Yeni Üyelik - Şifremi Unuttum
Arama    
Gerçek mü`minler şu kimselerdir ki; Allah hatırlatıldığı zaman kalpleri ürperir; kendilerine O`nun ayetleri okunduğu zaman imanları güçlenir ve daima Rablerine güvenirler. Onlar namazı hakkını vererek kılarlar ve kendilerine verdiğimiz rızıklardan cömertçe sarf ederler. Enfal 2-3
* Balfour Deklarasyonu Batı'nın İslam ümmetine karşı topyekün savaşıdır * Gönüllerdeki Kudüs * Mekke’li “ Müslüman (!) Müşrikler (!) * Filistin konusunda benim ömürlük bir mesaim var * Kudüs konusunda izlenmesi gereken siyaset ne olmalıdır? (Video) * Erdoğan: Arkasına saklanacak ağaç bulamayacaklar * Moritanya'dan, ABD'ye "ticari boykot" çağrısı * Akif İnan'ın Kudüs şiiri ilk kez bir gençlik dergisinde yayımlanmıştı * Kudüs işgalle, Mekke ve Medine ‘vesayet’le.. yeni savunma hattı şarttır! * İlaç almaya gitmişti

SON DAKİKA

ANA SAYFA

SİTENİZE EKLEYİN

RADYO DİNLE

Linkler

GENÇ BİRİKİM DERGİSİ

HAKSÖZ DERGİSİ

UMRAN DERGİSİ

VUSLAT DERGİSİ

İKTİBAS

YORUM DERGİSİ

İSLAMİ YORUM

AHMET VAROL

ANALİZ MERKEZİ

ANSAR DE

AYETLER COM

DENİZ FENERİ

DÜNYA BÜLTENİ

Enfal de

FİLİSTİN ENFORMASYON MERKEZİ

HABER VAKTİ

HAYRETTİN KARAMAN

KUDUS YOLU

M.ENGİN NOYAN

MAZLUMDER

MUSTAFA İSLAMOĞLU

Süleymaniye Vakfı

TEFSİR DERSLERİ

TEVHİD HABER

TEVHİDE DOĞRU

TİME TÜRK

İ H H

YARDIMELİ DERNEĞİ

İKRA İSLAM

İLKAV

İSRA HABER

Özçgün Duruş

ÖZGÜR DER

GIDA AMBARI

SAAT KAÇ

T.C. Kimlik Numarası

STAR

YENİ AKİT

YENİ ŞAFAK

ADANA BARIŞ RADYO

ADANA RADYO HAYAT

AKSARAY KENT FM

ANKARA DENGE RADYO

ANKARA HEDEF RADYO

ANKARA RADYO VAKİT

ANTALYA DİLARA FM

BATMAN GENÇLİK FM

BURSA ÇINAR RADYO

BURSA RAHMET FM

ÇORUM ÇAĞRI FM

DİYARBAKIR ÇAĞRI FM

DİYARBAKIR NUR RADYO

ERZİNCAN GÖKSU FM

ISPARTA DİLARA FM

KARAMAN GSRT FM

KAYSERİ ART FM

KAYSERİ ARİFAN RADYO

KAYSERİ FURKAN RADYO

KAYSERİ RADYO AS

KAYSERİ ŞAFAK RADYO

KIRIKKALE ANADOLU FM

KIRŞEHİR GENÇLİĞİN SESİ FM

KOCAELİ ANADOLU RADYO

KOCAELİ MESAJ FM

KONYA GENÇLİK FM

KONYA RADYO EN

KONYA RİBAT FM

KONYA İSRA FM

MALATYA SELAM RADYO

MARDİN CEMRE RADYO

MUŞ RADYO 1071

NİĞDE UMUT FM

SAKARYA HİLAL FM

SİVAS RADYO GÜNEŞ

SİVAS RADYO HİLAL

URFA RADYO MEDYA

URFA RADYO MEGA

İÇEL ÇAĞRI FM

İÇEL İSTİKLAL RADYO

İRİP RADYO

İSTANBUL MARMARA FM

İSTANBUL MORAL FM

İSTANBUL RADYO MEKTUP

İSTANBUL ÖZEL FM

İZMİR RADYO BAŞAK

24 HABER TV

ÇAĞRI TV

HİLAL TV

KANAL A

TGRT HABER

TV NET

ÜLKE TV

Namaz Vakitleri

8 Kasım 2010 dan beri

Bugün 100500
Toplam 404204723
En Fazla 606285
Ortalama 154158
Üye Sayısı 127
Bugün Üye Olan 0

Kur’an ve Siyeri Birlikte Okumak

610 yılının Ramazan ayında Yüce Allah, Arabistan yarımadasının batısında Mekke şehrinde, insanlığa son kez hidayet ederek yol göstericilik yaptı. Kırk yaşlarında, çevresinde ‘emin’ olarak tanınan, kendi halinde yaşayan, ümmi bir kişiyi ‘resul’ olarak seçti. Ona, insanlığın kurtuluşu için gerekli olan ‘ayet’lerini
2017-12-12 - 13:26

Kur’an ve Siyeri Birlikte Okumak

 

610 yılının Ramazan ayında Yüce Allah, Arabistan yarımadasının batısında Mekke şehrinde, insanlığa son kez hidayet ederek yol göstericilik yaptı. Kırk yaşlarında, çevresinde ‘emin’ olarak tanınan, kendi halinde yaşayan, ümmi bir kişiyi ‘resul’ olarak seçti. Ona, insanlığın kurtuluşu için gerekli olan ‘ayet’lerini vahyetmeye başladı.

O tarihten sonra seçilen şahsın, içinde yaşadığı toplumun ve dünyanın hal ve gidişatı tamamen değişti. Resul olarak seçilen Muhammed (s) dünya tarihinde eşine az rastlanır bir şahsiyete dönüştü. Zaten var olan güzel ahlakının üzerine çok daha güzel hasletler eklendi.

Etkili ve kararlı bir lider, iyi bir stratejist, sabırlı ve korkusuz bir direnişçi, çevresine güven veren bir arkadaş, örnek bir eş, şefkatli bir baba, halkının en yoksulu ne yiyorsa onu yiyen bir devlet başkanı, ehline danışarak verdiği karardan dönmeyen bir ordu komutanı, etkileyici ve veciz sözler söyleyen/cümleler kuran bir düşünür ve Allah’a tam bir teslimiyetle bağlılık… Tüm bunları ve başka birçok erdemi üzerinde barındıran böyle bir şahsiyete 1400 yıldır dünya bir daha şahitlik edemedi.

O tarihte bir kişi ile başlayan devrim, bu davaya ve bu şahsiyete inanan bir grup insanı değiştirdi ve yetiştirdi. Resulün önderliğinde ve örnekliğinde, hayat görüşü ve yaşama tarzı tamamen değişen bu insanlar tarihte ‘sahabe’ olarak anıldılar. Bir kişinin başlattığı hareket, henüz 13. yılında toplumsallaşarak devlet haline geldi. 23. yılında tüm Arabistan yarımadasına yayıldı. 33. yılında dünyanın süper gücü olan Sasani İmparatorluğunu yıktı. Dönemin diğer süper gücü olan Bizans’tan Suriye ve Mısır’ı aldı. 70. yılında sınırları batıda Fas ve İspanya’ya, doğuda Hindistan’a, kuzeyde Kafkaslara, güneyde ise Yemen’e kadar uzandı. Bu toprakların hâkimiyeti Müslümanların eline geçti.

Müslümanlar, bu topraklara yeni bir dünya görüşü, farklı bir yaşam tarzı götürdüler. Yaratıcı karşısında kadın-erkek tüm insanların eşit olduğu, insanın insana kulluğunun, tahakkümünün reddedildiği, insana verilmiş imkân ve zenginliklerde mahrumların hakkının olduğu, zayıfı kollamanın yoksulu gözetmenin önemli bir yükümlülük olduğu, kötülük karşısında susmanın lanetlendiği, iyiliğin emr kötülüğü nehyetmenin imanın bir esası olduğu, adaletin kendi yakınının aleyhine de olsa uygulanması gerektiği, insanın mutlaka söz ve davranışlarından ötürü Allah’a hesap vereceği, Allah’a en şefkatli, en merhametli, en adil, en yüce ve en kudretli varlık olarak itaat edilmesi gerektiği, insanların inançlarında serbest olduğu, kimsenin kimseyi (İslam dâhil) herhangi bir dine girmeye zorlayamayacağı gibi temel esasları tüm dünyaya yaydılar.

Hz. İsa’dan sonra 700 ile 1000 yılları arasında dünya tarihini, özellikle Avrupa’nın içinde bulunduğu karanlığı okuduğumuzda İslam medeniyetinin dünyaya yaydığı değerlerin ne kadar önemli olduğunu daha iyi kavrarız.

Burada asıl dikkat çekmek istediğimiz nokta; kişide, toplumda ve dünyada meydana gelen köklü değişikliklerin, Allah’ın değiştirici ve dönüştürücü özelliğe sahip ayetleri sayesinde gerçekleştiğidir. Allah’ın kelamı yani sözleri olan Kur’an; kendisini okuyan, anlayan, üzerinde düşünen ve hayatına uygulayan kişi ve toplumları arındırıp temizledi ve yüceltti, değer kattı. Bu değişimi Kur’an, 600’lü yıllarda gerçekleştirdi; elbet 2000’li yıllarda da gerçekleştirebilir. Ona yaklaşımda doğru hareket eden, kendisini okuma, anlama ve hayata uygulama süreçlerinin hakkını veren kişi ve kişiler olduğunda Kur’an, onları da değiştirecek, arındıracak ve yüceltecektir.

İşte SİYER, bize Kur’an’ın hayata müdahalesinin ipuçlarını sunar. Kur’an’ın ayetlerini nüzul sırasına göre, Resulullah’ın hayatı ile paralel olarak okuduğumuzda onun değiştiren gücünü hissederiz. Böyle bir bilgilenme bize, okunup anlaşılabilir bir kılavuz olan Kur’an’ı ve örnek alınabilir bir Resul’ü doğru tanımamızı sağlar.

Siyer, Kur’an’ı Anlamada Yardımcıdır!

Kur’an-ı Kerim, belirli bir zaman diliminde (610 yılında) ve seçilen bir topluluğa (Araplar) sözlü hitap (kelam) olarak nazil olduğu için; o dönemin dil, kültür özelliklerini taşır. Çünkü indiği anda en öncelikli hedefi; muhatabı olan topluma kendini anlatmaktır. Bu yüzden o dönem Araplarının bilmediği, anlamayacağı hiçbir şeyden bahsetmedi. O dönem de kullanılan deyimleri, benzetmeleri, kıssaları, kavramları kullandı.

Kur’an, Yüce Allah’ın 610 yılında Mekke’de yaşayan Araplara içlerinden seçtiği elçisi aracılığı ile konuşmasıdır. O yüzden Kur’an, yaşananlara müdahale etti, tehdit etti, teşvik etti, itiraz etti, soru sordu, cevap verdi, isim zikretti... Kısacası Allah’ın sözü, Mekke-Medine sokaklarında yankılandı.

21. yüzyılda Kur’an-ı Kerim’in mealini eline alıp okuyan bir kimsenin onu anlayabilmesi için, vahyin ilk indiği ortamı bilmesi, o günlerde yaşananlardan haberdar olması gerekir. Kur’an’ı anlama konusunda meal dipnotları ve tefsirler birer yardımcı olarak değerlendirilebilir. Ama Kur’an’ın 23 yıllık nüzulü sırasındaki süreci, yaşananları, ona inananlar üzerindeki etkisini, ona karşı saf tutanların kinlerinin ne kadar karanlık olduğunu ancak sağlıklı bir siyer okuması ile anlayabiliriz.

Müslüman bir toplumda doğup büyümenin sağladığı avantajla, sahip olduğumuz Kur’an’a dair ön bilgilerimiz sayesinde bu konularda eksiklik hissetmeyebiliriz. Ama sahip olduğumuz bu kültür, eksik veya fazla bilgilerle dolu. Kur’an’ın nüzul ortamına ilişkin sağlıklı bir bilgilenme de ancak siyer bilgisi ile mümkündür.

Kur’an’ın kullandığı kavramlar ve bahsettiği olaylar hakkında bir ön bilgi sahibi olmanın ne kadar önemli olduğunu ancak geleneksel de olsa Müslüman bir ortamda yetişmeyen bir kimsenin Kur’an’ı okuyup anlama çabasına şahit olduğumuzda daha iyi anlıyoruz. Bu şahıs, Kur’an’ın dünyasına tamamen yabancı bir kişidir ve desteğe ihtiyaç vardır. Ama bu bilgi desteğini kim verirse onun anladığı şekilde Kur’an’ı anlama tuzağı da bu kişiyi beklemektedir. Burada nüzul sürecine göre okunan Kur’an meali ile paralel sağlıklı bir siyer okuması birçok soruya cevap verecektir. Kur’an mealini siyer destekli olarak okumadığımızda başımıza neler gelebileceğine birkaç örnek verelim:

* Duha, İnşirah, Tebbet, Maun, Abese, Fil, Kureyş surelerini siyer bilgisi olmadan tam anlayamayız.

* Bakara, 97’de Cebrail’e kim, niçin düşman oluyor?” sorusunu siyer bilgisi olmadan cevaplamamız mümkün değildir.

* Âl-i İmran, 100-101’de Ehli Kitap’tan itaat edilmemesi gereken grubun kim olduğunu siyer bilgisi sayesinde anlayabiliriz.

* Bakara, 143’teki kıble değişimi olayını ancak bir siyer bilgisi sayesinde kavrarız.

* Âl-i İmran, 172’deki “Kendilerine yara isabet ettikten sonra, Allah ve elçisinin çağrısına icabet edenler”den kastın; Uhud Savaşında yaralananlar olduğunu ve niçin övüldüklerini ancak siyer bilgisine başvurarak kavrarız.

* Haşr, 11’deki Münafıkların Ehli Kitap’tan bazılarına yardım etme sözü vererek nifak çıkardıkları olayın “Kurayza Yahudileri Kuşatması” sırasında gerçekleştiğini ve olayın ayrıntılarını siyer sayesinde ulaşırız.

* Ahzab, 10-13’te bahsedilen alttan ve üstten gelen sıkıntının ne olduğunu ve münafıkların nerede, hangi olay üzerine Peygamber (s)’den izin istediklerini siyer bilgisi sayesinde öğrenebiliyoruz.

* Haşr, 5’te geçen hurma ağaçlarının nerede ve ne maksatla kesildiğini de ancak siyere başvurduğumuzda öğrenebiliyoruz.

Bu örnekleri çoğaltmak mümkün. Tüm bu türden belirli bir zamanda gerçekleşen belirli bir olaya atıf yapan ayetler hakkında bilgi ancak sağlıklı bir siyer okuması ile mümkündür.

Siyer, Kur’an’ı Uygulamada En Önemli Yardımcıdır!

Andolsun ki, Allah Resulünde; sizin için, Allah'ı ve ahiret gününü umanlar ve Allah'ı her daim ananlar için güzel bir örnek vardır.” (Ahzab, 33/21)

Resulullah, bizim için en güzel örnektir. Kitabı veya Allah’ı örnek alamayız. Ancak bizim gibi bir insanı örnek alabiliriz. Bu yüzden Yüce Allah, her topluma mesajını gönderirken içlerinden birisini elçi olarak görevlendirdi. Bu elçilerin görevi, sadece Yüce Rabbin sözlerini toplumlarına iletmek değildi. Yüce Allah’ın sunduğu hayat programını ilk önce kendi hayatına geçirerek toplumlarına örnek olmaktı. Son resul olan Muhammed (s) de bu örnekliği en mükemmel bir şekilde yerine getirdi, müminlere her ortamda Rabbe teslim olmanın nasıl olacağını en güzel şekilde gösterdi. Kur’an’ı en güzel ve en doğru Resulullah anladı ve o yaşadı.

Resulullah’ın hayatını Kur’an-ı Kerim ile paralel okuduğumuzda “Allah’ın razı olduğu bir kul nasıl olunur?” sorusuna cevap bulmuş oluruz. Ahlaklı, ilkeli bir insan, koruyucu bir erkek, şefkatli bir baba, anlayışlı bir eş, sadık bir arkadaş, güven veren bir lider, cesur bir komutan, ne yaptığını bilen bir yönetici, anlayışlı bir komşu, bilge bir öğretmen nasıl olunur müşahede ederiz.

Kur’an’da özellikle toplumsal olaylar konusunda birden çok emir vardır. İşte bu gibi konularda “Hangi durumda, hangi ayetler bizim için yol göstericidir?” sorusuna ancak iyi bir siyer bilgisi ile cevap bulabiliriz.

Örneğin; kâfirlere karşı Kur’an’da birçok farklı tavır emredilmektedir:

Onların söyledikleri şeylere sabırla katlan ve onlardan uygun şekilde uzaklaş. Ve nimet içinde oldukları halde (Allah'tan geldiğini umursamadan) hakikati yalanlayanları bana bırak; onlara bir süre daha dayan.” (Müzzemmil, 73/10-11)

Öyleyse kâfirlere itaat etme ve onlara karşı (Kur'an'la) büyük bir cihad ver.” (Furkan, 25/52)

Sizinle savaşanlara karşı Allah yolunda savaşın, (ancak) aşırı gitmeyin. Elbette Allah aşırı gidenleri sevmez. Ancak vazgeçerlerse (siz de bırakın). Unutmayın ki, Allah çok affedicidir, rahmet kaynağıdır.” (Bakara, 2/190-192)

Kâfirlere karşı; hangi durumda, nasıl bir tavır geliştirileceğinin seçimi ancak doğru bir siyer bilgisi sayesinde mümkündür. Yani Resulullah ve müminler; ne zaman, hangi durumda hangi ayetler ile muhatap oldular sorusunun cevabını bilmek bize büyük yardım sağlayacaktır.

Siyer bilgileri Resulullah’ın sünnetini tespit etmede Kur’an’dan sonra bilgi kaynağı olarak bize hadislerden daha sağlıklı bilgiler sunar. Çünkü hadislerde Resulullah (s)’a atfedilen sözlerin ne zaman, nerede, hangi olay üzerine, kimlere, ne maksatla söylediğine (sebeb-i vürud) dair bilgiler yoktur. Ama siyerde bu bilgilerin çoğu bağlamı içerisinde mevcuttur. Ayıklanmış ve Kur’an ile sağlaması yapılmış bir siyer bilgisi bizlere Resulullah’ın söz, tavır ve davranışlarını tahlil edip günümüzde de bizlere yol gösterici esaslar olacak yaşayan sünneti tespit etmemizde yardımcı olabilir.

Kur’an ile sağlaması yapılmış bir siyer okuması bizlere; empati kurulabilen, beşer olan, ulaşılabilen, aramızda yaşasa arkadaşlığından büyük huzur duyacağımız, bizden biri olan bir resulü örnek almamızı sağlar.

Resulullah’ın Beşer Oluşunun Önemi

Bilindiği üzere Hz. Muhammed (s) 571 yılında doğdu. Doğmadan önce babası ve daha 6 yaşında iken annesi vefat etti. 8 yaşında iken onu himaye eden dedesi Abdulmuttalip öldü. Amcası Ebu Talib’in himayesinde yetişti. Bu himaye Kur’an’da şöyle anlatılır:

O seni yetim bulup barındırmadı mı?” (Duha, 93/5)

İlk dönem siyer kitaplarında (Siret-i İbni Hişam ve İbni Sa’d’ın Tabakat’ül Kübra) Resulullah’ın doğumu ve çocukluğu ile ilgili olağanüstü rivayetlere pek rastlanmıyor. (Bkz. İzzet Derveze, Kur’an’a Göre Hz. Muhammed’in Hayatı, EkinYay.) Sonraki siyer kitaplarının yazarlarının önemli bir kısmı maalesef Hz. Muhammed (s)’in Allah tarafından seçilişine gerekçeler bulma yarışına girmişlerdir. Onlar, bu ilahi görev için bazı ön belirtiler ve müjdeler bulunması gerektiğini düşünmüşler: Doğumundaki mucizevî olaylar, kalbinin yarılarak temizlenmesi, başının üstünde gölgeleyen bir bulut, her gittiği yere mucizevî bir bolluk getirmesi, tüm yaratılmışların onun nurundan yaratılmış olması, vb.

Çok ilginçtir ki bazı müşrikler onun peygamberliğini reddederken onda bu tür insanüstülük olmamasını eleştirmişlerdir. Kendileri gibi normal bir insanın, peygamber olamayacağını iddia etmişlerdir:

Dediler ki: ‘Yerden bize bir kaynak fışkırtmadıkça sana inanmayız! Yahut Allah’ı ve meleklerini karşımıza getirmelisin yahut altından bir evin olmalı ya da göğe yükselmelisin.’ De ki: ‘Rabbimi tenzih ederim. Ben sadece elçi olarak gönderilen bir insan değil miyim?’ Zaten kendilerine hidayet geldiği zaman insanları alıkoyan şey hep ‘Allah normal bir insanı mı elçi olarak gönderdi?’ demeleridir.” (İsra, 17/90-94)

Üstün meziyetleri sayesinde Mekke’de temizliği, ahlakı ile tanınan zengin bir kadın olan Hatice ile tanıştı. Onun ticari işlerini yürüttü. Bir süre sonra da evlendiler. Maddi durumundaki iyileşme Kur’an’da şöyle anlatılır:

Fakir iken seni zengin etmedi mi?” (Duha, 93/8)

Şu önemli bir gerçektir ki, Hz. Muhammed’in kendisi dâhil ailesi, akrabaları ve Mekke halkından herhangi bir kimse ona vahiy gelmeden önce kesinlikle resul olacağını bilmiyorlardı:

Sen kitabın sana bırakılacağını da ummazdın. Ancak Rabbinden bir rahmet indi.” (Kasas, 28/86)

Seni şaşkın bulup doğru yola iletmedi mi?” (Duha, 93/7)

Sen kitap nedir, iman nedir bilmiyordun.” (Şuara, 26/52)

De ki: Eğer Allah dileseydi, onu size okumazdım ve onu size hiç bildirmezdim. Bundan önce aranızda uzun süre yaşamıştım, düşünmüyor musunuz?” (Yunus, 10/16)

Hz. Muhammed (s), toplumunda emin, dürüst, üstün ahlaklı, saygın biri olarak tanınmasına rağmen açıkça liderlik pozisyonunda olan biri değildi.

Ve dediler ki: Bu Kur’an, iki kentten büyük bir adama indirilmeli değil miydi?” (Zuhruf, 43/31)

Bu tespitleri şöyle özetleyebiliriz: Resulullah’ın doğumunda, çocukluğunda, gençliğinde ve kırk yaşına kadar hayatının hiçbir evresinde bir olağanüstülük, sıra dışılık yoktur. Bunu bizzat Kur’an-ı Kerim’den öğrenmekteyiz. Resulullah’ın vahiy öncesi hayatı normal bir Mekkeli gibi geçmiştir. Çevresindeki insanlardan bir farkı vardı; o da üstün ahlakı. Bunu Kur’an şöyle ifade ediyor:

Şüphesiz sen üstün bir ahlaka sahipsin.” (Kalem, 68/4)

Resulullah’ın vahiy inmeye başlamadan önceki hayatında ve sonrasında herhangi bir olağanüstülüğün olmadığını söylemek bize ne kazandırır?

1-Kur’an’ın anlattığı Resulullah ile rivayetlerin anlattığı Resulullah arasındaki farkı tespit etmiş oluruz.

2-Yüce Allah, normal, bizim gibi doğan, büyüyen, evlenen, toplum içinde onlar gibi yaşayan bir insanı seçip elçi olarak görevlendirmiştir. Bu görevin, Allah’ın kelamını insanlara iletmenin yanında yaşayarak en güzel örneklik olduğu gerçeğini kavramamıza yarar.

3-Vahyin dışında herhangi bir olağanüstü özelliğe sahip olan bir kimseye saygı duyulur, hayran olunur, hatta ondan korkulabilir ama o kimse örnek alınamaz. Kendimizden biri olarak görmediğimiz, anlamaya çalışmadığımız bir peygamber, görevini yapmış ve gitmiş kutsal bir kişidir artık.

4-Herkes gibi olan ama farkı “vahiy alan” ve “muazzam bir ahlakı” olan peygamberin örnekliği; ne halde olursak olalım, hayatımızın değerli hale gelmesi, şahsiyet kazanmamız, Allah katında yükselebilmemiz için gereken reçetenin “Kur’an’ın okunması, anlaşılması ve hayata uygulanması” olduğunu kavramamızı sağlar. Çünkü Resulullah (s) ve onu örnek alan sahabe böyle yaptılar ve değerli oldular.

Siyer’in Kaynakları

Sahih ve abartısız siyer bilgileri mevcut mu? Kur’an ayetleriyle, Resul’ün yaşadığı çağın gerçekleriyle, akıl ve mantıkla çelişmeyen bir siyer anlatımı mümkün müdür?

İlk siyer müellifi olan İbni İshak’ın ölüm tarihi Hicri 151. Bu şu anlama geliyor: Resulullah’ın hayatına dair bilgiler, ilk defa vefatından 140 yıl sonra yazılmış. 140 yıl zaman süresince bu bilgiler nasıl muhafaza edilmiş? Sonraki nesillere nasıl aktarılmış? Tabi ki şifahi olarak. Yani aynı hadisler gibi sözlü olarak aktarılmış.

Kur’an-ı Kerim’in pratiği olan Resulullah’ın hayatının 23 yıllık bölümü, onun vefat etmesinden sonra 140 yıl sözlü olarak aktarılması; beraberinde birçok hatalı, eksik, yanlış, yanlı yorum ve anlayışları da üretecektir. Bu tespit, elbette ki, siyer bilgilerinin aktarıcıları olan sahabe, tabiin ve onların talebeleri hakkında suizan içermemektedir. Bu, insan hafızasının zayıflığına bir vurgudur. Bir saat önce yaşamış olduğumuz bir olayı ve dinlemiş olduğumuz konuşmaları dahi aynen aktarmamız nasıl zor ise aradan çok yıllar geçmiş bir olayı aynen aktarabilmek çok zor hatta imkânsızdır. Bu yüzden tüm siyer ve hadis aktarımları aynen, motamot değil; ravilerin (rivayet aktarımcıları) hafızalarında kalanlardır. Ve bu yüzden bu anlatımlarda olayların ortamı, öncesi ve sonrası yaşananların bilgisi az ya da çok eksiktir.

Tüm tarihî anlatımlar için geçerli olan zannilik, tartışılabilirlik, yorum mahsulü olma, abartı, tarafgirlilik gibi durumlar siyer bilgileri için de geçerlidir.

Sahih bir siyer anlatımı için sahih bir metot belirlenmelidir. Bu konuda en belirgin ve iddialı çalışma İzzet Derveze tarafından yapılmıştır. Derveze, 1947 yılında yapmış olduğu Kur’an’a Göre Hz. Muhammed’in Hayatı isimli çalışmasında siyer bilgilerini büyük oranda Kur’an süzgecinden geçirmiştir.

Resulullah’ın hayatı konusunda Kur’an’da ayrıntılı bir bilgi bulamazsak da mevcut siyer anlatımlarının Kur’an ile çelişip çelişmediğini kontrol edebiliriz. Bunun yanında bu siyer anlatımlarının Resulullah’ın yaşadığı yıllarda Mekke, Medine ve çevresinin siyasi, kültürel, ekonomik şartları ile kıyaslaması da yapılabilir. Son zamanlarda özellikle ilahiyat fakültelerinde bu alanda aydınlatıcı araştırmalar yapılmaktadır.

Allah Resulü’nün hayatını bu gözle okuduğumuzda, Resulullah’ın örnek alınabilirliği öne çıkacak; Kur’an-ı Kerim’in değiştirici, dönüştürücü, arındırıcı yönünü keşfetmemizi sağlayacaktır.

Bu tür bir siyer okumasında; elinde Yüce Allah tarafından vahyedilen ayetlerin dışında hiçbir gücü, tılsımı, mucizesi, zenginliği olmayan bir insanın destansı davasına tanık oluruz. O büyük insanın elinde kitap ve muazzam ahlakı ile (sadece bu ikisi ile) tarihin akışını nasıl değiştirdiğine şahit oluruz. Yüce Rabbimizin yol göstericiliğinin (hidayet), hakikatin bilgisinin (vahiy), Resulullah’ın örnek karakterinin (ahlak), sahabesinin teslimiyetinin (adanmışlık) değerini daha iyi anlarız.

 

 

Ömer İslam / Haksöz Dergisi - Sayı: 255 - Haziran 12


Keyword : radyo vakit - haksöz - ömer islam -
Bookmark and Share
 

DİĞER HABERLER

Moritanya'dan, ABD'ye "ticari boykot" çağrısı
Moritanyalı çok sayıda din adamı, İslam ve Arap dünyasına ABD'ye ticari boykot uygulama çağrısı yaptı. Başkent Novakşot'ta düzenlenen Kudüs temalı se
Kudüs: Trump’ın Kıyamet Senaryosu
Ortadoğu’da Arap Baharı ile başlayan halk hareketlerini bastırmaya çalışan otoriter rejimlerin yanı sıra bölgedeki diğer ülkeler de istikrarsızlık ve
Kudüs’e apokaliptik saldırı
İngiliz Dışişleri Bakanı Lord Balfour’un Osmanlı topraklarında Yahudilere devlet vaat eden meşhur deklarasyonunun 100. yılında, Filistin tarihi için s
İsrail başbakanı gibi konuştu
ABD Başkanı Donald Trump, başta İslam dünyası olmak üzere AB ve birçok uluslararası kuruluşu hiçe sayarak Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıma kar
Beyaz Saray'dan 'Kudüs' açıklaması
eyaz Saray, ABD Başkanı Donald Trump'ın, "ABD'nin Kudüs'ü İsrail'in başkenti olarak tanıdığını ilan edeceğini" ve "Tel Aviv'deki Amerikan Büyükelçiliğ
Cammu Keşmir'deki çatışmada 3 direnişçi ve 1 asker öldü
Polis yetkilileri, Cammu Keşmir'in güneyindeki Kulgam ilçesi kırsalında direnişçilerin Hint ordusuna ait askeri konvoya saldırı düzenlediğini belirtti
Çin zulmü altında Uygur Müslümanları (2)
Resmî bir bilgi bulunmamakla beraber 35 milyon kadar Doğu Türkistanlı'nın yaşadığı sanılıyor. Suudi Arabistan’da 50, Kırgızistan’da 350 ve Kazakistan’
Çin zulmü altında Uygur Müslümanları
Kökenleri Oğuzlara dayanan Uygurların İslam’la tanışması miladî dokuzuncu asrın ilk yarısında olmuştur. Rivayete göre 932 yılında Karahanlılar dönemin
Bitcoin’in sahibi yok, bu hikaye…
Metal para, temsili para, dijital para, itibari para, sanal para… 2009 yılında Satoshi Nakamoto isimli tılsımlı bir kişi, şu adam bu adam diyemiyoruz
'FET֒nün de PKK’nın da patronu Washington’da'
DEAŞ truva atı Türkiye'yi Anadolu'ya hapsetmeyi amaçlıyorlar. PKK sadece Türkiye için değil, uluslararası bir tehdittir. DEAŞ onlar için bir ‘truva a
1 -


Abdullah Yıldız

Selahaddin Eyyûbî’nin Cihadından Alınacak Dersler

05/12/2017 - 17:56

Abdullah Yıldız
Abdurrahman Dilipak
Abdülaziz Kıranşal
Ahmed Kalkan
Ahmet Kekeç
Ahmet Varol
Ahmet Taşgetiren
Akif Emre
Ali Kaçar
Ardan Zentürk
Ali Karahasanoğlu
Atasoy Müftüoğlu
Cihan Aktaş
Coşkun Uzun
Fatma Tuncer
Hamza Er
Hayrettin Karaman
Halime Kökçe
Hamza Türkmen
Hamdi Akan
Hikmet Ertürk
Hüseyin Gülerce
Hüseyin Bülbül
Hüseyin Alan
Ibrahim Karagül
Ismail Kılıçarslan
Kemal Öztürk
Kenan Alpay
Kemal Songür
Mehtap Yılmaz
Mehmet Durmuş
Merve Şebnem Oruç
Mustafa Çelik
Mustafa İslamoğlu
Mustafa Armağan
Mustafa Bozacı
Nedret Ersanel
Osman Atalay
Ramazan Kayan
Sevtap Mendi
Selahaddin E. Çakırgil
Süleyman Seyfi Öğün
Sükrü Hüseyinoğlu
Tülay Demircan Koyuncu
Yakup Döğer
Yavuz Bahadıroğlu
Yıldıray Oğur
Yiğit Bulut
Son Olayları Nasıl Değerlendiriyorsunuz
Oy Kullan Sonuçları Göster

www.radyovakit.com sadece internet üzerinden yayın yapmaktadır.
© 2007 Tüm Hakları Saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Destek :
bilgi@radyovakit.com  |  Yazılım & Sistem Yönetimi : Networkbil.Net

Evden eve nakliyat Gaziosmanpasa Evden eve nakliyat Eyüp Evden eve nakliyat Sultangazi Evden eve nakliyat Bayrampasa Evden eve nakliyat Günesli Evden eve nakliyat Sirinevler Evden eve nakliyat Yenibosna Evden eve nakliyat Küçükçekmece Evden eve nakliyat Basaksehir Evden eve nakliyat