FM

ANKARA DENGE RADYO

ANKARA HEDEF RADYO

ANKARA RADYO VAKİT

ANTALYA DİLARA FM

BATMAN GENÇLİK FM

BURSA ÇINAR RADYO

BURSA RAHMET FM

ÇORUM ÇAĞRI FM

DİYARBAKIR ÇAĞRI FM

DİYARBAKIR NUR RADYO

ERZİNCAN GÖKSU FM

ISPARTA DİLARA FM

KARAMAN GSRT FM

KAYSERİ ART FM

KAYSERİ ARİFAN RADYO

KAYSERİ FURKAN RADYO

KAYSERİ RADYO AS

KAYSERİ ŞAFAK RADYO

KIRIKKALE ANADOLU FM

KIRŞEHİR GENÇLİĞİN SESİ FM

KOCAELİ ANADOLU RADYO

KOCAELİ MESAJ FM

KONYA GENÇLİK FM

KONYA RADYO EN

KONYA RİBAT FM

KONYA İSRA FM

MALATYA SELAM RADYO

MARDİN CEMRE RADYO

MUŞ RADYO 1071

NİĞDE UMUT FM

SAKARYA HİLAL FM

SİVAS RADYO GÜNEŞ

SİVAS RADYO HİLAL

URFA RADYO MEDYA

URFA RADYO MEGA

İÇEL ÇAĞRI FM

İÇEL İSTİKLAL RADYO

İRİP RADYO

İSTANBUL MARMARA FM

İSTANBUL MORAL FM

İSTANBUL RADYO MEKTUP

İSTANBUL ÖZEL FM

İZMİR RADYO BAŞAK

24 HABER TV

ÇAĞRI TV

HİLAL TV

KANAL A

TGRT HABER

TV NET

ÜLKE TV

Namaz Vakitleri

8 Kasım 2010 dan beri

Bugün 125167
Toplam 392949034
En Fazla 606285
Ortalama 153077
Üye Sayısı 125
Bugün Üye Olan 0

Bunalım Gençlik, Yıldızı Yükselen Meslekler ve Komşumuz Ayşe Teyze

Çağımızın insanı arayışların ve doyumsuzlukların insanıdır. Kapitalist sistemin ürettiğini satacak pazar arayışları gündelik meşguliyetleri çeşitlendirmiş, küçücük işleri uzmanlık alanlarına ayırmış, hiyerarşiyi ve iş bölümünü artırarak paramparça hayatlarla mutsuzlukları çoğaltmıştır.Artık insanlar sahip oldukları nimetlerin
2017-10-18 - 18:15

Bunalım Gençlik, Yıldızı Yükselen Meslekler ve Komşumuz Ayşe Teyze

 

Çağımızın insanı arayışların ve doyumsuzlukların insanıdır. Kapitalist sistemin ürettiğini satacak pazar arayışları gündelik meşguliyetleri çeşitlendirmiş, küçücük işleri uzmanlık alanlarına ayırmış, hiyerarşiyi ve iş bölümünü artırarak paramparça hayatlarla mutsuzlukları çoğaltmıştır.

Artık insanlar sahip oldukları nimetlerin içhuzuru ve şükrüyle yaşamak yerine sahip olamadıklarının derin kederiyle başbaşalığa mecbur bırakılmıştır. Televizyondaki dizilerle, magazin ve eğlence programlarıyla, gözün gördüğü her yerden fışkıran tahrik edici reklâmlarla hep daha fazlasına sahip olmaya davet edilen insanlığın bu saldırganlığa karşı duracak sahici ölçütleri bulunmamaktadır. Artık medeniyet denilen tek dişi kalmış canavarın değdiği tüm coğrafyalarda yediden yetmişe herkes mahrum ve umutsuzdur. Oysa birçoğunun ne mal, can ve ırzları tehdit altındadır ne başlarına bombalar yağmaktadır ne de sıcağa/soğuğa dayanıksız hanelerin bireyleridirler.

Modern çağda herkesin tek amacı yaşam standardını yükseltmektir. Asgari ücretlisinden sanayi patronuna, bürokratından sendika yöneticisine kadar herkes zenginleşmenin peşindedir. Kârlı işler uğruna her türlü kutsal unutulabilmektedir. Dahası zenginliğin son noktasını tanımlayacak bir parametre hâlâ icat edilememiş, kazancı arttığında daha mutlu olacağına inandırılmış zavallı insanlar boş bir hayalin peşinde ömrünü tüketmeyi bile isteye tercih etmektedirler.

Armut dibine düşer misali, daha çok tüketmek maksatlı ekonomik kaygıların birinci derece önemli olduğu ailelerde yetişen çocuk ve gençlerin de birincil önceliği daha çok para kazanıp daha fazla harcamak olmaktadır. Giyim kuşam, herkesten başka olan tarz, cep telefonu ve diğer teknolojik aletlerle öne çıkma, itibar kazanma yarışı yaşı her geçen gün daha da küçülmektedir.

Dindar ailelerin, kendi değerlerini pekiştirsinler diye çocuklarını yolladıkları okul, vakıf, dernek ve kulüpler de çağı yeniden kuracak Müslüman bir neslin yetişmesinde yeterince etkin olamamaktadır. Bu sosyal kurumlar da modern çağın kapitalist mantığını aşmakta yetersiz kalarak kâr amaçlı yapılara dönüşmekten kurtulamamışlardır. Buralara gönderilmiş çocuklar sadece kendi sosyo ekonomik düzeylerindeki aile çocuklarıyla biraradalığın rahatlığıyla büyümektedir. Dünyadaki açlıkların, savaşların ve yoksullukların tekâbüliyetini yeterince kavramadan yetişen bir nesil, kendi ailesinden daha varlıklı aile çocuklarıyla kendini kıyaslayarak derin hüzünlerin keşmekeşiyle yaşamaktadır. Bugün ne yazık ki Müslüman ailelerin çoğu çocuklarına şükrü öğretmekte başarısız olmuşlardır.

Anneler, her gün yeni bir bunalımla okuldan dönen çocuklarına tümüyle kendi literatürümüze ait kelimelerden oluşan cümleler kuramadıkça bu mutsuzluk katlanarak çoğalacaktır. Psikologların, psikiyatristlerin kapılarında dağıtılamayan kederler için post-modern çağın mutlak doğruya (vahye) karşıt her türlü değeri bir arada kaldıran çoğulcu sularından mistik hurafelerin ve kocakarı ilaçlarının kıyılarına yeniden varılacaktır.

Çağımızda insanların birincil bilgilenme kaynağı medyadır. Medya kendi mitlerini ve bu mitleri pazarlama alanlarını maharetle hazırlayıp mutlak gerçeklik yerine üretilmiş yeni gerçeklikler olarak sunuyor. Bu arenada çağın öne çıkan mesleklerinden birisi de danışman psikologluktur. Türkiye’de her 5/8 kişiden birinin “Hayatın sorunlarıyla baş edemediğim için psikolojim bozuldu!” gerekçesiyle bir uzmandan yardım talebinde bulunduğu çeşitli yayınlarda yer alıyor. İç huzuru bulamamış gençlerimizin çoğu bu yayınlardan da etkilenerek psikolog olmayı istemektedir. İmam Hatip Lisesinden Anadolu Lisesine, Açık Liseden Fen Lisesine kadar kurumlarda eğitim alan pek çok öğrenciden “PDR okumak istiyorum.” cümlesini duymak mümkün.

Post-modern çağda kimse kimseye tahammül etmiyor. İnsanlar sırf konuşma ihtiyaçlarını giderebilmek için parayla da olsa içlerini dökecek bir kapı arıyorlar. İlk kez karşılaştığı birine bütün soy ağacının hayat hikâyesini anlatabilen kişi çetrefilli sorunlarını çözmekten ziyade birisince dinlenip onaylanmak ihtiyacındadır. Yaşama tecrübesini önemsemeden insan ruhunu bebek, çocuk, ergen, genç, orta yaş, menopoz, andropoz, yaşlı psikolojileri üstünden paramparça eden bu anlayış her yaştan insanı kapısına köle kılarak yeni tüketim alanları üretmekte mahir olsa da makul bir tatmin sağlayamamaktadır. Dünyayı küçük bir köye dönüştüren medya çağında ne çocuklar masum ne orta yaşlılar idareci ve kumandacı ne de yaşlılar zarif ve bilgedir. Herkesin sorunlarını havale edecek bir uzmana, hatta her danışılanın da başka bir danışmana ihtiyacı bulunmaktadır.

Yaşam ve eğitim koçluğu adı altında okul, danışma merkezi ve hastane gibi kurumlar eliyle her türlü değeri pazara süren, ben merkezli ve hazcı mutluluk teorileri dalga dalga yayılmakta, insanlar mutlak doğrularmış gibi sunulan bu kuramlara imana çağırılmaktadır.

Ne yazık ki bu tüketim çılgınlığı toplumumuzun en büyük handikabı olmayı sürdürüyor. 90’lı yıllarda dünyaya gelmiş milenyum gençliğinin dur durak bilmeyen dünyevi talepleriyle orantısız tembellik ve sorumsuzlukları karşısında uzmanların çözüm önerileri de yetersiz kalıyor. ‘Biz ezildik onlar ezilmesin’ diyerek el bebek gül bebek büyütülüp, her istekleri karşılanmış şımarık bir neslin, etrafındaki herkesi kendine hizmetkâr sanan küstahlığını halı altına süpürerek geçiştirmemek gerekiyor. Bu gidişata Kur’an merkezli bir hayat sürme çabasındaki aileler de dur demekte yeterince başarılı olamıyorlar. Bu gençler, ailelerinin ilkesel olarak net tavır aldığı hususlarda din adamı, kanaat önderi, STK lideri, yazar gibi kişilerin çocuklarını örnekleyip “Falanca bile yapıyor da siz bana neden izin vermiyorsunuz?” gibi karşılaştırmalar yaparak aile içi gerilimleri büyütüyorlar.

Her türlü ifsadı modernizmin sırtına yükleyerek geçmişi özleyen romantik kolaycılardan değiliz. Hatta her hatalı üründe mutlaka bir imalat hatası arayanlardanız. İnandığımız değerlerin bayrağını bizden daha yükseğe kaldırsınlar umut ve duasıyla isim verdiğimiz andan itibaren bir proje gibi geliştirip büyüttüğümüz çocuklarımızı o dernekten bu vâkıfa, bu kurstan o seminere taşırken kendimizi unuttuk. Onları da yeter ki okusunlar, yeter ki öğrensinler diyerek ev merkezli bir hayatın dışına ittik. Okullarda değerler eğitimi altında komşuya bir kap çorba götürmeyi, yaşlı birinin elindeki yükü taşımaya yardım etmeyi, hasta ziyaret etmeyi konuştuk ve bunları yapan çocuklara yıldızlar verdik. Oysa bu konular konuşularak değil yaşanarak öğrenilecek şeylerdir. Toplumuna sorumluluk duymayan, eve misafir geldiğinde ortalıkta bir densizlik yaparak aile itibarını zedelemesindense odasına kapanmasına göz yumulanbu gençler hayatın dışında bir yerlerde sadece verilen bilgilerle vefakârlığı vefedakârlığı öğrenemezler.

Büyüdüğümüz köyümüzde Kur’an bilgisi de pedagoji bilgisi de zayıftı ama insanî değerler kuvvetliydi. Yaşlıların namaz kılışından ve ramazanda oruç tutmaktan başka sevap umularak yapılan dinî ritüel yoktu. Buna rağmen komşuda ne pişerse mutlaka bir kap da bize düşerdi. Annemiz ineği sağıp, bebekli evlere götürülecek süt kabını elimize tutuşturduğunda gitmemek seçeneği aklımızdan dahi geçmezdi. Kocası askerde, gurbette olan kadınların ağır işleri imeceyle görülür, bebeklerine gönüllü bakılırdı. Komşu çocuklarından yaşça büyük olanı küçükleri gözetir kollardı. Tarladan geç dönecek kadınların çocuklarına üstüne tereyağı sürülmüş bir dilim ekmeği yedirecek mutlaka başka bir komşu bulunurdu. Evlerde büyük küçük herkesin görev ve sorumlulukları vardı ve uzayıp giden dayanışma üzerindeki sessiz mutabakat sanki dünyaya katıldığımız gün karara bağlanmıştı. Hem okula gider hem bulaşık, çamaşır yıkayabilirdik. İhtiyacı olanın talebini beklemeden yardımına koşardık. Ona yakın kişinin yaşadığı iki oda bir mutfak evlerdeel ayak çekilince ödev yapar, yazılıya hazırlanır, sınavlardan iyi notlar alabilirdik. Köyünen kıt akıllısı dâhi psikiyatriste, psikologa ihtiyaç duymadan bu ahenge katılır, mutlaka bir işin ucundan tutan olurdu.

Köydeki en önemli değerimiz ise hepimizin dert ortağı Ayşe Teyzemizin varlığıydı. Annemiz haşlasa gidip onun kapısında soluklanırdık. Kayınvalidesiyle, kocasıyla geçimsiz gelinlerin, gençlerin akıl vereni, yol göstereniydi o. Kimsenin sırrını kimseye taşımaz, insanın bazen sevinecek bazen üzülecek günleri olacağını söyler, derdi de sevinci de büyütmeyi abes bulur, kırgınlıkları gidermeye elçi olur, gönüllerin gamını dağıtmayı başarırdı. Ayşe Teyze, herkesi karşılıksız dinler, onları hayata ve ailelerine bağlayacak nasihatleri sıralar, sabrı, iffet ve hayâyı kuşanmayı öğütler, geçmiş nesillerden örnekler sunar, hiç olmazsa soğuk bir ayranikram etmeden hiç kimseyi geri göndermezdi.

Ayşe Teyze, kitabi bilgiden yoksun bir ümmi idi. İnsan fıtratının bozulmadığı müddetçe iyiliğe daha meyyal olduğununsembolüydü. Onun sınırlı bakış açısıyla köy insanı tatmin edilebilse de şehrin çocuklarına üreteceği çözümleri elbette ki yetersiz kalacaktır. Ancak onun köydeki saygınlığını hatırlayınca, gençlerimizin en büyük eksiği Kur’an ahlakını yaşama tecrübesine katmış büyüklerin dostluğudur belki dediye düşünmeden edemiyor insan. Hepimizin, önümüzdeki yollar çatallandığında yaşanmışlıkların pişirdiği, huzuru yakalamış bir bilgenin kılavuzluğunu aradığı vâkîdir çünkü.

Yapay bir dünyada eğitilen tatminsiz gençlerimizin evlerine, ailelerine dair hiçbir sorumlulukları olmadığı halde ders çalışmanın yükü onları bunaltmaktadır. Hobileriyle, kişisel farklılıklarıyla tüm zaman ve enerjilerini tüketmeyi bir hak olarak görüp kendilerinden okul başarısı bekleyen ailelerinin kendilerine psikolojik baskı yaptığına inanmaktadırlar. Bu düşünceyi rehber öğretmenler ve çevredeki bazı kişiler de beslemekte, “Nasıl mutlu olacaksanız o işe yönelin!” gibi bir tezi her daim öne çıkarmakta, tembelliği ve miskinliği adeta teşvik etmektedirler. İnsanın mutluluğu büyük ölçüde etrafına ürettiği fayda (ki biz buna hayır deriz) ve ürettiği faydaya atfedilen toplumsal değerle orantılı değil midir?

Gençlerimizin çoğunun kitap okuma ve entelektüel düzeyi Türkiye ortalamasının bir hayli üzerindedir. Bireysel ibadetlerde ve ahlaki değer yargılarında duyarlıdırlar. Ancak gençlerimizin büyük kısmı şükürden yoksun olup, toplumsal değişimi önemseyen kutsal amaçlara sahip değildirler. Az çalışarak çok kazandıran, daha kolay yoldan ulaşılabilen, reklam ve imajın her şey demek olduğu üretmeden tüketen işlere itibar ederek özveri gerektiren uğraşlara talip olmamaktadırlar. Bu gençlere “Doktor, mühendis, iktisatçı, ziraatçı olarak ümmetin yaralarını sarıp, tarumar olmuş beldelerimizi kim imar edecek peki?” diye sormak istiyor insan. Astronomi, fizik, matematik, cebir, tıp, tefsir, hadis, hukuk gibi bir çok meşakkatli ilmi bir arada tahsil ettirebilen toplumsal yararın öncelendiği bir kültürden insan ruhunu ve anatomisini paramparça etmiş bir cahiliyeye uyandığımız bir dünyada elimizdeki en büyük kaynağımız gençliğimizin enerjisidir. Pergelin ayağını Kur’an’da sabitleyip çizilecek yaşama dairemizin içini beşeriyetin ortak ürünü olan bütün donanımlarla doldurmak ve ümmetin kaderini değiştirecek projelere imza atmak gibi kutsal bir hedefi nesillerimize mutlaka kazandırmalı, bu hususta dayanışmalıyız.

Gençlerimizle aramızdaki ortak dil her geçen gün daha da zayıflamakta, söylemlerimiz ve yaşantımız gençlerimizi tatmin etmemektedir. Çocuklarımıza dünyanın mazlum bir beldesinde ücretini yalnızca Allah’tan bekleyerek sağlık hizmeti veren doktorlarımızı, Afrika’nın içecek suyu, yiyecek ekmeği bulunmayan ülkelerine su veya tarımsal ürün kazandıran mühendislerimizi, Ortadoğu’nun öksüz ve yetimlerine yarın umudu kurmaya çabalayan gönüllülerimizi ideal kılacak bir dili bulmalıyız. Anne babalar nerde hatalıyızı yeniden konuşmalı. Çünkü “Ey babacığım! Emrolunduğun şeyi yap, şüphesiz beni sabredenlerden bulacaksın.” diyerek Hakk’a teslim olmuş nesiller ancak İbrahimî ocaklarda yetiştirilebilmektedir.

 

 

 

Günay Bulut / Haksöz Dergisi - Sayı: 297 - Aralık 15


Keyword : radyo vakit - haksöz - günay bulut -
Bookmark and Share
 

DİĞER HABERLER

Olay yorgunu Türkiye
“Türkiye, hızlı bir dönüşümün yaşandığı bir bölgede bulunuyor ve bu dönüşümden kendisi de etkileniyor. Buna bir de Türkiye’nin kendi iç dönüşümü etkil
SSM yabancı silaha kapıyı kapattı
Demir, "Yabancı silah taleplerinin hepsine direndik biz. En son ret yazımızı yazalı 1 ay olmadı. Bakan'dan geldiği için Milli Savunma Bakanımız Nurett
İki yüzlü tutumdan çok rahatsızız.
Bununla beraber müttefik dediğimiz, pek çok platformda birlikte çalıştığımız kimi devletlerin ülkemize karşı sergiledikleri bu iki yüzlü tutumdan biz
Mezar Kitabelerinin muhafazası için çareler düşünülmeli
Karacaahmet’te çalışırken; Kalyonlar Halifesi Ömer Efendinin Kızıltoprak’ta vaktiyle mevcut olan 1960’ların sonunda 70’lerde boğaz köprüsü ve çevre yo
Terör koridorunu bitiren hamle
Türkiye-ABD arasındaki 15 Temmuz darbe girişimi ile dozu artan gerginlik, Barzani’nin 25 Eylül referandumu ve Fırat Kalkanı Harekatı ardından İdlib ha
TSK açıkladı: Türk askeri İdlib'de
Açıklamada, Suriye'de ateşkes rejiminin takibi amacıyla, garantör ülkelerin silahlı kuvvetlerine mensup birliklerden oluşan Gerginliği Azaltma Kontrol
Devlet destekli Altın tahvili ve Altın kira sertifikası caiz mi? (Video)
SORU: Yastık altında bulunan 100 milyar dolarlık altını ekonomiye kazandırmak için vatandaşa devlet güvencesi ile altın tahvili ve altın kira sertifi
İstanbul 2 Ekim'de kurtulmuştu !
İşgal güçlerini İstanbul’dan göndermek görevi ise İstanbul kumandanlığı görevinde bulunan Selahattin Adil Paşa’ya düşmüştü. Selahattin Adil Paşa Çana
Dershane oyunu ByLock’tan çıktı
TRT Haber eski Daire Başkanı Ahmet Böken'in ByLock yazışmaları ortaya çıktı. Böken, örgüt üyeleri ile yaptığı yazışmalarında “CHP ve HDP'li vekiller d
Kara Harp Okulu'nda ilk kez başörtülü bir öğrenci
Kara Harp Okulu'nda yeni eğitim-öğretim yılı törenle başladı. Törene, Meclis Başkanı İsmail Kahraman, Milli Savunma Bakanı Nurettin Canikli, Milli Eğ
1 - Erdoğan: Daha büyük senaryo devrede
2 - ‘Beşerî kanun adına değil, Allah adına’ nikâh
3 - Olay yorgunu Türkiye
4 - Masa fazla kalabalık!
5 - New York HAHAM'I engelli çocukların parasını çalmış
6 - Mehmet Akif Ersoy / Küfe


Abdullah Yıldız

İmam Hatipler: Geleneğimiz ve Geleceğimiz

17/10/2017 - 13:25

Abdullah Yıldız
Ahmet Anapalı
Abdurrahman Dilipak
Abdülaziz Kıranşal
Ahmet Kekeç
Ahmed Kalkan
Ahmet Mercan
Ahmet Varol
Ahmet Taşgetiren
Akif Emre
Ali Kaçar
Ardan Zentürk
Ali Karahasanoğlu
Atasoy Müftüoğlu
Beşir Eryarsoy
Ceren Kenar
Cihan Aktaş
Coşkun Uzun
Ersoy Dede
Fatma Tuncer
Hamdi Akan
Hayrettin Karaman
Hamza Er
Halime Kökçe
Hamza Türkmen
Hikmet Ertürk
Hüseyin Alan
Hüseyin Bülbül
Hüseyin Gülerce
Ibrahim Karagül
Ismail Kılıçarslan
Kenan Alpay
Kemal Öztürk
Kemal Songür
Mehtap Yılmaz
Mehmet Durmuş
Merve Şebnem Oruç
Mustafa Çelik
Mustafa Armağan
Mustafa İslamoğlu
Mustafa Bozacı
Nedret Ersanel
Osman Atalay
Osman Coşkun
Ramazan Kayan
Selahaddin E. Çakırgil
Sevtap Mendi
Süleyman Seyfi Öğün
Sükrü Hüseyinoğlu
Tülay Demircan Koyuncu
Yavuz Bahadıroğlu
Yakup Döğer
Yıldıray Oğur
Yiğit Bulut
Türkiye'de Boşanma Sebebleri nelerdir?
Oy Kullan Sonuçları Göster

www.radyovakit.com sadece internet üzerinden yayın yapmaktadır.
© 2007 Tüm Hakları Saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Destek :
bilgi@radyovakit.com  |  Yazılım & Sistem Yönetimi : Networkbil.Net

Evden eve nakliyat Gaziosmanpasa Evden eve nakliyat Eyüp Evden eve nakliyat Sultangazi Evden eve nakliyat Bayrampasa Evden eve nakliyat Günesli Evden eve nakliyat Sirinevler Evden eve nakliyat Yenibosna Evden eve nakliyat Küçükçekmece Evden eve nakliyat Basaksehir Evden eve nakliyat