Yeni Üyelik - Şifremi Unuttum
Arama    
İNDİRİLEN DİN'E EVET, ÖTEKİ DİN'LERE HAYIR
* İ H H "Somali'de acil su kuyularına ihtiyaç var" * Modernleşme imtihanı ve Müslümanlar * Halep'ten Ümmete Mektup * Yaşadıklarımızdan ne öğreniyoruz * Almanların, Osmanlı’dan adalet talebi * Sivas Özgür-Der’de 16 Nisan Referandumu Konuşuldu * Yuh sizin gazeteciliğinize * Katillere müebbet * Erdoğan, dünyanın beş merkez gücü ile masada ne konuşacak? * İslamın Bugünkü Meseleleri

SON DAKİKA

ANA SAYFA

SİTENİZE EKLEYİN

RADYO DİNLE

Linkler

GENÇ BİRİKİM DERGİSİ

HAKSÖZ DERGİSİ

UMRAN DERGİSİ

VUSLAT DERGİSİ

İKTİBAS

YORUM DERGİSİ

İSLAMİ YORUM

AHMET VAROL

ANALİZ MERKEZİ

ANSAR DE

AYETLER COM

DENİZ FENERİ

DÜNYA BÜLTENİ

Enfal de

FİLİSTİN ENFORMASYON MERKEZİ

HABER VAKTİ

HAYRETTİN KARAMAN

KUDUS YOLU

M.ENGİN NOYAN

MAZLUMDER

MUSTAFA İSLAMOĞLU

Süleymaniye Vakfı

TEFSİR DERSLERİ

TEVHİD HABER

TEVHİDE DOĞRU

TİME TÜRK

İ H H

YARDIMELİ DERNEĞİ

İKRA İSLAM

İLKAV

İSRA HABER

Özçgün Duruş

ÖZGÜR DER

GIDA AMBARI

SAAT KAÇ

T.C. Kimlik Numarası

MİLLİ GAZETE

SABAH

STAR

YENİ AKİT

YENİ ASYA

YENİ ŞAFAK

ADANA BARIŞ RADYO

ADANA RADYO HAYAT

AKSARAY KENT FM

ANKARA ARİFAN RADYO

ANKARA DENGE RADYO

ANKARA HEDEF RADYO

ANKARA RADYO VAKİT

ANTALYA DİLARA FM

BATMAN GENÇLİK FM

BOLU ŞAFAK FM

BURSA ÇINAR RADYO

BURSA RAHMET FM

ÇORUM ÇAĞRI FM

DİYARBAKIR ÇAĞRI FM

DİYARBAKIR NUR RADYO

ERZİNCAN GÖKSU FM

ISPARTA DİLARA FM

KARAMAN GSRT FM

KAYSERİ ART FM

KAYSERİ ARİFAN RADYO

KAYSERİ FURKAN RADYO

KAYSERİ RADYO AS

KAYSERİ ŞAFAK RADYO

KIRIKKALE ANADOLU FM

KIRŞEHİR GENÇLİĞİN SESİ FM

KOCAELİ ANADOLU RADYO

KOCAELİ MESAJ FM

KONYA GENÇLİK FM

KONYA GÖZYAŞI FM

KONYA RADYO EN

KONYA RİBAT FM

KONYA İSRA FM

MALATYA SELAM RADYO

MARDİN CEMRE RADYO

MUŞ RADYO 1071

NİĞDE UMUT FM

SAKARYA HİLAL FM

SİVAS RADYO GÜNEŞ

SİVAS RADYO HİLAL

URFA RADYO MEDYA

URFA RADYO MEGA

İÇEL ÇAĞRI FM

İÇEL İSTİKLAL RADYO

YOZGAT UFUK FM

İRİP RADYO

İSTANBUL AKRA FM

İSTANBUL MARMARA FM

İSTANBUL MORAL FM

İSTANBUL RADYO MEKTUP

İSTANBUL ÖZEL FM

İZMİR RADYO BAŞAK

24 HABER TV

ÇAĞRI TV

HİLAL TV

KANAL 7

KANAL A

TGRT HABER

TV 5

TV NET

ÜLKE TV

Namaz Vakitleri

8 Kasım 2010 dan beri

Bugün 42048
Toplam 370066134
En Fazla 606285
Ortalama 154580
Üye Sayısı 124
Bugün Üye Olan 0

"Parayı Lidya'lılar, Vergiyi Sümerler, Verginin Vergisini Türk'ler buldu"

‘Patrondan’ değil, daha çok ‘çalışan’ ve ‘harcayandan’ vergi toplanabilen Türkiye’de dolaylı vergilerin oranı yüzde 70’lerde. Vergi uzmanı Ozan Bingöl, bu durumla ilgili olarak, “Parayı Lidyalılar, vergiyi Sümerler, verginin
2017-04-26 - 16:18

“PARAYI LİDYALILAR, VERGİYİ SÜMERLER, VERGİNİN VERGİSİNİ TÜRKLER BULDU”

 

Vergi uzmanı Ozan Bingöl, vergi sistemindeki değişiklikleri, bunların sonuçlarını ve çarpıklıkları ‘sokaktaki adamın’ da anlayabileceği basitlikte anlatıyor. İnternet sitesi ve sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımlar bu nedenle yoğun ilgi görüyor. Bingöl, Türkiye’deki vergi sistemi, dolaylı vergiler, Türk icadı olarak nitelediği ‘verginin vergisi’ ve ‘affın affı’ konularında Al Jazeera’nın sorularını yanıtladı.

“Kazanandan değil harcayandan vergi toplanıyor”

Vergi adaleti denildiğinde ne anlaşılması gerekir?

Adaletli vergi sistemi, verginin tabana yayılmasını, her vatandaşın gelirine göre vergi ödemesine işaret eder. Yani çok kazanandan çok, az kazanandan az vergi almak.

Türkiye’de böyle olduğunu söylemek mümkün mü?

Türkiye’deki temel sorun şu: Vergi kazanandan değil, harcayandan toplanıyor.

Sadece Türkiye’ye özgü bir durum mu bu?

Tabii. Çünkü, Türkiye’de dolaylı vergilerin oranı çok yüksek. Yüzde 70’lere yakın dolaylı vergi var. Yani siz, bugün 50 bin liraya bir araba aldığınızda, yüzde 45 ÖTV, yüzde 18 KDV, ÖTV’nin de KDV’si olmak üzere, toplamda 8 ayrı vergi ödemek zorunda kalıyorsunuz. Bu arabayı bir patron aldığında, şirketinde gider yazıp, hem vergisel avantaj sağlayıp, hem de cebinden çıkan parayı düşürebiliyor. Tamir, bakım, onarım masrafını, kaskosunu, sigortasını, akaryakıt harcamlarındaki KDV’yi de şirketinden indirim konusu yapabildiği için, yine ciddi bir vergi avantajı sağlıyor. Nihai tüketici denilen vatandaşın hepsi cebinden çıkıyor.

vg5

 “Yata yüzde 1, simite yüzde 8 KDV”

Geçen yıl toplamda 458,7 milyar TL vergi toplamışız. Bunun 130,6 milyar TL KDV, 120, 4 milyar TL ÖTV’den. Ne yaptı? 251 milyar TL. Yani 458 milyar TL verginin, 251 milyar TL’si KDV, ÖTV. Kim ödedi bunu? Nihai tüketici, yani vatandaş.
Bugün milyon dolarlık bir tekne, yat alsanız yüzde 1 KDV ödüyorsunuz, 1 TL’ye simit alsanız yüzde 8 KDV ödüyorsunuz.

Neden böyle kurulmuş vergi sistemi?

Vergide adaletin sağlanabilmesi için, kazanç elde edenlerin doğru denetime tâbi tutulup, doğru incelemelerle, doğru verginin tahsil edilmesi gerekir. Ama maalesef, ülkemizde siyasi güçlerden kaynaklı, dönem dönem, adamı olanın uzlaşma yoluyla sıfırlamasıyla ya da belli bir miktarda indirmesiyle, vergi borcunun aflarla silinmesiyle bu külfet vatandaşın sırtına kaldı.
Meselâ, biz vergi affı getirdik. Ne kadar borcu sildik? 2017 yılında aslında tahsil etmemiz gereken 500 milyar TL ise, 20 milyar TL’sini sildik. Pek, bu nasıl absorbe edilecek? Afla silinen, işverenin yani patronun borcu. Açık, dolaylı vergilerle kapanacak. Sistem böyle ilerlediği sürece vergi adaletinden bahsedilemez. Bahsedilebilmesi için kazanandan vergi toplanması gerekir, harcayandan değil.

Sistemi değiştirmeyi tüm iktidarlar vaat eder. Ancak yapılabilen en fazla sağdan soldan oynamalardır. Bunu yapmak neden zor?

Çok basit. Siz gücü olan bir patronsunuz, biz de üç çalışanız diyelim. Siz bizden her ay, “Burada çay içiliyor, ona katkı sunacaksınız” diyerek, 300 TL topluyorsunuz. 300 TL yüksek bir para. 50 TL olsa belki anlaşılabilecek. Bu yıllarca sürüyor. Dördüncü kişi işe başladığında, diğer çalışanlar yeni geleni uyarıyor, ‘Bak patron gelecek, 300 TL çay parası alacak” diyor. Bunun adı kanıksama. Biz buna vergide yerleşme diyoruz. Devlet maalesef varolan bu gelirinden vazgeçmek istemiyor.
Adalet ise zaten dikkate alınmıyor. Dikkate alınsa dolaylı vergiler yüzde 70 olmaz.

Meselâ, beyaz eşyada ÖTV sıfırlandı. Ne kadardı? Yüzde 6,7. O sıfırlandı ama araçtaki yüzde 145 olan ÖTV’yi ne yaptık? Yüzde 160 yaptık. Yani yapılan indirim, fazlasıyla geri alınıyor.

Ülkemizdeki vergi adaletini bozan en büyük unsur, maalesef verginin vergisi alınıyor. Ben şöyle söylerim; parayı Lidyalılar bulmuştur, vergiyi Sümerler, verginin vergisini Türkler …. Meselâ, 2 bin motor bir araç alıyoruz, 56 bin TL gümrük girişi var. Yüzde 160 ÖTV , yüzde 18 KDV , ÖTV’nin KDV’si de var. 56 bin TL’ye gümrükten giren araç, bayii kârı hariç 173 bin TL’ye satılıyor.

Siz devlet olsanız, üretenin 56 bin TL’ye üretip para kazandığı bir aracın, stok maliyetine, Ar–ge faaliyetine, personel maliyetine katlanmadan ve risk almadan 110 bin TL’ye yakın vergi toplasanız, üretir misiniz araba? Ben olsam üretmem. Verdiğim örnekte bayii kârı yok. Bir de bayii kârından da devlet gelir ya da kurumlar vergisi, çalıştırılandan stopaj, SGK primi falan alacak.

“Hiç, ücretlinin vergi affından faydalandığını gördünüz mü?”

Vergi oranlarının yüksek olması bir yana, bir de yeniden yapılandırma adı altında vergi afları yapılıyor. Bunun için ne demek lâzım?

Buna da bir örnek ile cevap vereyim. Ben patronum,  “Bundan sonra kart sistemi yaptım, değil 30 saniye, 1 saniye bile işe geç kalana 100 TL ceza yazıyorum” diyorum. Bir ay boyunca birisi 2 saniye, öteki 3 saniye, diğeri 5 saniye geç kalıyor. Birinden 200, ötekinden 300, diğerinden 500 TL ceza alıyorum. Ayın 30’una, maaş tarihine yaklaşırken çalışanlar kara kara maaşlarından yapılacak kesintiyi düşünüyor. 30’un da topluyorum çalışanları, “Tamam bu seferlik affettim sizi” diyorum. Yasal ve ahlâki olmamasına, hayatın olağan akışına aykırı olmasına rağmen, yapılan düzenlemeden doğan bir ceza affediliyor olmasına rağmen, patron mutlu, çalışanlar daha mutlu. Çünkü, patronunun kendisine güzellik yaptığını düşünüyor.

Siz hiç maaşı daha eline geçmeden kaynağında kesilen bir çalışanın, ücretlinin vergi affından faydalandığını gördünüz mü? Af, ya da yeniden yapılandırma patrona.

Bakın, 2012 yılında bu ülkede Genel Sağlık Sigortası diye bir şey getirildi. Gelir durumuna göre sağlık hizmeti için bir para ödenmesine karar verildi. Bu ülkede 3 milyona yakın genç işsiz var. Sosyal devletiz. Ama işsiz olduğu için sağlık hizmetinden faydalanamayacağını, faydalanması için GSS ödemesi gerektiğini söyleyen de bu devlet… Ödeyenler ödedi bunu. Ödeyemeyenlere ise sonra, silindi borçlar, “53 TL’ye düşürdük” denildi. Vatandaş nasıl mutlu… Ama şu  sorgulanmıyor, sosyal devlette bu niye alındı ki?

Bu, bir çeşit kurban psikolojisi mi?

Ben buna, ölümü gösterip, kansere, vereme razı etmek diyorum. “53 TL mühtiş, eskiden 300 TL ödüyorduk” diyor.
1924 yılından bu yana Türkiye Cumhuriyeti’nde 33 kez vergi affı gelmiş. Bunun 8 tanesi son 15 yılda. Ortalama 2,5 yılda bir yapılmış. Söylem de hep aynı. 6111 sayılı yasaya gidelim, yıl 2011. “Bu son, yaptınız yaptınız, bir daha böyle olmayacak” denildi. Daha bunu unutmadık, 6552 sayılı yasa çıktı, 2014 yılında. “Bu sefer son, asla ve kat’a böyle bir kanun bir daha göremezsiniz” dediler. 2016 yılının Kasım ayı, 6736 sayılı kanun.

Acı tarafını söyleyeyim, yapılandırmanın yapılandırması var. Vergi dairesindeki memur, “Siz 6552’den faydalanmışsınız” diyor kişiye, “Evet faydalandım, şimdi de faydalanacağım, benim hakkım, devlet söyledi” diyor. 2014 yılındaki yapılandırmayı, tekrar 2016 yılında yapılandırıyoruz. Yani, bitmemiş vergi affını, başka bir vergi affıyla tekrar yapılandırıyoruz.

Neden sık sık başvuruluyor bu yola?

Temelde vergi aflarına bizim ülkemizde, tahsilat sıkıntısı nedeniyle başvurulduğu söylenir. Verginin en güzel tahsil edildiği yer kaynağında vergi. O yüzden dolaylı vergilere yöneliniyor.

Kazancının karşılığında vergi ödemesi gerekenler ödemediği için sıkıntı var. Gelen af da, o yüzden onlara geliyor. Bir de, afların en büyük dezavantajı şu: Vatandaş buna alışıyor, ödemekten imtina ediyor.

Peki, bu aflar ya da yeniden yapılandırmalarda konulan hedeflere ne kadar ulaşılmış?

En son 6736 sayılı, 2016 Kasım ayındaki düzenleme. Devlete vergi borcu olan 6,3 milyon vatandaşın 4,8 milyonu yapılandırmaya başvurmuş. Toplam yapılandırılan tutar 77,6 milyar TL. Rakam çok ciddi. Neredeyse bizim geçen yılki vergi gelirimizin 7’de 1’i kadar. Bunlar, “Ben bu imkândan yararlanmak istiyorum” diyenler. Ne olmuş bugüne kadar? Yani tahsilat ne kadar? Daha önceki yeniden yapılandırmaların ortalaması yüzde 20 – 25 civarı. Ödemeyecek adam zaten temerrüdü de ödemez. Affı getirmenin artık bu ülkede mantığı kalmadı. Af doğal bir hâl aldı.

İktisatçıların görüşü, vergi aflarının her kuşakta bir kez görülmesidir. Biz de her kuşak 2 yılda bir görüyor.

“4 bin lira brüt maaşınız varsa vergisiz kazancınız 1500-1600 lira”

Ücretli üzerindeki vergi yükü nedir?

Yine örnek üzerinden gidelim. Brüt maaşınız 4 bin TL olsun.

vg4

Ele geçen net maaş 2860 TL. 1140 TL’ye ne oldu? Yüzde 15 SGK payı, yüzde 15 gelir vergisi, binde 7,59 damga vergisi kesintisi yapıldıktan sonra ele geçen 2860 TL. Yani, siz aslında her ay maaşınızı daha görmeden 1140 TL vergi ödüyorsunuz. Bitmedi. Elinize geçen 2860 TL’ye ile harcama yapacaksınız. Arabanıza yakıt, evinize temel ihtiyaç maddeleri, çocuğunuzun okul masrafını ödeyeceksiniz, ortalama yüzde 18 KDV, yüzde 20’de ÖTV olsun diyelim. Yüzde 40’a yakın da dolaylı vergi ödeyeceksiniz. 1000 TL’ye yakın da oradan vergi ödediğinizi düşünürseniz, aslında sizin vergisiz kazancınız 1500 – 1600 TL.

vg3

Asgari ücrete bakalım. 1777,50 TL olan asgari ücretten ele geçen 1404 TL. 373,50 TL vergi kesintisi. Yapılan harcamalar sonucunda toplam ödediği, doğrudan ve  dolaylı vergi 769 TL.

Asgari ücretliden vergi alınmasa devletin gelir kaybı ne olur?

DİSK’in açıklamalarına göre, ortalama 6,5 milyon asgari ücretli var. Yani, 2 milyar 420 milyon TL. Devlet 2016 yılında sadece alkolden 8 milyar TL ÖTV toplamış. 6,5 değil, 26 milyon asgari ücretliden vergi almasa bunu karşılayabiliyor.

“Yatta, pırlantada 0 olan ÖTV, araçta yüzde 160”

Sistemi değiştirmenin yolları nedir?

Birinci yol, ÖTV’nin amacı lüks tüketimi vergilendirmek.

vergigrafik_1

 

Yatta, kotrada, pırlantada, elmasta sıfır olan ÖTV, güneş kreminde, parfüm, deodorantta yüzde 20, traş köpüğünde yüzde 6,7. Bir kere bunun düzeltilmesi lâzım. Okeyde, tavla taşında yüzde 20 ÖTV nedir? Ya da bir araçta yüzde 160 ÖTV nedir?

vg2_1

Bugün sigarada toplam vergi yüzde 82. Yani 10 TL’ye satılan sigaranın 8 lira 20 kuruşu vergi. Yani bir paketteki 20 dal sigaranın 16 dalı vergiye gidiyor.

Dolayısıyla, gerçekten lüks tüketimi vergilendirieceğiz. Doğru ürünlere, doğru vergi uygulayacağız.
İkinci yol, beyanname veren mükellef sayısını artırmalıyız. Kayıtdışı ekonominin önüne geçmek zorundayız. Yani, denetim yapacağız. Adamın 3 tane dairesi var. Hepsinden 1000 TL kira geliri var, 3 bin TL gelir.  Elden alıyor kirayı. Ne beyanname var, ne bir şey. Bunun önüne geçeceğiz.

Geçeceğiz diyorum ama bir af kanunu geliyor, kira geliri 5 yıl yakalanmayan bir de gidip aftan yararlanıyor, 5 yılı temizleyip gidiyor. 6736 sayılı kanunla (2016 Kasım) ne oldu biliyor musunuz? Son 5 yılda elde ettiği kira gelirlerini hiç beyan etmemiş kişiler gidip sadece 3 bin 12 TL para ödedi ve 5 yılın incelenmesinden kurtuldu, hem de ne kadar kira geliri elde ettiğine bakılmaksızın.

Dolayısıyla vergi affı olmayacak artık. Adına yeniden yapılandırma desek de, demesek de.

Tahsilatı devlet mekanizması ile artıracağız. Yeri gelecek ödemeyen adama haciz  işlemi başlatacağız.
Beyanname veren sayısını hem kayıtdışılığın önüne geçerek, hem de ücretlilere beyanname verdireceğiz. 13 milyona yakın ücretli geliri elde eden vatandaş var.

“Çocuğunu özel okula gönderen patronun vergi avantajı var, çalışanın 1 TL avantajı yok”

Neyi sağlar bu? O vergisini zaten düzenli ödüyor…

Ben patronum, siz çalışansınız. Ben çocuğumu özel okula gönderiyorum 30 bin TL para verdim. Ben beyannamemi verirken çocuğumu özel okula görderdiğim için beyannamedeki matrahımın yüzde 10’u kadar indirim sağlıyorum. Yani, vergisel avantaj sağlıyorum. Siz de çalışan olarak çocuğunuzu özel okula gönderdiniz, 1 TL avantajınız yok. Ben, servis ücretini, kırtasiye parasını da düşüyorum ayrıca. Neden? Beyanname veremediğiniz için.

Dört dairesi olan biri. Kira geliri elde ediyor. Çocuğunun özel okul parasını o kira gelirinden düşüyor. Kendisi kirada otuyorsa onu da düşüyor, konutu kredi ile aldıysa onu da düşüyor. O bu kadar avantajdan faydalanırken, siz cebinizden ödüyorsunuz.
Ülkede vergi sistemi şöyle kurulmuş: Çalışan şu kadara çalışırım diyor. Meselâ, “2 bin TL’ye çalışırım” diyor. Ama bunun brütü ne kadardır? Vergi dilimi nedir, ne kadardır bilmez. Niye bilmez, hep 2 bin lirayı alıyor çünkü. Patron yakınır bu durumda, 4 bin TL brütü, 4200 TL yapmak zorunda.

Brüt maaşta anlaşılsa, çalışan ülkedeki vergi yükünü hisseder. Deseydi ki 4 bin TL brüt maaş ile çalışırım, ocak ayında eline 2860 TL geçecek, haziran da 2600 TL, aralıkta 2300 TL. Ne oldu? Vergi dilimi değişti, yüzde 27’ye çıktı. Çalışan ve işveren arasında brüt maaş kavramı oturmadığı için, çalışan üzerindeki vergi yükünü hissetmiyor.

Bir de başka bir şey var. Gelir vergisi tarifesi yüzde 15’ten başlıyor. Yüzde 20, yüzde 27, yüzde 35’e kadar gidiyor. Milyon dolarlık futbolcunun ki sabit yüzde 15. Bugün çalışanın ücreti 6 ayda yüzde 20’lik dilime giriyor. Asgari ücretli bile son 3 ayda yüzde 20’lik dilime giriyor. Futbolcu 10 milyon dolar transfer parası alıyor. Adı ücret. Gelir vergisi kanununun geçici 72. maddesi ile sabit stopaj yüzde 15. Onu da kulüp ödüyor. Futbolcu 1 TL vergi ödemiyor. Bu arada kulüp de ödemiyor aslında.

2014 yılında futbol klüpleri de yeniden yapılandırmadan yararlanmıştı…

Evet, doğru hatırlıyorsunuz. Şimdi 6736 sayılı yasada (2016 Kasım) klüplere özel 72 taksit vergi affı getirildi. Spor gelişsin diye. Spor gelişsin de tarım körelsin mi? 166 spor kulübü 552 milyon TL yapılandırmaya gitti ve silinen borç tutarı toplamda %56 oranında.

Futbolcu vergisi, Fransa’da yüzde 40’larda, İngiltere’de yüzde 50’lerde, Almanya’da yüzde 45’lerde, Yunanistan’da yüzde 40’larda. Bugün sen Messi olarak 10 milyon dolar aldıysan, 5 – 5.5 milyon doları İspanya hükümetine ödüyorsun.

Dikkat edin, dünyadaki popüler futbolcular 33 – 34 yaşına geldi mi Türkiye’ye gelirler. Ronaldo’sundan tutun, Alex’ine kadar. Son darbeyi Türkiye’de vururlar geçerler, hiç vergi ödemezler. Türkiye Cumhuriyeti sporcular için vergi cennetidir. Hiç 24 yaşında gelen Messi gördünüz mü? 25 yaşında kariyerinin zirvesinde Ronaldo gördünüz mü Türkiye’de?

 

El-cezire/ Didem Özel Tümer


Keyword : radyo vakit -
Bookmark and Share
 

DİĞER HABERLER

Erdoğan, dünyanın beş merkez gücü ile masada ne konuşacak?
Erdoğan'ın, 17 Nisan günü içeride yaptığı ziyaretler ile Mayıs ayında dünyanın merkez ülkelerine yapacağı ziyaretleri birlikte değerlendirelim… Nasıl
23 Nisan 1920’deki rejim, hangi mutabakat ile değişti?
Son anayasa değişikliğine “Rejim değişiyor” diye karşı çıkan CHP’liler bir cevap verseler, çok memnun olacağım: “97. yıldönümünü kutladığımız 23 Ni
Rusya, Hindistan, Çin, ABD ve Brüksel ziyaretleri...
Bu olayı “büyütmemin” sebebi şu; New York Times gazetesinin NATO'yu Türkiye'ye karşı göreve çağıran 16 Nisan temalı haberi... “Türkiye NATO'nun öneml
Kirli Dünyanın Parçası olmuk
Medyatik ilahiyatçılar İslam dünyasındaki kargaşanın ilacı olarak laikliği savunmaya başladılar. Küresel noeliberal siyasetin teorik ve pratik duruşun
Atatürk TBMM Başkanlığı seçimini 1 oyla kazanmıştı
23 Nisan 1920 tarihinde Türk milletinin iradesini temsil eden Birinci Büyük Millet Meclisi açıldı. 24 Nisan'da Meclis Başkanlığı seçimi yapıldı. Adayl
Referandum sonuçlarına farklı bir bakış
Haydi AB! Göster kendini. “Eğer EVET çıkarsa, Türkiye’nin AB üyeliği HAYAL olur” diyen faşist ver kararını. EVET %52 civarında.. Ama sonuç belli. Ben
Ayak öptüren cumhurbaşkanından alın öptüren cumhurbaşkanına
İki fotoğraf duruyor masamda. Biri 1960'la- rın ortasında çekilmiş. 2. Cumhurbaşkanı İsmet İnönü muhtemelen bir kongrede sahneye doğru ağır adımlarl
Cumhurbaşkanı Erdoğan Sarıyer'de
"Yarın hep birlikte öyle bir reform yapalım ki yarın akşam Batı çıldırsın, kudursun. Teröristler çıldırsın, kudursun. Ama bu milletin asil evlatları y
Seçim
İslâm doğruluktur, doğruların dinidir. Benimseyenleri dosdoğru yapar. Eğriler İslâm olamazlar eğri kaldıkları sürece. Ya eğriliği terk edeceklerdir ve
İnkilap mı, İhtilal mi?
İnkılâp süreci yâni “dâvet etmek”, “zorluk karşısında sabır”, “direniş” vs. bunlar çok zorlu süreçlerdir. Zâten bu süreçlerden başarıyla geç(e)meyenle
1 -


Abdullah Yıldız

Namazımızda miracı yaşayabiliyor muyuz?

25/04/2017 - 15:03

Abdullah Yıldız
Ahmet Anapalı
Abdurrahman Dilipak
Ahmet Mercan
Ahmet Kekeç
Ahmed Kalkan
Ahmet Varol
Ahmet Taşgetiren
Akif Emre
Ali Kaçar
Ardan Zentürk
Ali Karahasanoğlu
Atasoy Müftüoğlu
Beşir Eryarsoy
Ceren Kenar
Cihan Aktaş
Coşkun Uzun
Dilek Buz
Ersoy Dede
Hamza Er
Hamdi Akan
Hayrettin Karaman
Hamza Türkmen
Halime Kökçe
Hikmet Ertürk
Hüseyin Alan
Hüseyin Gülerce
Hüseyin Bülbül
Ibrahim Karagül
Ismail Kılıçarslan
Ibrahim Sediyani
Kemal Songür
Kemal Öztürk
Kenan Alpay
Mehtap Yılmaz
Mehmet Durmuş
Merve Şebnem Oruç
Mustafa Bozacı
Mustafa Çelik
Murat Kayacan
Mustafa İslamoğlu
Mustafa Armağan
Nedret Ersanel
Osman Atalay
Osman Coşkun
Ramazan Kayan
Selahaddin E. Çakırgil
Süleyman Seyfi Öğün
Sükrü Hüseyinoğlu
Tülay Demircan Koyuncu
Taha Özhan
Yakup Döğer
Yavuz Bahadıroğlu
Yıldıray Oğur
Yiğit Bulut
Son Olayları Nasıl Değerlendiriyorsunuz
Oy Kullan Sonuçları Göster

www.radyovakit.com sadece internet üzerinden yayın yapmaktadır.
© 2007 Tüm Hakları Saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Destek :
bilgi@radyovakit.com  |  Yazılım & Sistem Yönetimi : Networkbil.Net

Evden eve nakliyat Gaziosmanpasa Evden eve nakliyat Eyüp Evden eve nakliyat Sultangazi Evden eve nakliyat Bayrampasa Evden eve nakliyat Günesli Evden eve nakliyat Sirinevler Evden eve nakliyat Yenibosna Evden eve nakliyat Küçükçekmece Evden eve nakliyat Basaksehir Evden eve nakliyat